Fenerbahçe Ülker Genel Koordinatörü Aydın Örs, merak edilen soruları yanıtladı.
Milliyet gazetesinden Ümit Avcı ile konuşan Örs, soru işaretlerini silecek yanıtları verdi.
Spahija için Örs, “Antrenörü göndermek ya da göndermemek yönetim kurulunun kararı. Benim, eski bir antrenör olarak, zaten arkasında durmam gerekir. Risk konusunda da tam tersini düşünüyorum. Bu durumda antrenörü göndermek risktir. Başarı hep istikrarla gelmiştir. Alınan bazı yenilgiler nedeniyle coachu yollamak bizim gibi büyük bir kulüp için eksi puan olacaktır. Daha geçen sene bu takım Spahija ile hem ligi, hem kupayı kazandı, Euroleague’de ilk 8’i son anda kaybetti. Bu sene Spahija’nın yerinde olmak istemezdim. Sakatlıklar yüzünden sürekli değişen takım kimyası var. Bu hiç kolay değil” dedi.
İşte röportajın tamamı:
* Cumhurbaşkanlığı Kupası, Euroleague, Türkiye Kupası… Hedeflerin uzağında kalmanızın başlıca nedeni ne sizce? Geçen yılki kadro yapımızda değişiklikler oldu. Lavrinovic'in yerine Gist, Jasikecius'un yerine Jerrells, Kinsey'in yerine Bogdanovic geldi. Yani takımın 4'te 1'i yenilendi.
Baştan söyleyeyim. Ben sakatlık mazeretini antrenörlük kariyerimde hiç kullanmayan bir antrenördüm ama, bu sene yaşadıklarım gerçekten hiç görmediğimiz şeylerdi. Daha sezon başlamadan haber geldi Ukic sakatlandı, milli takımda da oynayamadı hatta. Ardından bir haber daha geldi, Tomas da milli takımda ciddi bir sakatlık geçirdi, ameliyat olması gerekecek diye. Zaten takımda yenilikler yapmışken bir de çok kritik isimlerin sakatlıkları gelince normal olarak düzen aksadı. Ama buna rağmen mücadele iyi bir seviyede devam etti. Cumhurbaşkanlığı Kupası'nı uzatmada da olsa kaybetmek moralleri bozmuşken, kötü başladığımız Euroleague'de ilk turu öyle ya da böyle lider bitirdik. Gerçi grubun kalitesi tartışıldı ama o gruptan Olympiakos final-four'a kaldı. Bilbao, CSKA'yı yenmesine rağmen son anda elendi. Cantu da ilk 8i son maçta kaybetti. İkinci tura geçtiğimiz zaman bazı sorunlarımız ortaya çıktı. Ömer ile Tomas gibi hem savunma hem hücumcu iki oyuncunun sakatlanması gerçekten bizi çok etkiledi. Ömer Avrupa'nın en iyi savunmacılarından, Marko da aynı şekilde ve biz ikisini birden kaybettik.
* O dönemde Jerrells da takımdan gönderildi. Zaten sakatlar varken, yerine oyuncu alınmadan göndermek doğru muydu?
Jerrells'ın gitmesinin performansıyla ilgisi yoktu. Bazı sistem dışı davranışları nedeniyle gönderildi. Oyun içinde bazı maçlarda bize çok önemli katkılar verdi, bunu gözardı edemeyiz. Ama sebep bu değildi. Anormal bir disiplin problemi olmadı, yani kavga-gürültü yaşanmadı. Ama sürekli memnuniyetsizlik hali, devamlı kimseyi, sistemi ya da oyunu beğenmeme hali, saha içinde sistemi aksatması gibi nedenler bardağı taşırdı ve böyle bir karar alındı. Bu tür etkenler nedeniyle en kötü ihtimalle 2. olabileceğimiz gruptan çıkamadık. Bu tabii ki herkesi kötü etkiledi. Ardından kendimizi tamir etme dönemine geçtik. Ligde iyi bir galibiyet serisi yakaladık ama yine bazı oyuncularımızın sakatlıkları ile sarsıldık. En son Engin'de bunu yaşadık.
Sonuçta elimizde tek bir hedef kaldı. Lig şampiyonluğu. Buna da ulaşacağımıza inanıyorum. Sonuçta 5 sezonda 4 kez şampiyon olmuş bir takımız. Geçen seneki takım anlayışı, savunma ve mücadele anlamında yükseliş, Ömer'in iyileşmesi, yeni transferimiz Finley'den beklediğimiz katkı beni umutlandırıyor.
* Sizin gibi hep adı savunmayla anılan bir ismin başında olduğu organizasyonda yeni transferlerin savunma konusunda yetersiz oluşu, bir çelişki değil mi?
Giden oyuncuların savunma düzeyine baktığımız zaman Kinsey için üst düzey savunmacı diyebiliriz. Jasikevicius ile Lavrinovic averaj savunmacılardı. Kaldı ki biz, önemli guardları Jerrells ile savunmuştuk. İstediği zaman çok iyi savunma yapabiliyordu. Gist'i de atletik özellikleriyle bize çok katkı vereceğini düşünerek almıştık. Baktığınız zaman üst seviyelerde oyuncu transfer etmeniz çok kolay değil. Sonuçta belli bir bütçeniz var. Hem basketbol yönüne bakıyorsunuz, hem maddi açıdan size uygun olması lazım. Açıkçası cambazlık yapıyorsunuz. Ben bu sene takıma katılan Bogdanovic'i son yılların en iyi transferi olduğunu düşünüyorum. Son dönemde savunmada da çok gayretli ve giderek katkısı artıyor. Ender görülen bir hücum yeteneğine sahip. Sonuçta ben transferlerimizin çok üst düzey, müthiş transferler olduğunu savunmuyorum ama takım olgusu içinde faydalı transferler olduğunu düşünüyorum. Tabii ki Jasikevicius ile Lavrinovic'in tecrübelerine, bulundukları takımlardaki katkıları yadsınamaz ama onların da çeşitli sorunları vardı, bu nedenle değişiklik yapmak zorunda kaldık.
* Özellikle Bandırma Kırmızı yenilgisinin ardından Spahija'nın gönderileceği konuşuldu. Herkes gitmesini bekliyordu ama siz arkasında durdunuz? Bu başarısızlıklara rağmen coachta ısrar etmek risk değil miydi?
Ben tam tersini düşünüyorum. Tabii ki antrenörü göndermek ya da göndermemek yönetim kurulunun kararı, benim arkasında durmam, eski bir antrenör olarak zaten zorunlu olduğum bir durum. Bu Neven olur, başkası olur… Ben böyle bir durumda antrenörü göndermenin risk olduğunu düşünüyorum. Burada başarılı olan kulüplere baktığımız zaman mutlak antrenörlük bazında inişler çıkışlar yaşamışlardır ama sonuçta başarı istikrarla gelmiştir. Tabii ki Fenerbahçe Ülker takımından başarı bekleniyor. Bu çok normal. Zaten böyle bir anıt yapan, salon yapan kulübün hedefi Euroleague'dir. Bu konuda herkes hemfikir. Ama alınan bazı yenilgiler nedeniyle coachu yollamak bizim gibi büyük bir kulüp için eksi puan olacaktır. Günlük neticelerle antrenörlerin değerlendirilmemesi lazım. Spahija dendiği zaman bir geçmişine de bakmak lazım. Daha geçen sene bu takım hem ligi hem kupayı kazandı, Euroleague'de ilk 8'i son anda kaybetti. Ben de antrenörlük yaptım. Ben bu seneki sakatlıklar içinde Spahija'nın yerinde olmak istemezdim. Ben de sorumlu konumdayım, ızdırap duyuyorum. Takımın devamlı değişen bir kimyası var. Bu hiç kolay değil. Bandırma Kırmızı yenilgisi de her takımın başına gelebilecek yenilgilerden birisi. Herkes bu tür yenilgiler yaşamıştır. Euroleague'den elenmenin moral bozukluğu içinde çıkılan bir maçtı, takım mücadele edemedi. Bandırma Kırmızı takımı da küme düşme potasında da olsa her maçta sonuna kadar mücadele eden bir takım. Onları da küçümsemek yanlış olur.
* Avrupa basınında sizin önce Ivkovic'le, ardından Obradovic'le anlaştığınız yazılıyor. Gelecek yıllar ilgili planlarınızda bu isimler var mı?
Bizim kulüp olarak önce önümüzü görmemiz lazım. Mayız ayında bir genel kurul var. Başkanımız ve iki yöneticimiz şu anda cezaevinde. Hepimizin dileği, isteği, gönlümüzde yatan şey, başkanımızın devam etmesi ama henüz kararını vermiş değil. Dolayısıyla genel kurulu bir görmemiz lazım. Sadece Spahija değil, onun yanında 7-8 oyuncumuzun da kontratı bitiyor. Biz geçen sene şubat ayında Ömer, Emir, Oğuz ve Kaya'nın kontratını yenilemiştik, bu sene yapamadık. Yeni gelecek yönetim bana da birlikte çalışıp çalışmama kararını bildirecek. Önümüzü şu anda göremediğimiz için hiçbir konuda karar alamıyoruz. Mayıs ayını bekleyeceğiz. Genel kurul üyelerinin oylarına tabii ki kimse hükmedemez ama ben başkanımızın devam kararı alması durumunda kesinlikle görevine devam edeceğini düşünüyorum. Sonuçta camia onun etrafında birleşmiş durumda. Mayıs ayından sonra her şey şekillenecek.
* Sezon içinde transfer söz konusu olduğunda hep oyuncu bulmanın zorluğundan söz edildi. Hatta oyun kurucu transferinde bile geç kaldığınızı düşünüyorum. Ama diğer yandan da Avrupa'daki takımların, hatta ülkemizde Beşiktaş'ın eksiklerini hemen doldurduğunu görüyoruz. Oyuncu bulmak gerçekten bu kadar zor muydu?
Saydığın kulüpler oyuncu buldu ama zamanlama çok önemli. Biz Jerrells'ı gönderdikten sonra Engin ve Hakan ile devam etme kararındaydık. Marko ile Ömer sakatlanınca biz forvet aramaya başladık. Ardından Ömer iyileşme sürecine girdi, Engin sakatlandı; yeniden guard arayışına girdik. Yani sakatlıklara göre biz transfere yön verdik. Diğer ekipler, sezon ortasında transfer yaptılar, bu dönemde kimse kontratlı oyuncusunu bırakmak istemiyor. Bir de yine bütçe olayı var. Biz çok değerli oyuncularla da görüştük, Aron Brooks, Patrick Mills gibi oyuncularla anlaşmaya çok yakındık, son anda NBA'i tercih ettiler.
* Yeni transfer Finley ciddi bir sakatlık geçirmişti, transfer ederken bu korkutmadımı sizi?
O konuda en ufak bir tereddütümüz kalmadı. Zaten çok detaylı bir kontrolden geçti. Kendisine 2-3 ay önce çeşitli kulüplerden de teklif gelmiş ama o dönemde hazır olmadığı gerekçesiyle kabul etmemiş. Bizimle henüz az sayıda idmanda birlikte oldu ama faydalı olabileceğini hemen gösterdi. Tabii ki zamana ihtiyacı olacak, yeni geldi, yorgun, farklı bir sisteme adapte olacak ama sakatlığıyla ilgili hiçbir izin kalmadığını söyleyebilirim. Şanssızlığı Banvit ve Galatasaray maçlarıyla başlayacak olması. O maçlarla değerlendirmek yanlış olabilir.
* Sezon sonu nerede olacaksınız? Ligde çok fazla şampiyonluk adayı var.
Ben şampiyon olacağımızı düşünüyorum. Çünkü o vizyon ve tecrübeye sahibiz. Final maçları geldiği zaman ortaya çıkan kazanma özellikleri nedeniyle oyuncularımıza güveniyorum. Tabii ki bu sene geçen yıldan daha zor olacak. Herkes 5 diyor ama ben 6 takım diyorum, Pınar Karşıyaka'yı da sayıyorum. Belki bench sıkıntıları var ama oynadıkları oyun ve sergiledikleri mücadeleyi takdir ediyorum. Dolayısıyla 6 takım arasında müthiş bir yarış izleriz diye tahmin ediyorum. Diğer iki takıma da haksızlık yapmak istemem ama kadro kalitesi anlamında bu 6 takım daha önde gözüküyor.
* Göreve geldiğinizde daha aktif gözüken bir Aydın Örs bekleniyordu, bu seneki sıkıntılar yaşanırken de, herkes neden müdahale etmediğinizi sordu. Müdahele etmediniz mi gerçekten?
Biz Spahija ile haftada iki gün mutlaka toplantı yapıyoruz. Daha çok teknik toplantılar bunlar. Sorunlarla ilgili de konuşuyoruz. Benim tavsiyelerim oluyor ama ben de aktif coachluktan buraya geldim. Benim antrenörlük kariyerimde en çok övündüğüm şey, kazandığım başarılardan çok, işime kimseyi karıştırmamamdır. Ben de burada benim sınırımın nerede başlayıp, nerede bittiğimin farkındayım. Benim coacha şunu söyle yap, bunu böyle yap demem doğru olur mu! Sonuçta coachun bir kişiliği, şahsiyeti backgroundu var. Bazı şeyleri insanlar yanlış da yapabilir. Zaman zaman kendisi de kabul ediyor yanlış yaptığını. Hangi antrenör yanlış yapmadı ki. Diğer konularda ise ben aktif olduğumu göstermeyebilirim, zaten o karakterde bir adam değilim. Bunu ben şurada şöyle yaptım, burada böyle yaptım diye anlatma durumunda değilim. Bizim Neven ile ilişkilerimiz konusunda da farklı şeyler yazıldı. Bizim ilişkimiz gayet medeni ölçülerde. Kendisini zaten hem insani özellikleri hem medeni ölçülerdeki özellikleriyle konuşulması anlaşılması kolay bir insan. Fikir ayrılıkları olur, tartışılır ama kavga etti ne demek? Çocuk değiliz ki biz!
* Bulunduğunuz konum herkesin hayal edeceği bir konum. Tanjevic'in de sizin yerinize aday olduğu konuşuluyor. Sizin kulağınıza böyle bir şey geldi mi, tepkiniz ne olur?
Benim kulağıma böyle bir şey gelmedi ama geçmişte yaşadıklarım dolayısıyla Türkiye'de olmayacak şey yok diyorum.
* Polemiklerden sürekli uzak kalan birisiniz ama geçtiğimiz aylarda Turgay Demirel'in bir açıklamasına tepki gösterdiniz. Sabrınız mı taştı diyelim, yoksa şartlar mı değişiyor?
Türkiye'de guard yetişmemesi sorununu bundan 15 sene önceki Naumoski dönemine getirdiği zaman ben müdahil olmak zorunda kaldım, çünkü bizi karalıyor sonuç olarak. Ben polemiğe girmek, yanıt vermiş olmak için değil, kendi fikrimi açıklamak için konuştum. Tam aksi Naumoski sayesinde basketbola başlayan, milli takımlarda oynayan bir çok isim var.
* Yine sizin adınız söylendiğinde akla gelen maddelerden bir tanesi de altyapı… Fenerbahçe'de alt yapı ne durumda?
Bu soruyu sorduğun için öncelikle teşekkür ediyorum. Çünkü benim en önemli misyonum, bu kulüpte alt yapıdan A takıma üst seviyede oyuncu getirmek. Tabii ki bunun zorlukları, geçmişte yaşananlar var. Ben buradaydım, değildim farketmez, Ömer Aşık ve Enes'in NBA'e gidişi gibi. Bizim amacımız üst düzey oyuncu yetiştirip, belli bir süre sonra Fenerbahçe'ye hizmet ettikten sonra en büyük hayalleri olan NBA'e göndermek. Bunun için de bazı projelerimiz var. Geçen sene planladığımız ama 3 Temmuz sürecinden sonra gerçekleştiremediğimiz bir pilot takımı var, Fenerbahçe Koleji'yle. İnşallah her şey yoluna girer ve seneye bunu başlatırız. Bunun yanında genç oyuncularımızı çifte lisans ile kiralık vererek onların tecrübe kazanmasını amaçladık. Çok iyi bir genç takımımız var. Altyapılarımızda bazı oyuncuları izlerken insanın ağzının suyu akıyor, onları inşallah çok iyi seviyelere getirebiliriz.Gelecek sezon oluşturacak kadroyu 14 kişi yapıp, gençlere daha çok kontenjan ayırmayı da istiyoruz. Genç oyuncuları devamlı araştırıyor, buluyor, çalıştırıyoruz. Biz o çocukları A Takım seviyesine getirip, sorumluluk vermeliyiz, bunu başaramazsak zaten görevimizi tam yapmamış oluruz. Bunun için de sabır lazım.
* Eklemek istedikleriniz?
Ben başkanımızın isteği ile farklı bir görevde de olsa buraya yeniden geldiğim için mutluyum. Benim ilk arzum, şampiyonluktan, kupadan daha önemli. Başkanımızın ve iki yöneticimizin en kısa sürede özgürlüklerine kavuşması. Bu kulübün Aziz Yıldırım'a ihtiyacı var. Ben de kendisiyle çalışmaktan bu gününe kadar mutluluk duydum, bundan sonra da aynı imkan olursa mutluluk duyarım. Bizim şu anda görevimiz Fenerbahçe Ülker basketbol takımını şampiyon yapmak, bunun için çalışacağız. Başkanımızın ön ayak olmasından sonra bize böyle bir salon kazandırdıkları için Ülker'e de teşekkür etmemiz lazım. Bizim oyuncularımızın şanslı olduğunu düşünüyorum. O salonda oynamak, antrenman yapmak, kendi evleri olduğunu bilerek orada oynamak çok önemli. Bu salonda oyuncu olmak gerçekten çok farklı bir duygu olmalı. Salonun açılışında başkanımızın olmaması tabii ki içimizi burktu.





