3 Ocak 2026, Cumartesi
spot_img
Ana SayfaDİĞERARŞİV"Drazen Petrovic 5 sayı atınca 4 saat ağladı"

"Drazen Petrovic 5 sayı atınca 4 saat ağladı"

Geçtiğimiz günlerde 12 DABO Antrenör Semineri’nde katılımcılara 4 saatlik bir ders veren Faruk Kulenovic, TBF'den Buse Çeliker'e konuştu.

Eski Yugoslavya’nın en genç ve ilk yüksek eğitimli antrenörü olan Faruk Kulenovic, 1993 yılında bir trafik kazasında yaşamını yitiren Hırvat oyuncu Drazen Petrovic’in de antrenörlüğünü yapmıştı.

Bize kısaca kendinizden bahseder misiniz?
Basketbol oynamaya 13 yaşında başladım, 20 yaşına geldiğimde ikinci lig oyuncusuydum ve üst düzey bir oyuncu olamayacağımı anladığım zaman oynamayı bırakarak antrenör olmaya karar verdim. Bu sırada ekonomi okumaya da başlamıştım. Eski kulübüm küçük çocukları çalıştırmamı isteyince antrenörlük kariyerim başlamış oldu. İlk kez çalıştırdığım bu küçük takım ile Zagreb şampiyonu, daha sonra çalıştırdığım yıldız takım ile de Hırvatistan şampiyonluğunu kazandık. Bu başarılar benim için büyük sürprizdi ve önümü açtı. Genç takımla ulusal şampiyonada final oynadık. Sonrasında bana A takım yolu açıldı ve tüm bunlar olduğunda 22 yaşındaydım. Yugoslavya’nın basketbol tarihindeki en genç antrenör bendim. Bu işi daha ciddiye almalı ve zamanımı antrenörlük için harcamalı mıyım diye düşündüm. Spor bakanlığının bana önerdiği kursu kabul ettim ve 6 sömestrlik bir eğitim sonunda sadece basketbol değil, anatomi, fizyoloji, sosyoloji ve psikoloji konularında da yer aldığı kursu birinci olarak tamamladım. Sonra Amerika’ya gidip oradaki sistemi görmeye ve burayla karşılaştırmaya karar verdim. Böylece resmin tamamını görmüş oldum. Daha sonra Hırvatistan’da antrenörlük yapmaya başladım, ayrıca FIBA beni bütün dünyada eğitmenlik yapmam için işe aldı. İlk uluslararası deneyimimi de İsrail’de yaşadım. 3 yıl Alba Berlin’de antrenörlük yaptıktan sonra Fenerbahçe’ye geldim. Hem yardımcı hem de baş antrenör olarak farklı milli takımlar da çalıştırdım. 5 yıl eski Yugoslavya’da kaldıktan sonra Türkiye’ye döndüm ve Adapazarı’nda bir okulda 4 yıl görev yaptıktan sonra Darüşşafaka’da genel koordinatör olarak çalıştım.

Hırvatistan’ın ilk yüksek eğitimli antrenörü oldunuz. Bu nasıl oldu?
Eski Yugoslavya’daki spor akademileri inanılmaz zor bir eğitim veriyordu. Her şeyi hem pratikte hem de teoride geçmeniz gerekiyordu. Teoriden korkmuyordum ama pratik dersler öyle kolay değildi. Sözgelimi jimnastik; her hareketi yapmanız gerekiyordu. İlk iki yıl vücudunuzu gerçekten jimnastik yapabilecek hale getiriyorlardı, üçüncü yılda da bunu bir spor olarak yapmanızı bekliyorlardı. 1.82 boyundaydım, benim için bu çok zor değildi ama basketbol oyuncularını düşünsenize. Onlara öne ve geriye salto yapmalarını söylüyorlardı. Bu neredeyse imkansız bir şeydi. Bunu yapamazsanız sınıfta kalıyordunuz. Sistem ile ilgili zamanla çok fazla şikayet gelmeye başlayınca değişikliğe gidildi. Sonrasında ise 2000 saatlik bir eğitimden geçtik. Ben de bu programı ilk tamamlayan kişi olduğum için bu unvanı kazandım.

Genç yaşta trafik kazasında hayatını kaybeden Drazen Petrovic’in antrenörlüğünü de yaptınız. Onun hakkında neler anlatabilirsiniz?
Böyle bir oyuncu ile çalışmak insanın başına milyonda bir gelir ve ben bu şansa sahip oldum. Ona antrenörlük yapmaya başladığımda kamptaydık. Yazın en iyi 30 oyuncuyu toplayıp 15 günlük kamplar yapardık. Bu kamplarda sadece teknik ağırlıklı bire bir oyunları öğretiyorduk. 3 yıl boyunca Drazen Petrovic bu kamplara katıldı. Sonra beni eski Yugoslavya Yıldız Milli Takımı antrenörlüğüne getirdiler. Balkan şampiyonası için İstanbul’a geldik. O zamanlar Türk Takımı’nın yıldızı Emir Turamdı. Şampiyonayı üçüncü sırada tamamladık. Yugoslavya U-22 takımlarında antrenör olduğum zaman takımları Amerika’ya kolej takımlarını görmeleri için götürüyorduk. Hırvatistan takımını götürdüğümüzde Drazen de o takımdaydı. Daha sonra birinci ligde antrenörlük yaptığım takımda tekrar bir arada çalıştık. Daha öncesinde süre alamayan Drazen, ben takıma gittiğimde maç başına ortalama 20 dakika süre almaya başladı. Koraç Kupası finali ise onun için dönüm noktasıydı. Bir oyuncumuzun cezalı olmasından dolayı o, 40 dakika sahada kaldı ve 30 sayı buldu. O maçtan sonra da bir daha kenarda oturmadı. Koraç Kupası finalinde MVP seçildi ve bu olduğunda daha 16 yaşındaydı. Gerçekten milyonda bir gelecek bir yetenekti. Fiziksel olarak çok uzun veya güçlü değildi ama kafası bir bilgisayar gibi çalışıyordu. 35 yıl içinde birçok iyi oyuncuya antrenörlük yaptım ama onun gibisiyle çalışmadım. Hatası söylediğinde bir daha asla aynı hatayı yapmazdı. Konuşmamdan ihtiyacı olan şeyi alır ve yararına kullanırdı. Onun makine olduğunu düşünürdüm. 16-17 yaşında böyle bir şey gerçekten imkansızdı. Sadece kazanmaya odaklıydı.

Onunla ilgili unutamadığınız bir anınız var mı?
Bir keresinde Bulgaristan’a karşı oynamıştık ve 2 sayıyla maçı kaybetmiştik. Her maçta 25 sayı bulurken Drazen bu maçta sadece 5 sayı üretebilmişti. Maçtan sonra 4 saat boyunca ağladı. Bu süre içinde onu rahat bıraktım ve hiç kendisiyle konuşmadım. Akşam olunca yanıma çağırdım ve ona neden kaybettiğimizi sordum. “Çünkü yeterince sayı atamadım” dedi. Ben de “Evet bu bir gerçek ama neden 5 sayıdan fazla atamadın” diye sordum. “Bana pas vermediler, topu alamadığım için de sayı bulamadım” cevabını aldım. Peki, “Topu almak için ne yaptın” diye sorunca cevap veremedi. Top elindeyken mükemmeldi ama topsuz nasıl oynaması gerektiğini bilmiyordu. Sorunumuz buydu. “Sana pas atmaya çalıştılar ama top kaybı oldu çünkü top olmadan hareketlerin çok kısıtlı” dedim. Bu eleştiriyi o kadar dikkate aldı ki, bir sonraki maçta kendini değiştirmeye başladı. Takımdaki rakibi sayesinde de oyun kurucu pozisyonunda nasıl oynanacağını öğrendi ve sonrasında A Milli Takım’a seçildi.

Peki, kazayı duyduğunuzda neler hissettiniz?
Kaza olduğunda ben Berlin’deydim. Kızım sabah gelip Drazen’in bir araba kazasında öldüğünü söyledi. İnanamadım ve kızıma “Yanlış duymuş olmalısın” dedim. Sonra televizyonu açtım ve haberin doğru olduğunu gözlerimle gördüm. Kaza tam bir trajediydi. Polonya’da olimpiyat elemeleri dönüşünde Münih’e takımla değil kız arkadaşıyla dönmeye karar vermişti ve sanırım ilk kez de aşık olmuştu. Arabada uyurken otobanın karşı şeridindeki bir kamyon 4 şeridi aşıp, 12 metrelik boşluğu geçmiş ve Drazen’ın olduğu arabaya çarpmış. Eğer uyumuyor olsaymış belki dizleriyle destek alıp kurtulabilirmiş fakat uyuduğu için boynu kırılmış. Kız arkadaşı tek bir sıyrık bile almadan kurtulmuş. Bu hikayeyi duyduğunuz zaman kadere inanıyorsunuz. Cenazesine 1 milyonluk nüfusa sahip ülkenin yarım milyon insanı gelmişti. Hala ölüm yıldönümünde yüzlerce insan mezarı başında mum yakıyor.

Günümüz Avrupa Basketbolu hakkında ne düşünüyorsunuz?
Avrupa Basketbolu savunmanın ön planda olduğu rekabet odaklı bir karaktere sahip. Açıkça söylemem gerekirse antrenör olarak takımların oyun sistemlerinde çok fazla yaratıcılık da göremiyorum. Pick and roll ağırlıklı setler yüzünden hızlı hücumları çok göremiyoruz ve oyun sürekli kontrol altın tutuluyor. Dünya Şampiyonası’ndaki milli takımlara bir bakın. Amerika takımının maç başına ortalama savunması 6 dakikaydı. En uzun hücumları da 18 saniyeydi. Bu duruma karşı kimse savunma oluşturamıyordu. Hep bir oyuncu açıkta kalıyordu. Diğer takımlar ise zaman problemi yaşıyordu. Çok fazla pick and roll olduğu için yavaşlıyorlardı. Avrupa basketbolunda kontrollü ama hızlı olmanın öğrenilmesi ve bir değişiminin yaşanması gerektiğini düşünüyorum.

Son olarak örnek aldığınız antrenörü sorsak…
Nasıl çalıştığını, neler yaptığını izleyebildiğim ve bu zamana kadar gördüğüm en iyi antrenör Bobby Knight. Avrupa’da ise hala eski Yugoslavya tarzını sürdüren Bogdan Tanjevic.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler