Ana SayfaDİĞERARŞİVButler kuralları / MURAT MURATHANOĞLU

Butler kuralları / MURAT MURATHANOĞLU

- Reklam -

NCAA’ler Play-Off’larının çok ismi vardır. “March Madness” mesela. Mart Çılgınlığı anlamına gelir. “The Big Dance” mesela. Büyük dans veya büyük balo anlamına gelir. Gonzaga Üniversitesi NCAA’lerin balolarında boy gösteren ilk Kül Kedisiydi. Kimsenin beklemediği şekilde sıkça büyük dansa gelir ve orada olmayı hak ettiğini gösterir ve giderdi. Yeni bir Kül Kedisi var NCAA’lerde ve onlar son dansı dans etmeden baloyu terk etme niyetinde değiller. Geçen sezon NCAA Finallerinde dev Duke Bluedevils’a bir sayıyla yenildiler ve şampiyonluğu kaçırdılar. Bu sezon ise en iyi oyuncuları Gordon Haywood erken profesyonel olup Utah Jazz forması giyiyor. Geçen sezon 37 maçta da ilk beş başlayan Willie Veasley ve bench’ten gelip enerji, savunma ve liderlik getiren Avery Jukes mezun oldular ve NCAA kariyerlerini noktaladılar. Ama Kül Kedisi yine Final Four’a kaldı, ve belki de süper atletlere donanmış Kentucky Üniversitesinden sonra da şampiyonluğun en büyük adayı. Orijinal Kül Kedisi hiçbir zaman Final Four yapamamıştı. Anlaşılan Kül Kedisinin en yeni modeli son dansı çok beğenmiş.

Coach Norman Dale bu Butler takımıyla, hatta bu Butler programıyla mutlaka gurur duyuyordur. Gelmiş geçmiş en iyi spor filmi olarak gösterilen Hoosiers’da Gene Hackman’ın canlandırdığı karakter Norman Dale. Basketbol delisi Indiana eyaletinde gerçekleşmiş bir şampiyonanın kahramanı olan Dale’ın basketbola en büyük katkısı nedir diye sorarsanız? Herkes maçların kağıt üstünde değil parkeler üzerinde oynandığını ispatlamış olması diyecektir. Ama bence en büyük katkısı nerede oynarsan oyna, rakip kim olursa olsun, kaç kişi maçı izliyorsa izlesin, çemberin yerden yüksekliği değişmez. 3.05 metre veya 10 feet. Hep aynıdır. Çok küçük bir okuldan olan oyuncularının eyalet finalinin yapılacağı dev salona girdiklerinde tedirginliklerini hisseden coach Dale bunu ispatlar. Alır metreyi ve çemberin yüksekliğini ölçer. Biz işimize bakalım, yapabildiklerimiz yapalım, yüreğimizi parkelerin üzerinde bırakalım. Bakalım ne olacak? Çünkü çember aynı çember.

Butler Üniversitesini hayranlıkla izlerken ister istemez insanın aklına Hoosiers geliyor. Butler coach’u Brad Stevens’ın coach Norman Dale ile kişiliği çok farklı ama prensipleri aynı. Butler’da Indiana eyaletinin okulu. Ama bir üniversite. Eyaletin üç dev okulu Indiana Hoosiers, Purdue Boilermakers ve Notre Dame Fighthing Irish’dan sonra çok sonra gelirler. Bütçe olarak, öğrenci sayısı olarak, nam ve ün olarak. Hatta son bir iki yıla kadar birisi Indiana eyaletindeki üniversiteleri say deseydi, Larry Bird’ün forma giydiği Indiana State bile çok önce akıllara gelirdi. Butler’ın öğrenci sayısı 4.500. Benim mezun olduğum Illinois Üniversitesinde bazı derslerimde o kadar öğrenci vardı (Tamam, biraz abarttım.). Bütçe demişken, Butler Üniversitesinin basketbol takımının lise oyuncularını izlemek, beğenmek, ikna etmek ve bursa bağlamak (Buna recruiting denir) için yıllık bütçesi $ 60.000. Örneğin Kentucky Üniversitesinin $ 600.000 civarında. Üstelik Kentucky’nin “ikna” etmeye çalıştığı oyuncuları lise birinci sınıftan itibaren tüm ABD tanıyorken, Butler’ın aldığı oyuncular kendi eyaletleri dışında pek isim yapmamış türden oyunculardır. Nam ve ün demişken! Butler’ın başarısının sırrı genç, yetenekli ve kendini basketbola adamış tecrübesiz coach’lara şans vermek. Thad Motta ki şu anda normal sezonu birinci sırada bitiren Ohio State Buckeyes’ın başında. Todd Lickliter ki Butler’dan Big 10 Ligi takımlarından Iowa Hawkeyes’ın başına geçti. Şimdi de Brad Stevens.

Bütün Amerika onu konuşuyor ve artık hikayesini biliyor ama Stevens daha coach olmadan nerede olmak istediğini bilir gibiymiş. Öyküsü bana Sam Presti’nin San Antonio Spurs’e giriş ve yükseliş öyküsünü çok hatırlatıyor. Indiana’nın kasabalarından Zionsville’da büyüyor. Basketbol hastası ama yeterince iyi değil. Indiana, Purdue, Notre Dame ve hatta Butler bile yüzüne bakmıyor, o da DePauw Üniversitesinin (DePaul değil DePauw) bursunu kabul ediyor. Orada hem ekonomi uzmanı oluyor, hem de 3 kez Akademik All-Amerikan adayı. Tabii ki adaylığının nedeni basketbolundan daha çok sınıftaki başarısı. Mezun olunca Eli Lilly Firmasında işe giriyor. Ama mutlu değil. Basketboldan kopamıyor, işi gücü bırakıyor ve hiçbir ücret talep etmeden Butler Üniversitesine gönüllü olarak gidiyor. Bir yıl sonra kendini o kadar gösteriyor ki, Todd Lickliter onu asistanı yapıyor. 2007 yılına kadar müthiş bir başarı gösteriyor, sürekli merdiveni çıkıyor ve Lickliter Iowa’ya gidince takımın başına geçiyor.

Ancak Butler’ın başarısını ölçmek için coach, oyuncu veya idarecilere odaklanırsanız yanılırsınız. Butler’ın başarısının sırrı kurallarında. Kalıplaşmış, benimsenmiş, başarıyı getireceğine inanılmış “The Butler Way” dedikleri kuralları. Bilinmeyeni keşfetmemiş Butler. Butler Way 2006 yılından beri gündemde. Spor medyası ve spor basını bu tarifi o zamandan beri kullanıyor. Bu kuralları uygulamaya koyan Tony Hinkle ise 1992 yılında 93 yaşında öldü. Şu anda takımın maçlarını oynadığı Hinkle Salonuna ismini verdi. 1921 yılında Butler’a asistan coach olarak geldi ve uzun süre kaldı. 1926 yılında Butler’ın coach’u oldu (Hem de üç sporda) ve 1970 yılına kadar basketbol takımının başındaydı. Bu arada II. Dünya Savaşı sırasında 3 yıl ücretsiz izin alıp gidip savaştığını da hemen ekleyelim. Thad Motta’dan önce Butler basketbolunu 11 sezon yöneten Barry Collier ki şimdi de okulun Atletik Direktörü, 2006 yılında bir röportajda “The Butler Way” başarımızın sırrı diye açıkladığından basın ve medyada balıklama atladı. Butler ilk basketbol takımını 1896-1897 sezonunda sahaya sürmüştü. NCAA daha oluşmadan 1923-1924 sezonunda coach Harlan Page takımın başındayken AAU Ulusal Şampiyonlar, 1928-1929 sezonunda ise Hinkle takımın başındayken National şampiyonluğu kazanmışlardı.

Buraya kadar Butler’ı anlatırken, Butler Kanunlarını biraz gizemli bir şekilde soktuysam, adeta sanki üniversite kampusunun bir yerinde sihirli bir pınar veya oyunculara dağıtılan insanların basketbol kapasitelerinin tam olarak ortaya çıkmasını sağlayan “Limitless” veya “Limit Yok” filminde olduğu gibi NZT-48 hapı varmış havasını yarattıysam özür dilerim. Hinkle’ın başarının sırrı olarak ortaya attığı ve daha sonra “The Butler Way” kanunları olarak yerleşen ve Butler’da okumak, oynamak ve öğretmek isteyen herkesin de peşinen kabullenip uyacakları kanunları nedir?

1) Tevazu: Alçak gönüllü olmak ve kendimizin zaaflarını ve güçlü yönlerimizi çok iyi bilmek.
2) Tutku: Asla yeterince iyiyim demeden, mükemmelliğe ulaşmak için çabalamak. Yorulmadan, pes etmeden, moral bozmadan.
3) Birlik: Takımın başarısı bireysel her hangi bir başarıdan önce gelir. Uyum, ahenk ve bütünlük sağlandığında çok yol alınmıştır.
4) Vazifelik: Size verilmiş vazife ne olursa olsun, onu yerine getirmeniz gerektiğinin bilincinde olmak. Onu gerçekleştirmek elinizden gelen herşeyi yapmak.
5) Minnettarlık: Her şeyden bir şey öğrenilir. İyi veya kötü, beklenen veya beklenmeyen her gelişmeden bir şeyler öğrenip, ders çıkaracağımız için minnettar olmalıyız.

“The Butler Way” biraz günümüzün gencine daha uygun şekle gelirse;
1) Takım oyunu anlayışı ve inancı
2) Savunma sertliği ve yardımlaşma
3) Basketbolu paylaşmak ve birbirinizi çok iyi tanımak
4) Asla pes etmemek ve her düştüğünde ayağa kalkmak
5) Herşeyinizi vererek maçı oynamak

Hangi iyi coach bu sıralamadakilerden birisine itiraz eder, veya her hangisi listeden çıkartmak ister? Tabii ki başarılı olmak isteyen hiçbir coach. Burada başarının sırrı, üniversitede üçüncü veya dördüncü sınıf talebeleri olmuş kişilerin yenilerin bunları bilmesini, bunlara inanmasını, bunları uygulaması ve işler kötü gittiğinde asla bunlardan vazgeçmemeyi alışkanlık haline getirmek. Bu takım bu yılın Haywood’u denilebilecek Matt Howard’ı kaybediyor. Takımın lideri ve en skorer oyuncusu olan Howard mezun oluyor ve sadece o değil. Shawn Vanzant, Zach Hahn, Grant Leiendecker ve Alex Anglin dört yılı dolacak olan diğer isimler. Vanzant ve Hahn rotasyonun önemli isimleri. Ama Butler için üzülmeyin. Takımın Howard’dan sonra en önemli isimleri Shelvin Mack (Üçüncü sınıf öğrencisi), Andrew Smith (İkinci sınıf öğrencisi) ve Khyle Marshall (Birinci sınıf öğrencisi) ve hepsi öğrendiklerini, inandıklarını onlardan sonra gelenlere anlatıyor, aşıyorlar, inandırıyorlar. Shelvin Mack ve gelecek yıl mezun olacak olan Ronald Nored gelecek yılki takımın liderleri olacak. Tüm oyuncular bir yıl daha tecrübeli, bir yıl daha Butler’lı bir yıl daha inançlı olacaklar.

Ancak bu parçaları hep bir arada tutmayı başaran zamk takımın coach’ları olmuştur. Onlar bu kurallara bire bir inanmazsa veya uymazsa oyuncuları nasıl inanabilir ki? Brad Stevens okulunu iki kez Final Four’a götüren en genç coach oldu. Sakinliği, soğukkanlılığı ve duruşu müthiş. Bir basketbol coach’undan çok işini çok iyi bilen bir mali danışman gibi. Florida maçı nefesleri kesmiş ve her iki takımda can alıp, can vermişti. Maç bitti Florida coach’u Billy Donovan’ın elini sıkarken ne demiş biliyor musunuz? “Coach tebrikler. Ben çok şanslıydım. Bugün benden maçı çok daha etkili ve iyi yönettin.”. Butler antrenmalarını sabah 6:00’da yapıyor. Oyuncular kendilerine iyi bakmak, erken yatmak ve sağlıklı yaşamak zorunda. Aynı şey Stevens için de geçerli. Bir kere olsun bugün de antrenmanı yardımcılarımdan birisi yaptırsın dediği gün bu tılsım bozulur.

Butler’a artık Kül Kedisi demek komik olur. Houston’da oynanacak olan Final Four’un en tecrübeli takımı onlar olacak. Kimsenin çok fazla dikkat etmediği, ama kendi sistemlerine uygun, kişilikleri Butler kurallarıyla barışık olabilecek lise oyuncularını alıp onları pes etmeyen, herşeyini veren, takım oyunu oynayan, bir takım haline getirebilmenin neleri ortaya çıkarabileceğini hep beraber görüyoruz. Tarih görüyoruz. Hem de Butler usulü.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler