Tanjevic’in durumunu biliyorsunuz. Haydi bakalım söyleyin şimdi! Siz Turgay Demirel’in yerinde olsanız ne karar verirdiniz? Ulusal takımımızın önünde tarihinin en büyük sınavı var. 2010 Dünya Şampiyonası evimizde yapılacak ama 4 yıldır (tüm eleştirilere göğüs gererek) birlikte çalıştığınız teknik direktörünüz hastalandı. Şampiyonada ulusal takımın başında olması çok küçük bir olasılık. Bu durumda… Şu anda bir karar vermeniz gerekiyor: Ya yeni bir teknik direktör bulacaksınız ya da umutla Tanjevic’i bekleyeceksiniz… İçtenlikle söylüyorum: Gerçekten zor bir durum bu. Yeni bir teknik direktör arayışına girseniz, babanız kadar sevip saygı duyduğunuz Tanjevic’e ihanet etmiş sayacaksınız kendinizi. Yok eğer… Tanjevic’i bekleyip, yardımcılarıyla yola devam eder ve işler de kötü giderse, bu ülkeye nasıl hesap vereceksiniz? Birileri çıkıp size “Yaşam devam ediyor, gösteri sürmeliydi” demez mi? Ülke meselesi bu! Aile şirketi konusu değil…
Şimdi de kendinizi Aziz Yıldırım’ın yerine koyun. Basketbol takımınızdan bu yıl şampiyonluk bekliyorsunuz ve bu şampiyonluğu yakalamak için (şu anda bile) en az yüzde elli şansınız var. Dünya kadar yatırım yapmışsınız, en kötü günlerde bile teknik direktörünüze arka çıkmışsınız ama… Gün bugün! Önünüzde play-off’lar var ve şu anda teknik direktörünüzden bir katkı bekleyebilecek durumda değilsiniz. Ya yardımcı antrenörlerle yola devam edeceksiniz; ya da yeni bir teknik direktörle anlaşacaksınız… Haydi yanıtlayın! Aziz Bey’in yerinde olsanız siz ne yapardınız? Play-off serilerinde koçların (olumlu veya olumsuz) katkıları, takımların alacağı sonuçlar üzerinde büyük etkendir. Bir mola, bir bakış, bir oyuncu değişikliği veya yerinde yapılan bir itiraz maçın akışını değiştirebilir. Ne yapacaksınız? Acemi bir biniciyle mi katılacaksınız bu yarışa, yoksa başka birini mi arayacaksınız şampiyon adayı atınıza binmesi için? Duygusal mı davranırdınız, yoksa kulüp için en doğru kararı vermeye mi çalışırdınız?
Hazır kendinizi başkalarının yerine koymaya başlamışken (empati) düşünün bakalım, siz Aydın Örs’ün yerinde olsanız, bugün Fenerbahçe Ülker’in ve/veya ulusal takımın başına geçer miydiniz? Bana sormayın. Ben korkmam! Toroğlu’nun söylediği gibi “Oynamadan kazanamazsın” diye düşünür, çıkardım sahneye. Örs ise… Neyse! Biz empati oyunu oynuyorduk. Örs’ün düşüncelerini karıştırmayalım bu işe…
Pekâlâ! Siz Oktay Mahmuti’nin yerinde olsanız ve şu sıralarda İtalya’dan, İspanya’dan veya Türkiye’deki büyük bir takımdan her an bir kontrat beklerken, ulusal takımın başına geçip kariyerinizi riske eder miydiniz? Büyük kulüpler eylül ayının sonuna kadar ulusal takımla uğraşacak bir teknik adamı almak istemeyebilirler. Bu nedenle… Eğer uzun vadeli profesyonel bir kontrat önerilmezse, Oktay’ın yalnızca ulusal takım teknik direktörlüğünü kabul edeceğini sanmıyorum. Ah! Eğer önüne daha büyük bir paket konulursa (Fenerbahçe Ülker+ulusal takım) işler değişebilir… Şimdi hemen “Ne yani, Oktay ulusal takımda görev önerilirse kabul etmez mi?” diye atlamayın konuya. Dedik ya: Empati oyunu bu. Kendinizi onun yerine koyun ve profesyonel bir kontratın yıllık 500 bin dolar civarında olduğunu düşünün. Diğer öneri ise büyük bir olasılıkla ulusal takımda ‘beleş’ görev olacaktır. Buyrun şimdi seçiminizi yapın!
Diğer bir olasılık da Fransa’da yıllardır görev yapan Erman Kunter’e “Ulusal takımın başına geç” denmesidir. Türk olmasa belki de Dünya Şampiyonası’nın favorilerinden Fransa ile Türkiye’ye gelmiş olabilecek Erman’ın yerinde olsanız bu öneriye “Evet” der miydiniz? Sizi bilmem ama (ben olsam) eğer Cholet’deki kontratıma (veya başka bir kontrata) zarar vermeyecekse, kalkar gelirdim Türkiye’ye. Yapardım görevimi… “Oktay ile Erman’ın farkı ne? O da eğer önerilirse gelip yapsın görevini” diyebilirsiniz ama fark şu: 500 bin dolar! Birinin kontratı sürüyor, diğeri ise bekleyişte…
Diğer adayların yerlerine de koyun dilerseniz kendinizi ama onların bazılarının yanıtları çok kolay. Örneğin, Orhun Ene… Siz onun yerinde olsanız ulusal takım baş atrenörlüğü görevini kabul eder miydiniz? “Eveeet!”leri duyar gibiyim. Haklısınız: Zaten yardımcı antrenör olarak görev yapmaktayken neden baş antrenörlüğü kabul etmeyesiniz ki? Üstelik… Bandırma Banvit ile çok başarılı bir sezon geçirmiş ve profesyonel kontratınız da yenilenmişken… Ne kaybedersiniz ki?
Bence Murat Didin de hemen ulusal takımın başına geçer ama Turgay ona ve (kafasını kesseniz) Ergin Ataman’a görev teklif etmez. Bunu bildiğim için bu oyuna onları katmıyorum. Yoksa… Her ikisi de ulusal takımda görev almayı hak edecek başarılara imza atmış ‘Törkish’ teknik adamlardır ama… Dedik ya! Olmayacak duaya empatik amin bile denmez…





