Sarı-kırmızılılar ilk periyotta zaferin işaretini verdi. Sinan Güler, McCollum, Lasme, Davis coştu. Galatasaray mutlu sona koştu…
Kimse kolay olacağını söyleyemezdi zaten. Sadece buna değeceğini vaat edebilirsiniz. Galatasaray sayısız duygunun bir yumak haline geldiği fiziksel ve zihinsel olarak her şeyini harcadığı bir 40 dakikanın ardından tarihindeki ilk Avrupa Kupası’na uzandı. Çok zor oldu, oynayan izleyen herkesi tüketti ama değdi. Hem de ne değdi. Galatasaray rüya senaryoyla girdi karşılaşmaya. Bir süredir istenen formdan uzak olan kaptan Sinan’ın başı çektiği müthiş bir hücumla 3/3 üç sayı isabeti geldi daha ilk 4 dakikada. Fransa’daki ilk maçta toplam 3/18 atan bir takım daha ne isteyebilir ki.
Attıkça coştu, coştukça attı sarı-kırmızılılar. Savunmada da Campbell’ı Göksenin’le kilitleyerek Strasbourg’u tamamen durdurdu. Sadece hücum ribaundları ve Collins’in bireysel yaratıcılığı ile direndi konuk ekip. Fark 13’e kadar çıktı, 10 dakikada 27 sayı attı temsilcimiz. Ama kolay olmayacak işte. İkinci çeyrekle birlikte oyun temposuna girmeye başlayan Strasbourg kendi oyununu oynamaya başladı. Kenardan gelen Duport, Howard’dan katkı alırken, sarı-kırmızılılar yedeklerinden sadece Davis’den katkı alabildi. Campbell da Göksenin prangasından kurtulup, organizasyonu ele alınca fark ne olduğunu anlamadan 3’e iniverdi. Çeyrek sonunda savunma bu defa Jerrels’la ayağa kalkınca devre 8’le bitti. İkinci yarıda da benzer senaryoyu bu sefer daha yoğun yaşadık.
Galatasaray iki kez kaçtı, iki kez geri geldi Fransız temsilcisi. Skordaki değişim izleyenlerin de ruh halini duygu yelpazesinin bir ucundan diğerine sürükledi durdu. İki defa çift haneler çıktı fark. İki defa ilk maçtaki fark seviyelerine geriledi. Oynayanlardan çok izleyenleri tüketti. 4 dakika kala 13 olan fark 9 metreden mucize bir üçlükle başlayan seri sonunda 6’ya indi son dakikada. Ama hep bir plan dahilinde oynadı Galatasaray. Oyunun kilitlendiği son çeyrekte tüm üretimi McCollum’a bırakıp çabayı savunmaya yönlendirdi. İlk maçta veya ilk yarıda isteneni veremeyen McCollum da bu defa kupanın kaderini belirleyeceği yerde görevini yaptı, hücumu taşıdı. Zaten herkes, her oyuncu rolünü oynadığı için geldi kupa. En fazla da herkesin fiziksel olarak bittiği o son dakikalarda, nerdeyse tüm maçı oynayan Sinan ve Lasme’nin sadece gayretle, kasta kalmayan kuvveti zihnin derinliklerinde bir yerden bularak gösterdikleri direnç kupayı getirdi. Zor oldu, çok zor oldu ama değdi. Hem de ne değdi.
G.SARAY-STRASBOURG
78-67
SALON: Abdi İpekçi
HAKEMLER: Christos Christodoulou (Yunanistan), Carmelo Paternico (İtalya), Piotr Pastusiak (Polonya)
GALATASARAY ODEABANK: Sinan Güler 14, Göksenin Köksal 8, Schilb 11, Micov 7, Lasme 16, Davis 6, McCollum 16, Jerrells
STRASBOURG: Beaubois 5, Campbell 10, Collins 16, Weems 7, Fofana 9, Leloup, Duport 8, Howard 7, Lacombe 5
1. PERİYOT: 27-16
DEVRE: 43-35 3. PERİYOT: 61-54
Kaynak: yeniyuzyil



