Beklenen toplantı yapıldı ve Tanjeviç istifa ettiğini açıklayarak başarısız olmasının kendine göre nedenlerini anlattı.
Bizler canlı yayından seyrederken, orada olan yazılı ve görsel medya mensubu duayen büyüklerimizin de televizyondan seyreden bizlerden farkı yoktu. Sanki milli takımımız kötü sonuçlar almamış, hiç bir sorunumuz yokmuş, sadece sohbete gelmişler gibi davrandılar.(Nedense!)
Toplantıya katılanların hepsine sorulacak onlarca soru varken ( bir kaç kişi hariç) hiçbiri gerekli soruları sormadılar. Sordukları sorulara verilen cevaplarla toplantı tam bir çay saati sohbeti havasına girdi.
Bu bir ayrılık toplantısı gibi miydi? Hayır. Daha ziyade kamu oyunu avutma toplantısı havasındaydı. Sayın Tanjeviç nasıl bir yükleme yaptırdıysa bırakın oyuncuları Harun Erdenay bile hala yorgundu, bacağına giren krampla toplantı ciddiyeti yok oldu. Ortaya çıkan tabloda ise Tanjeviç'in yerine başkasının geleceği ama sistemin aynen devam edeceği, bildikleri yoldan ayrılmayacakları, hatta sayın Tanjeviç'in de onlarla bir şekilde beraber olacağı görüntüsü vardı.
Sayın Turgay Demirel gelinen durumun geçmişini anlatırken Tanjeviç'in hastalığı nedeniyle devamlı “yardımcı antrenörümüzle devam etmek istedik” ve” yardımcı antrenörümüzle anlaştık” diye konuştu. Nedense bir türlü Orhun Ene diyememesi TBF zihniyetinin değişmeyeceğinin, gene dostlar / düşmanlar ayırımın devam edeceğinin göstergesiydi sanki…
Bu durum Ümit Avcı'yı rahatsız ettiğinden sorusunun öncesinde sayın Turgay Demirel'e Orhun Ene ismini hatırlatmak mecburiyetinde kaldı.
Sayın Başkan açıklamalarında Tanjeviç'in istifasını kabul ettiklerini ve yeni baş antrenör için acele edeceklerini söylese de neden acele edeceklerini anlatmadı. Aklımıza gelen olasılıklar içerisinde “wildcard” almayı planlaması (alınan neticeler sonrasında ve elenen diğer ülkelere de bakacak olursak uzak ihtimal olarak görünüyor) ya da bir an önce bir antrenör ile anlaşarak eleştirilerden kurtulmak olabilir.
Bu aşamada TBF yönetenlerine sormak gerekir, bir yıla yaklaşan vaktiniz varken AĞUSTOS ayında başlayacak turnuvanın antrenörünü neden 3 TEMMUZ 'da açıkladınız? Madem acele etmeyi biliyordunuz, esas acele edilmesi gereken dönem Avrupa Şampiyonası öncesi değil miydi?
All Star kadroları (kadın/erkek) oyuncu seçimine dahi karışırken, yeni antrenör Kerem Tunçeri ve Cenk Akyol'u kadroya çağırırsa ne yapacaksınız?
Sisteminizdeki yanlışları kabul edip düzeltebilecek misiniz?
Son bir kaç gün içerisinde Ergin Ataman'ın verdiği demeçler sonrasında birlikte çalışmak uzak bir ihtimal görünüyor, çünkü Ataman'ın çalışmak için bazı şartları olacaktır. Sanırım bunların en önemlisi de haklı olarak kendi yardımcılarını ve diğer teknik kadrosunu seçmeyi istemektir. Sadece bu istek bile yıllardır yardımcı antrenör ve diğer teknik çalışanları atamaya alışkın TBF yönetenlerince kabul edilir mi?
Zaten TBF duyumlara göre Obradoviç için Fenerbahçe Ülker'e bir teklif götürerek seçimini gene yabancı antrenörden yana kullanmak istediğini göstermiş.
Bu durumun nasıl sonuçlanacağını zaman gösterecektir ama TBF’nin atacağı en doğru ilk adım bu dost / düşman ayırımına bir son vermek, kişisel kapris ve küslükleri sonlandırarak tüm camianın birlikte hareket etmesini sağlamak olmalıdır.
Başka önemli bir konu ise TBF yönetenlerinin federasyonu sadece milli takım (özellikle erkek takımı ) federasyonu olarak görmekten vazgeçip milli takımların var olmasını sağlayan oyuncuları yetiştiren, emek ve para harcayanın kulüplerimiz olduğu gerçeğini hatırlayarak tüm liglerimize gereken değer ve önemini vermektir.
Uzun lafın kısası, TBF'ye göre kurban verilmiş ve kaos sona erdirilmiştir, ancak gerçekte daha büyük bir kaosun içine gireceğiz gibi görünmektedir.
Bir de TBF’ye yazının konusu dışında bir sorum olacak. 2012 yılı EuroleagueFinal Four maçlarının İstanbul'a alınması için gereken teminat kimin tarafından ve neden yatırıldı? Bizleri bilgilendirmelerini rica ediyorum. Aklıma takıldı da…



