9 Mayıs 2026, Cumartesi
spot_img
Ana SayfaDİĞERARŞİVBir Aile Geleneğinin Mirasçısı: Aytuğ Ekti

Bir Aile Geleneğinin Mirasçısı: Aytuğ Ekti

- Advertisement -
- Advertisement -

A Klasmanı hakemlerimizin basketbol dışındaki hayatlarına ışık tuttuğumuz yazı serisinin bu haftaki konuğu Aytuğ Ekti.

Son 60 senede 7 basketbol hakemi çıkaran bir ailenin mensubu olan Aytuğ Ekti için aile mirasının şimdiki temsilcisi dememiz çok da yanlış olmaz. Babası Aydemir Ekti'nin 1996 yılında hakemliği bırakırken boynuna astığı düdüğü de bu mirasın adeta bir nişanesi. Her ne kadar habersiz bir şekilde gittiği Aday Hakem Kursu'na devam ederken “hakem olayım sonra zaten yapmam” diye düşünse de 22 senedir sahada ve yaptığı işten oldukça zevk alıyor.

Basketbol hakemliğinin yanı sıra özel bir hastanede yönetici olarak görev yapan Ekti, iki mesleğin ortak bir noktada buluştuğunu şu sözlerle açıklıyor: “Her iki alanda da insan yönetiyorum aslında. İnsanları yönetip kuralları uygulamaya çalışıyorum. Alanlar farklı, yöntemler farklı ama mantık aynı.”

Aytuğ Ekti kimdir?

01.11.1973 Ankara doğumlu olan Aytuğ Ekti, Gazi Üniversitesi Beden Eğitimi ve Spor Yüksekokulu mezunu. Üniversite 2. sınıfta yarı zamanlı olarak başladığı sağlık sektöründe 22 yıldır çalışan Ekti, yıllar içinde sektörde sırası ile Eğitim Uzmanı, Proje Yöneticisi olarak görev yaptı ve son olarak yine özel bir hastanede Hastane Yöneticisi olarak halen görev yapmakta. Aslında mesleğiyle ilgili kendine hiç bir hedef koymadığını söyleyen tecrübeli hakem ekliyor: “Ama bu kararımdan hiç pişman olmadım. Kendimi geliştirdiğim sektörde yükselmek daha bir mutlu etti beni.” Hakemlik kariyerine 1993 senesinde başlayan Aytuğ Ekti 1995 senesinde B klasmanı, 2000 senesinde A klasmanı, 2005 senesinde ise FIBA hakemi oldu. Başarılı hakem evli  ve bir erkek çocuğu var.

Basketbola olan ilginiz nasıl başladı? Hakem olmadan öncesine ait basketbola dair bir anınız var mı?
Bizde basketbol aile mirasıdır. Ailedeki bütün kuzenlerim ve ben, az veya çok basketbolla ilgilendik. İlk oyuncaklarımız hep basketbol topu oldu. Bazılarımız profesyonel olarak oynadı bile. Ama hakemlik tarafı hep ağır bastı. Ailemizde aktif hakem olarak bir tek ben kaldım ama son 60 senede ailemizden 7 hakem çıktı.

Oyunculuk zamanıma dair en güzel anım, kuzenim Coşkun Şentaş’ın benim maçımı yönetmesiydi.

Basketbol hakemi olmaya nasıl karar verdiniz? Babanız ve amcanız da basketbol hakemi, bu durum siz için bir etken mi?
Amcam Özdemir Ekti basketbolu ailemizle tanıştıran kişidir. Kendisi 1964 senesinde Milli Hakemliği bıraktıktan sonra Ankara İl Temsilcisi ve Merkez Hakem Kurulu Üyeliği görevlerinde yaklaşık 22 sene görev yaptı.

Babam Aydemir Ekti 30 sene hakem olarak görev yaptıktan sonra, 18 sene de Ankara İl Temsilciliği, MHK Üyeliği ve en son Tekerlekli Basketbol MHK Başkanlığı görevlerini yürüttü.

Ben hiç hakem olmayı istemedim aslında. Ailede yeteri kadar hakem vardı zaten. 1993 senesinde amcam İl Temsilcisi ve aynı zamanda MHK üyeliği görevindeyken; bir gün beni Selim Sırrı Tarcan Spor Salonu’na çağırdı. Akşam 18:00 civarında salona girdim ama alakasız bir grup insan vardı bekleme salonunda. Rahmetli Alper Mütevvellioğlu ve babam da salondaydı. Alper Ağabey gruba seslenerek “Arkadaşlar herkes sınıfa” dedi. Ben tabii üstüme alınmadım ve amcamı aramaya giderken Alper Ağabey arkamdan seslendi “sen nereye gidiyorsun, girsene içeri”. Ben anlamadım ama saygıdan salona doğru yöneldim, niye içeri girmem gerektiğini hiç bilmiyordum. Meğerse Aday Hakem Kursu başlıyormuş. Haberim bile olmadan beni kursa yazdırmışlar, itiraz edeceğim diye de emr-i vaki yapmışlar amcamı kullanarak. İtiraz etme şansım olmadığından “hakem olayım sonra zaten yapmam” diyerek kursa devam ettim ve hakem oldum. Üstünden 22 sene geçmiş ben hala yapmayacağım hakemliğe devam ediyorum.

Peki, babanız nasıl baktı hakem olmanıza?
Zaten hakem olmamı kendisi istediği için inanılmaz destek oldu. Bu desteği sonucunda hakemliği çok sevdim ve 2005 senesinde de FIBA hakemi oldum. Basketbol tarihimizde baba oğul FIBA hakemi olarak tekiz.

Maçlara nasıl hazırlanıyorsunuz? Maçlardan önce uyguladığınız bir toteminiz var mı?
Maç tebliğ edildiği gün yaklaşık 1-2 saat maçı düşünürüm. Takımlar nasıl oynuyorlar, dikkat etmem gereken konular nelerdir kafamda bir analiz yaparım. Maçtan bir gün önce takımların son maçlarını seyretmeye ve o maçları yöneten arkadaşlarımdan bilgi almaya çalışırım. Maç günü ise maç öncesi kendi aramızda yaptığımız konuşmaya kadar maç ile ilgili konuşmamaya gayret ederim ve konsantre olmaya çalışırım.

Totem olarak ise salon soyunma odalarında hep aynı yerde giyinmeye gayret ederim. Ayrıca sahaya çıkarken parkeye ve saha orta çizgisinin tam ortasına sağ adımımla basarım.

Maçın stresini nasıl atıyorsunuz?
Evimde ailemle vakit geçirmek ve maç kötü geçmişse konuşmayıp başka şeylerle ilgilenerek durumu bertaraf etmeye çalışırım.

Basketbol hakemliğinizde geçmişe dönüp baktığınızda sizin için özel bir anı var mı?1996 senesinde Cumhurbaşkanlığı Kupası ile babam hakemliği bırakmıştı ve düdüğünü benim boynuma asarak bu yolda beni çok ciddi motive etmişti. Ayrıca aynı maçta babam ile Recep Ankaralı maça başlamış, 5. dakikasında babam yerini Murat Biricik’e devretmişti.

Yönettiğiniz ilk maçı hatırlıyor musunuz? O anları bizimle paylaşır mısınız?

1993 senesinde ilk maçımı babam ile yönettim. Çok heyecanlanmıştım. İlk 10 dakika hiç düdük çalamamıştım.

Bir basketbol hakemi olarak yaşadığınız en zor durum neydi?

Bir spor adamı olarak sporda şiddet ve küfür olaylarını anlamakta çok zorlanıyorum. İnsanların eğlenmek için geldikleri bir ortamda, amaçlarından sapıp bu tür olaylara başvurdukları durumda yapılması gerekenleri yapıyorum, ama anlayamıyorum. Böyle çok kötü olayların olduğu bir maç yönettim, oldukça zorlayıcıydı.

Basketbol hakemliğinin size kattığı en önemli artı ne oldu?
Hızlı ve doğru karar verme yeteneği. Kendi işimde de çok ciddi faydasını görüyorum.

Sosyal çevrenizde basketbol hakemi olduğunuzu öğrendiklerinde tepkiler nasıl olur genelde?
İnsanların alışık olmadıkları bir iş yapıyoruz. İlk tepkileri hep şaşırma yönünde. Hele bir de derbi ve final gibi maçları yönettiğimi öğrendiklerinde iyice şaşırıyorlar.

Hakem olmanın en cazip yanı ne sizce?
Hiç aklınızdan geçmeyen ülkeleri ve şehirleri görüyosunuz. Farklı kültürler ve insanlar tanıyosunuz.

Sokakta taraftarlardan ilginç reaksiyonlar aldığınız oldu mu?
Basketbol ile ilgisi olanların, ismimden veya yüzümden tanıdığı oluyor. Ama bugüne kadar sosyal ortamda ters bir reaksiyon almadım.

2006’da bir trafik kazası geçirerek yaralandınız ve bir süre hakemlikten uzak kaldınız. O dönemden bize biraz bahsedebilir misiniz?
Çok tatsız bir dönemdi. 13 kırık kemiğim vardı ve yaklaşık 4 ay basketboldan uzak kaldım. Yurt dışında iki tane Milli takımlar seviyesinde maça ve bir de Avrupa Şampiyonası’na gidememiştim. Kaza yaz döneminde olduğu için kendi ligimizde gecikmeli de olsa görev almaya başlamıştım.

Basketbol hakemliğinin yanı sıra özel bir hastanede yönetici olarak çalışıyorsunuz. Hakemlik ve yöneticiliği birlikte yürütmek nasıl bir deneyim?
22 senedir özel sektörde çalıştığım için hakemlikle beraber götürmek ciddi sıkıntılı bir konu benim için. Türkiye’de olan maçlar için izin konusuna bir şekilde formül buluyorum ama yurt dışı maçları gerçekten zorluyor beni.

Her iki alanda da insan yönetiyorum aslında. İnsanları yönetip kuralları uygulamaya çalışıyorum. Alanlar farklı, yöntemler farklı ama mantık aynı.

Sanırım size tam bir Ankara aşığı diyebiliriz. Neden Ankara? Burada bir gününüz nasıl geçiyor?
Ankara benim için çok şey ifade ediyor. Doğduğum, büyüdüğüm ve hala yaşadığım şehir. Her hafta seyahat eden biri olarak Ankara’ya döndüğümde her zaman mutlu oluyorum. “İnsan memleketini neden sever, başka çaresi yoktur da ondan “ Bu söz Vizontele filminde Altan Erkekli’nin söylediği bir repliktir ve ben çok severim. Neden Ankara’ya aşığım, sebebi bu herhalde.

Günüm nasıl mı geçiyor? Çalışarak…

Ankara’ya gelen yabancılara nereleri gezmelerini tavsiye edersiniz?
Eşimle benim en sevdiğimiz yer Ankara Kalesi ve Hamamönü. Eski Ankara evleri restore edildi ve inanılmaz otantik oldu. Hatta her ilk bahar zamanı eşimle bu yöreyi gezer, Pirinç Han’da antika dükkanlarını gezer ve sonra Gramafon Cafe’de, gramafonda çalan plaktan çıkan güzel tınılar eşliğinde Türk kahvesi içeriz.

Evcil hayvanınız var mı? Varsa sahiplenmeye nasıl karar verdiniz?

Bir köpeğim olmasını gençlik zamanlarımda çok istemiştim ama ev ortamında çok zor olacağından ve annemin istememesi dolayısıyla vazgeçtim.

Basketbol dışında ilgilendiğiniz hobileriniz var mı?

Sinema ve müzik. Çok ciddi arşivlerim vardır. Her türlü müziği dinlerim. Ayrıca ailem ile seyahat etmekten çok keyif alırım.

Sizi en çok etkileyen film hangisiydi? Neden?

Olağan Şüpheliler. “Tanıdığınız kişi, aslında olduğuna inandığınız kişi olmayabilir.” Çok ciddi bir dersti benim için.

Peki dizilerle aranız nasıl?

Uzun seneler süren diziler sıkıyor beni ama Game of Thrones hariç. Gerçekten bir sezon sonrasını bekliyorum. Yerli dizi olarak Yeditepe İstanbul çok keyif vermişti bana.

Sizce Jon Snow öldü mü?
Jon Snow bence ölmedi. Belki de böyle olmasını istediğim içindir

En sevdiğiniz aktör ve aktris?

Uğur Polat – Hümeyra  /  Sean Connery – Meg Ryan

Boş zamanlarınızda konserlere gidiyor musunuz? En çok etkilendiğiniz konser hangisiydi?
Yaz konserlerine gitmeyi çok seviyorum. Ama Ankara bu anlamda kısır bir şehir. İstanbul'da Harbiye Açık Hava'da eşimle beraber gittiğimiz Funda Arar konserini unutmam, çok keyif almıştım.

En sevdiğiniz albüm hangisi?
Manga – Şehr-i Hüzün çok sevdiğim ve çok etkilendiğim albümdür.

En büyük hayaliniz ve gerçekleştirmek istediğiniz projeleriniz nelerdir?Çok klasik bir hayalim var aslında. Küçük sakin bir sahil kasabasında ailem ile birlikte 4 masalı bir balık restaurantı açmak. Müşteri gelirse onlar yer, kimse gelmez ise biz yeriz

Bir erkek çocuğunuz var. Onun basketbolla arası nasıl, ilerde basketbol hakemi olmasını ister misiniz?
Oğlum Dora’nın basketbol ile maalesef pek ilgisi yok. Şu anda 8 yaşında; yaklaşık 3 senedir piyano çalıyor. Ayrıca ciddi şekilde yabancı dile eğilimi var. Bu iki branş ile şu anda çok mutlu. Ama ileride basketbola ve hakemliğe merak sarar ve ilgilenmek ister ise tabii ki sonuna kadar desteklerim.

Basketbol hakemi olmanızın ailenize ne gibi yansımaları oluyor?
Aileme maalesef kötü bir yansıması oluyor. Tatil yapamamak ve hafta sonlarını beraber geçirememek çok ciddi sıkıntı oluyor. Yaptığım iş ile ilgili gurur kısmı ise hepimizi mutlu ediyor.

Sizi en çok ne mutlu eder ve en çok ne kızdırır?
Ben çok küçük şeylerle mutlu olabilen biriyim. Küçük sürprizler. Kendimi anlatamamak beni gerçekten çok kızdırıyor.

Hayattaki olmazsa olmaz dediğiniz 3 şey nedir?

Oğlum Dora
Sevgi ve saygı
Hayatın her alanında düzen ve huzur

En sık nereye seyahat edersiniz?
Hakemlik gereği İstanbul, kendi tercihlerimle İzmir ve yöresi.

Gideceğiniz yere karar verirken nelere dikkat edersiniz?
Gerçekten dinleneceğim, huzur bulacağım, kafamı dinleyeceğim ama eğlenmek istediğim zaman da imkanı olan yerleri tercih ederim. Ama deniz kenarı olması gerçekten önemli.

Bir gün mutlaka gitmek istiyorum dediğiniz yer neresidir?
Aç kalacağımı bile bile Japonya.

En sevdiğiniz kitap?
Dan Brown hayranıyım. Eserlerinin tamamı.

En sevdiğiniz yemek?
Etli yaprak sarması.


En sevdiğiniz dizi?
Game of Thrones / Yeditepe İstanbul

En çok dinlediğiniz müzik türü ve sanatçılar?
Her türlü müziği dinlerim ve arşivlerim. Ama çok gürültülü rock müzik hariç.

Eşinizin sizde en sevmediği özelliğiniz?
Hakemlik ve işim gereği her şeyi zamanında ve doğru yapmayı seven ve bu konuda takık olan biriyim. Eşim için tezcanlıyım ama bu benim hayata bakış açım. Her şey en kısa sürede en doğru şekilde çözülmeli benim için.

Röportaj: Damla Işık

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler