FIBA Kadınlar Euroleague'de final oynamayı hak etmiş bir takım neden şampiyon olmasın ? Hele de bu takım Fenerbahçe ise… Bu tabii ki çok kolay bir iş değil; bir de rakip UMMC Ekaterinburg gibi bu işe müthiş bir yatırım yapmış hatta bu uğurda Final 8 organizasyonunu kendi şehrine taşımış bir kulüpse. İlk olarak rakibimizi ele alacak olursak; en önemli özellikleri bir final maçında oyuna girebilecek 12 tane oyuncusu olması diyebiliriz. Ancak coachlar 'rotasyon yapacağım' diye ısrarlı olunca, bazen takıma zararlı oluyor. Ben şahsen çok rotasyon taraftarı bir coach değilim. Oyunu ve oyuncuların performansını yaşayıp hissederek coaching'den yanayım.
ÜÇ YILDIZ SÜRÜKLÜYOR
Ekaterinburg'un her ne kadar kadrosu geniş olsa da skoru sürükleyen 3 oyuncusu var. Bana göre sistemlerinin en önemli oyuncusu Candace Parker (1986 -1.93 m-Forvet), ardından herkesin yakından tanıdığı Diana Taurasi(1982 – 1.82 m- Guard) ve Sandrine Gruda (1987- 1.93 m- Pivot) geliyor. Çünkü Parker da aynı ski Fenerbahçeli yıldız Penny Taylor gibi her maç belirli bir üst seviye basketbol performansı sergiliyor. (15 sayı, 8 ribaund, 4 asist, 2 blok) bu tip bir oyuncu coach için büyük bir lükstür.
Diani Taurasi ise gerçekten seyredince ''Aman Allahım, bu nasıl birşey ?'' dedirten ama zaman zamanda''Herhalde bu başkası''' dediğiniz bir oyuncu. Gerçekten basketbol kendisine çok yakışıyor ama yakın ve sert savunmalar karşısında sinirlenmesi, double team'lerden her skorer gibi hoşlanmaması onun zayıf yönleri diye düşünüyorum. En önemlisi ise fast break veya transition'larda çok uzak mesafelerden ribaunda hiçbir takım arkadaşı olmasa bile ''Ben Taurisi'yim'' diyerek attığı zorlama şutlar. Oyunun her anında özellikle fast break'lerde savunmanın uyanık olması nasıl olsa o mesafeden topu kullanmaz diye boş bulunmaması lazım.
Sandrine Gruda ise pota altını domine eden sertlikten yılmayan tecrübeli ve hareketli bir uzun. Gruda ve Parker'ın boyalı alandaki üstünlüklerine ve hücum ribaundlarına dikkat etmeliyiz. Özellikle Quanitra Hollingsworth (1988 – 1.96 m-Pivot) ve Maria Stepanova (1979 – 2.03 m- Pivot)'nında olduğunu düşünürsek, mutlaka çember altını bu rotasyona güvenerek sert oynayacaklardır.
Onların sahasında ve seyircileri önünde oynadığımızı unutmayıp bilinçli olarak yapılacak hakem hataları vetahriklere kapılmamalıyız.
ÜÇ KISA (BİRSEL-CAPPIE-MERAL) KABUS OLDU
Fenerbahçe'de ise kaptan Birsel Vardarlı (1984- 1.75 m)'nın organizasyonu ve skor tehdidi çok önemli. Motive olmuş ve mental olarak hazır bir Birsel'in neler yapabileceğini çok iyi biliyorum. Esmeral Tunçluer (1980 – 1.75 m) de süre aldığı bölümlerde nasıl bir oyuncu olduğunu herkese gösterecektir. Erkek basketboluna yakın düzeyde fundamentale sahip olan Meral bu yeteneklerini finalde sergileyecektir.
Polonyalı forvet Agnieszka 'Biba'' Bibrzycka (1982 – 1.84 m) zaman zaman kendisinden beklenmeyen hatalar yapsa da, bu turnuvada takımımızın en önemli rol oyuncusu ve kenardan gelen bir joker. Soğukkanlı şutları ve savunma gayretiyle çok iş yapıyor. Sadece birazda ribaundlara dikkat ederse mükemmel olur. Cappie Pondexter(1983 – 1.75 m) tam bir lider ve savaşçı. Fenerbahçe'yi yürekten seven bir Amerikalı. Mutlaka maç öncesi ve karşılaşma sırasında arkadaşlarını hatta coachunu bile ateşleyecek ve yine skorerliğini gösterecektir.
Angel, Angel ve yine Angel… Angel McCoughtry (1986 – 1.87 m) bu muhteşem insan gerçekten basketbolu severek ve hissederek oynuyor. En kötü oynadığı gün bile birden ortaya çıkıp, ''Ben buradayım'' der ve maçı alıp götürür. Onun için bir-iki zorlama atışına aynı Cappie gibi göz yummak gerekir.
Sırp oyuncu Ivana Matovic (1983 – 1.97 m) bence Avrupa'nın şu anda en gerçek pivotu. İnanın onun oynadığı gibi çoğu erkek oyuncu oynayamaz boyalı alanda. Post-up yapar, şut atar, çok sert oynar ve en önemlisi bir uzun için serbest atış sokar. Yalnız sinirlerine hakim olup, teknik faul almaması gerekir.
Belaruslu Anastasiya Verameyenka (1987 – 1.92 m) 2010 yılında takımın başındayken, Başkanımız Aziz Yıldırım, beni menajerimiz Didem Akım ile bu oyuncuyu seyretmemiz için bizi Atina'daki Eurocup finaline yollamıştı. O zaman bir rapor yazıp, Fenerbahçe yönetimine sunmuştum. Ne mutlu ki, şu ana kadar beni mahçup etmedi. O maçta gördüğüm en büyük özelliği; neredeyse 40 dakika hiç çıkmadan oynamıştı. Mükemmel ortayı kapıyor ve blok yapıyordu. Çok iyi serbest atış sokuyor ve hiç sinirlenmiyordu.
Latonyalı uzun Leva Kublina (1982 -1.93 m) takıma geç katılmasına rağmen bence nokta transfer denilen bir oyuncu olmuş. Uzun oyunculara derinlik kazandırırken, çok önemli bir katkı sağlıyor. Kübra Siyahdemir (1986 -1.83 m), Nevin Nevlin (1985 -1.93 m), Yasemin Horasan (1983- 1.86 m) ve Olcay Çakır (1993- 1.82 m)'da kupayı kazanmayı çok istiyorlar ve görev verilince en iyi şekilde yapacaklarına eminim. Çünkü bu tecrübe ve yetenek hepsinde var.
Son bir maç Kraliçeler; bu şans her zaman gelmez, FİNALE ÇIKMAK BİZE YETMEZ
Yolunuz açık olsun




