İnanın en çok Orhun Ene için sevindim.Nerdeyse son yılların en yetenekli ve çalışkan coach'unun “İpini çekiyorduk.”Şans, çalışan ,bilgili ve dürüst insanların yanındadır.Hiç kimse kendine “Aslan payı” çıkarmasın.
Hele Büyük Britanya hiç konuşmasın “Bizim sayemizde bir üst gruba” geçtiniz diye.
O gün üstlerinde hiç bir baskı yoktu.Zaten olimpiyatlarda ev sahibi olarak hedefi ele geçirmişler.Karşılarında şampiyonanın en sıradan takımı vardı..
Yenmezsen, basketten hiç anlamayan ll. Elizabeth bile çok kızardı.Asıl teşekkür edilmesi gereken topluluk Polonya olmalıdır.İngiltere karşısında gerçek kalitesini göstermiştir.
Bizim maçta iyi oynuyor gözükmelerinin tek nedeni, teknik heyet ve oyuncularımızın,Litvanya yenilgisinden sonra bu maçı “Dinlenme olarak” ele alınmış ve bu düşünceyle mücadele bile etmemiştir.Yoksa bu sıradan takım potamıza 84 sayıyı nasıl kolayca bırakırdı.
Sonunda gerçek ortaya çıktı. Bir atımlık “Barut” bitti. Böylece hak etikleri “Eve dönme”seferi başlamış oldu onlar için.
Grubumuzda oynanan üç maçı strateji açısından birbirine çok benzetiyorum.
Türkiye-Polonya :
En güçlü silahı “Savunmayı” otelde unutan milli takımımız, sahada hayalet gibiydi.
İngilter-Polonya:
Dünya ikincisi takımı yendik. Hee Hee! İngiltere çantada keklik!
Türkiye-İspanya:
Biz Litvanya'ya iki çeyrekte 62 sayı atmış son şampiyon takımız, Türkiye kim ola. Pau Gasol bu maçta dinlensin, geri kalanlar işi bitirir.
Güzel oldu.Orhun Ene ve takım kendine geldi.Şimdi rakip Fransa.Şimdiye kadar yenilmediler.İnandığım tek şey, bu takımı yense yense milli takımımız yenebilir.





