Başbakan Erdoğan’a ‘madalya ve olimpiyat’ sözü veren A Milli Basketbol Takımı, Sırbistan’a yenilerek, Avrupa Şampiyonası’na erkenden havlu attı.
BAŞARI için ter döken ama tarafınızdan harcanmış devlerimiz başları yukarıda dönsünler ama sen orada kal Turgay Bey…
Tüm zamanların belki de en iyi kadrosuyla Avrupa Şampiyonası’ndan, ilk 8’e giremeden dönmemizin tek sorumlusu Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel’dir… Lütuflarına mazhar olduğun, ‘madalya ve olimpiyata katılma sözü’ verdiğin sayın Başbakan’a hemen görevi iade etmelisin. Takdir ve tekdir kamusal görev yapanların yolunu belirler. Hala hesabını veremediğin 2010 Dünya İkinciliği ödülleri muammasını korurken bu kez ulusumuza kaybettirdiklerin parayla ölçülmez. Turgay Demirel’in kaprise yolculuğu acı bitti. Basketbol Milli Takımı bir kere daha Avrupa’nın ilk 8’ine bile giremedi. Londra Olimpiyatları’na katılma hayali sona erdi.
Keyfinin takımını kuran Bay Kapris
Yıllar içinde, Mehmet Okur ve Ermal Kurtoğlu, son olarak da Semih Erden’den takımı mahrum eden, ‘keyfinin takımını kuran’ Bay Kapris’i tekerlek kırılmadan 6 ay önce uyarmaya başladım; ağabeyden devşirilen, ‘çekirdeğini beraber oynadığı oyuncuların oluşturduğu milli takıma Orhun Ene’den KOÇ olmaz. 2 aylık başarısız hazırlık dönemi sonrası ‘Tanjevic mademki koordinatör, bari kenara o çıksın ki otorite sağlansın’ dedim. Orhun Ene maç yönetim anlayış/sızlığını, kör değneğini ellemişçesine, her maça Hidayet, Kerem, Ömer Onan’la başlamaktan ileri götüremedi.
Maçı koçumuz hediye etti
Maça bermutat tutuk başladık. Sırplar hemen başta yakaladıkları 10-0’lık seriyle ileri fırladılar. İlk 5 dakika sonrası boyalı alanı kullanmaya karar vererek, Enes’in oyuna girişiyle toparlandıksa da 5’te 0 (sıfır) üçlük atış zorlamamız ilk çeyreği 18-11 yenik kapatmamıza neden oldu. ‘Sırpların ilk yarıyı önde bitirdikleri maçları kaybetmedikleri’ baskısı hatalarımızı arttırdıysa da Kerem, Hidayet ve Ersan’dan peş peşe gelen üçlükler oyunda kalmamızı sağladı. Hemen tüm istatistiklerde eşitlik varken, aleyhimize olan tek kategori ribaundlardı: 25-35.
Sırplar Teodosic’in zorlamasıyla dağıtırken nihayet aklı başına gelen ENE, uzunlarla içeriden oynamayı seçince ve de Enes mükemmel performans gösterince, maçı 53-56’ya getirdik. 3. çeyrekteki kör dövüşünde ise artık iş şansın seveceği tarafı seçmesine kaldı. Son saniyelerde maç sonunu oynayamamanın verdiği akıl tutulmasıyla son topu sahanın en sıcak adamı Ender’le kullanacağımıza topu onunla topu oyuna soktuk: 67-68. Eve dönüp beyaz sayfa açıp Milli Takımımızı ve onun yönetim şeklini ‘balığın baştan koktuğunu unutmadan’ yeniden yapılandırmalıyız.





