Anadolu Efes sezon başında gerek staff, gerekse oyuncu kadrosu olarak Ivkovic'in liderliğinde büyük bir değişime girdi . Yeni yabancılar getirildi ve altyapı oyuncularının zaman içinde “ana oyuncu” haline gelmesine katkı vermek bir proje olarak kabul edildi. Şu ana kadar da, özellikle Türkiye Kupası'nın kazanılmasının ardından gelişimin iyi sonuçlar verdiğini teslim etmemiz gerekir.
Ivkovic'in asistanları arasında genç yaşına rağmen uzun yıllar TBL'de koç olarak izlediğimiz Ahmet Çakı da var… Röportaj konuğumuz olan Çakı'ya hem kendi planlarını, hem Ivkovic, hem de takımla ilgili yorumlarını sorduk.
Önce kendisi ile ilgili sorularımız oldu ve şu yanıtları aldık:
“TOFAŞ'tan ayrıldıktan sonra bu sezon bir takımda çalışmayı çok düşünmüyor ve Euroleague takımlarında 1-2 aylık gözlem yapabileceğim olanakları araştırıyordum. Bu bağlamda Barcelona ve Maccabi ile bağlantılarım olmuştu. Anadolu Efes'ten teklif tabii ki çok mutlu oldum çünkü bir Euroleague takımını dışarıdan gözlemlemek yerine, mutfağında çalışmak, hele hele Ivkovic gibi bir büyük koçla mesai yapmak ve Anadolu Efes gibi büyük bir organizasyonun içinde bulunmak benim için çok daha yararlı olacaktı. Nitekim geride kalan 6 ayın sonunda çok mutlu olduğumu söyleyebilirim. Daha önce Avellino'da 6 ay Zara Markovski ile birlikte olmuştum ama tabii ki o dönem bir Euroleague düzeyinde olmamıştı. Anadolu Efes'e gelmekle çok doğru bir karar verdiğimi düşünüyorum.”
Ivkovic'i bizler her geçen gün biraz daha fazla tanıyoruz ama elbette onunla sürekli olan Ahmet Çakı'nın gözlemleri çok önemli. Çakı'ya bir diğer sorumuz Ivkovic ile ilgiliydi… Bakın neler söyledi:
“Koç basketbolu çok seven, yaşayan birisi ama. onu farklı kılan bütününde çok özel olması. İnsanlara yaklaşımı mükemmel. Herkese saygı gösteriyor ve bunun karşılığını aynı şekilde alıyor. Oyuncuları sadece basketbol olarak değil, her anlamda geliştirmek istiyor. O otobüste yediği yemeğin poşetini çöp kutusuna atmak için ayağa kalktığında, kendisini izleyen oyuncular da çöp kutusunu aramaya başlıyor. Onu oyuncuların başka insanlarla diyalogu da ilgilendiriyor. Lokantada garsona gösterdiği saygı etrafındaki herkes için örnek oluyor. Gaziantep'te ziyaret ettiğimiz müzedeki görevliyi saygıyla dinliyor ve ayrılırken de o görevliden büyük saygı görüyor. Sert gözüküyor ama son derece kibar ve mütevazi bir kişiliğe sahip. Oyunculara hem arkadaş, hem baba, hem lider gibi davranıyor ve kızgınlıklarını bile çok güzel aktarıyor.
Basketbol konusunda da her şeyi paylaşıyor, görüşlerimizi dinliyor, dikkate alıyor ve takım çalışmasına çok inanıyor. Maçta takımı yönetirken son derece soğukkanlı ve kendisinden emin. Maçların sonuçlarına çok odaklı olmadığı için kaybedilen maçlardan sonra olumlu kadar olumlu yönleri de atlamıyor ve maç sonu konuşmaları duygu patlaması yerine yapılamayanların nedenini irdelemek üzerine oluyor. Tahammülü olmayan tek konu ise istediği savunmanın yapılmaması. En çok buna tepki veriyor.”
Son soru başlığımız ise genel anlamda Anadolu Efes'in sezon başından bu yana katettiği mesafe ve oyuncuların durumu…
“İlk günle bugün arasında çok büyük fark görüyorum. Gerek takım, gerekse oyuncu gelişimi açısından çok olumlu aylar geçirdik. Skoru tek başına götürecek oyuncu olmadığı için Krstiv ve Huertel'e kadar hücumda sıkıntılarımız oldu ancak bunu son dönemde yüzde 100 olmasa da bu iki oyuncunun katılımının da etkisi ile aştık. Oyuncular bireysel hedefi olan ama takımın ortak noktasında buluşan, düzenin parçası olabilen karakterlere sahipler. Ivkovic her oyuncuya yardım etmek istiyor ama gençlere biraz daha fazla. Bizler de bu konuda yoğun çaba içindeyiz.”