A nadolu Efes, Euroleague B Grubu’ndaki son maçında Real Madrid’e sahasında 86-61 yenildi, 10. maçında 6. kez sahayı üzgün terketti. Ne yazık ki, Efes’in içi boşaltılmış! Mutlaka kazanılması gereken bir maça çıkıyorsunuz, birilerinin mucize yaratmasını bekliyorsunuz. Doğuş tek başına direniyor, yüreğini koyuyor. Semih maçın başında iyi işler yaptı savunmada ama hücumda çok basit atışları kaçırdı, kaçırdıkça dağıldı. Zaten Real gibi her şeyiyle mükemmel bir takıma karşı oynarken, sadece Doğuş ile kazanmayı düşünmek, başlı başına saçmalıktı.
Ne yazık ki, sahaya yüreğini koyacak başka da isim yoktu. Bir tek Kerem Gönlüm’ü buraya dahil edebiliriz ama o da sakatlıktan yeni çıkmıştı, formu çok kötüydü. En azından duruma isyan edilmez mi, biraz direnilmez mi diye düşündük; Kerem Tunçeri, Sinan, Ermal akıllara geldi. Ama onlar da, Hopson, Kostas, Barac’lara tercih edilmişti! Savanovic, ilk çeyrekte Efes’in
20-16 öne geçmesini sağlayan isimdi ama savunmada yine çok etkisizdi, onun tuttuğu adamların attığı sayılar, verilen ribauntlar, kaybedilen toplarla birleşince konuk takım devre sonunda 38-34 öne geçti.
Planinic yine kötü oynadı
İkinci yarının başında Savanovic’ten arka arkaya 3 üçlük geldi. Temsilcimiz öne geçti, herkes ümitlendi. Ancak potaya bakacak isimler o kadar kötü günündeydi ki! Vasileiadis’in yokluğunu arar hale gelen Efes’te Hopson bir türlü devreye giremedi, Birkan sezon başından bu yana benche mahkum edilmişti. Büyük umut (!) Planinic yine berbat oynarken, Gordon da yanındakilere benzemişti. Dışarıdan katkı gelmeyip, top kayıpları sıradanlaşınca, önce 11, ardından 12-0’lık iki seri buldu R.Madrid. Sergio Rodriguez resitali sahnelendi. Son çeyreğe 54-49 önde giren R.Madrid, eze eze yendi. İnsan gerçekten inanamıyor, koskoca Efes (bir dönem öyleydi), kader maçında 25 fark yer mi? Neyse ki Zalgiris delikanlılık yaptı, zaten turu garantilemişti ama yine de aslanlar gibi oynayıp kazandı.



