Türkiye Malezya'daki FIBA toplantısında Dünya Şampiyonası ev sahipliği hakkını Fransa'nın önünde burun farkı ile kazanıyor ve Turgay Demirel ile ekibi 'haklı gurur' yaşıyordu.
Büyük olaydı Türk basketolu için…
Dört dörtlük bir hazırlık dönemi yaşanacak, salonlar, basın merkezleri, oteller, şunlar bunlar FIBA'nın emrine sunulacaktı.
Eh, çalıştık, çabaladık, son haftaya geldik…
Antalya olmadı, Kayseri verelim desek de, 28'inde top havaya atıldığında organizasyonun, 'inşaat, konaklama, tanıtım,sunum' gibi ayaklarını üstlenenler derin bir oh çekecek.
Çünkü aldıkları sorumluluğu yerine getirdiler…
Ne var ki, organizasyonun en önemli unsuru; milli takım fena aksıyor…
Sakın yanlış anlaşılmasın.
Almanya'daki turnuvada üst üste alınan 3 yenilgiyi falan kast etmiyorum. Hazırlık döneminde Almanlar'a da yenilirsin, Hırvatlar'a da Sırplar'a da…
Gelgelelim, şampiyonanın başlamasına 10-11 gün kalmışken, hala kadroya, hesapta olmayan adamları çağırıyorsan, adama 'yuh' derler…
Düşünsenize, bugünlerin hazırlığını güya 2004 yılından beri yapıyoruz…
Yani o gün, bahçeye bir vişne ağacı diksek şimdi reçelini yiyor olacaktık, ama hala bir oyun kurucu bulamadık.
Pes ki ne pes!
Bakıyorum son haberlere, Engin sakatlandı, Evren, o olmadı, Ender, ara sıcak Kerem verelim, yok, yok en iyisi Antalya'da tatil yapan Barış Ermiş'i kadroya çağıralım.
Bu bir sorumsuzluk, ciddiyetsizlik örneğidir..
Sakın yanlış anlaşılmasın, Barış kötü oyuncu değil. Efes'deki günlerinden de anımsadığım kadarı ile, eğer kafasını sahaya verirse iyi işler yapar, ama kürsüyü hedefleyen Türk Basketbol Milli Takımı, oyun kurucusunu şampiyonaya 10 gün kala havuz başından mı çağırır, lütfen bilen biri varsa çıksın açıklasın.
Haaa… İşin komik yanı, yarı koçsuz, yarı antrenörsüz paldır, küldür bir hazırlık dönemi geçiren 12 Dev Adam'dan belki de daha fittir bizim Barış Ermiş ama yöntem bu mudur sizce?
Eğer, takımın başında 'adam gibi' (yani sağlıklı, kafasını hastalığına değil işine vermiş) bir teknik adam olsaydı, görür de 1 numaradaki krizi ona göre önlemini mayısta, haziranda alırdı…
Ama hoca hasta, İzic havalarda, Orhun küskün derken geldik bugünlere…
Anlamadığım şey, TBF Başkanı Turgay Demirel, spordan gelme biridir, kaptanlık yapmıştır, şampiyonluk yaşamıştır ve bu işlerin ruhunu da bilir…
O niye önlemini almadı ev sahibi ülkenin patronu olarak anlamış değilim…
Niye çekemedi teknik kadronun kulağını, “Yedeğin de yedeğini hazır tutsanıza” diye…
Siz sevgili Ali Özsoy, siz Emir Turam ve diğer önemli isimler…
Siz niye uyarmadınız, “Arkadaşlar boru değil, dünya kupası bu…Aman haa..” diye..
Yalan mı!
Dünya Şampiyonası oynuyorsun ve ev sahibisin..
2010 Futbol Dünya Kupası'nın ev sahibi Güney Afrika gibi daha ilk turda taça çıkarsak, bir çuval incir 'berbat' olmayacak mı?
Üzülmeyecek miyiz?



