Fenerbahçe Ülker, basketbolda Avrupa'nın en iyi coachunu bünyesine katarak yaptığı hamleyi dün Tel Aviv'de tarihinin ilk Euroleague Final-Four'una yükselerek taçlandırdı.
Kariyerindeki 13. Final-Four'u Sarı-Lacivertli kulüpte bulan Obra'nın belki de yeryüzünün “en istikrarlı” coachu olduğunu söylemek abartı olmaz.
Gerçekten de Sırp çalıştırıcı, başarıya giden yolu açan “anahtar” gibi… Dün o ve kendisine inanmış 12 askeri, bence Sarı-Lacivertli kulübün bundan sonraki 10 yılda Avrupa'da koparacağı fırtınanın ilk rüzgarını estirdi Tel Aviv'de…
Dün de kötü başlanan maçta neşteri hemen vurup, farkın 9 sayıya çıktığı süreci kısa kesti Obra… Aksayan ikili oyun savunmasına Vesely-Zisis ikilisiyle çare üretip, Maccabi'ye önce freni koydu. Ardından da Goudelock'u tekrar sahaya sürüp, dizginleri eline aldı.
İlk maçta Vesely ve Kenan parlamıştı. 2. maçta, kariyerinde 3 yıldır dikiş tutturamayan Semih, adeta küllerinden doğmuş, Goudelock ile birlikte seriyi dönüşü olmayan yola sokmuştu. Dün ise sıra Yunan guard Zisis'teydi. Geldiği günden beri takıma artı değer kattığını üstüne basa basa dile getirdiğimiz oyuncu, bu kez tecrübesini konuşturdu. Hem direksiyonda takımı Emir'le birlikte çekip çevirirken hem de skora, Sarı-Lacivertli takıma geldiğinden bu yana ilk kez üst düzey katkı vererek galibiyette büyük pay sahibi oldu.
Fenerbahçe, düne kadar 13 farklı oyuncudan faydalanmıştı. Ve bunların hiçbiri ilk beşin sürekli “daimi” ismi değildi. İşte takım olmak böyle birşey…
Dün serinin ilk iki maçının parlayan iki isim Semih ve Kenan ödülü ilk beşte yer bularak alırken, Sarı-Lacivertli takım, en kritik anlarda 5 faulle kenara gelen Bjelica'nın eksikliğini dahi hissetmedi. İşte takım olmak böyle birşey…
Fenerbahçe Ülker, Türk basketbolunun tam 14 yıldır hasretini çektiği, birkaç kez kapısından döndüğü Final-Four'a hem de Maccabi Electra gibi son şampiyonu “eze eze” yükseldi. Maç bitiminde yazımı yazarken yanımdan geçen hemen tüm İsrailli gazeteci arkadaşlarım, sırtımı sıvazlayıp “Tebrikler, bu takım Final-Four'da şampiyon olur” dediler. Onlara katılmamak elde değil. Eğer adaletin terazisi, evsahibi Madrid diye şaşmazsa bu takım final de yapacak, şampiyon da olacak potansiyele sahip. Ve tabii başında Obradovic gibi kupaların gediklisi bir coach varken biza de arkamıza yaslanıp, onları keyifle izlemek düşecek.
KALİTE FARKI ORTAYA ÇIKTI
+ Dünkü oyunda, iki takım arasında kağıt üzerinde varolan kalite farkı belirgin biçimde ortaya çıktı. Kanarya'da kaptan Emir, Zisis'le birlikte taşın altına elini sokup, kritik anlarda hem saha içi organizasyona katkı verdi. 9 ribaund, 7 sayı ve 4 asistle klasını konuşturdu.
HERKES KATKI VERİYOR
+ Fenerbahçe Ülker'de her geçen maç biraz daha, sahada kimin, ne kadar süre aldığının önemi giderek azalıyor. Bu da oyuna her giren isimden katkının arttığının, “topyekün” verimliliğin en güzel göstergesi olarak göze çarpıyor.



