Derbi öncesi merak ettiğimiz üç konu vardı. Biri; yenilenen Beşiktaş’ın son durumu, diğeri Anadolu Efes’in rolleri nasıl oturttuğu, öbürü de Siyah-Beyazlı taraftarların ilgisini sürdürüp sürdürmeyeceğiydi…
Ve net yanıtlar almayı başardık 28. Erkekler Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın ardından…
Beşiktaş, kadrosunu neredeyse baştan aşağı yenilediği bir sezonda belki teknik olarak istediği seviyeye gelmemiş ama yürek olarak epey bir yol kat etmiş. Kısa 5’iyle sahada olduğu her an mücadeleden geri adım atmayan Siyah – Beyazlılarda, Barış Hersek’in pivot bölgesindeki savaşımı müthişti. Kısaların yaptığı baskı Efes’i öyle zorladı ki üçüncü periyotta Beşiktaş farkı 16 sayıya kadar çıkardı. Ne zaman Efes tempoyu ele alıp Farmar’ı etkili kullandı o zaman fark eridi. Ancak yürek dediğimiz faktör yeniden sahneye çıktı. Muratcan Güler geri döndüğü yuvasında öyle kritik anlarda öylesine önemli işler yaptı ki Tutku ile beraber bu takıma çok şey katacağının mesajını verdi. Üstelik bu işleri hücumda yaptı… Savunmada ise karşılaşmanın en kritik anında Farmar’ın yaptığı top kaybında yine Muratcan’ın yıldıran baskısının rolü vardı. Taraftarın da müthiş coşkusunun bunda payı vardı elbette… Onların sahadaki mücadeleye kattığı değerle savunma agresifliğinin arttığını söylemek yanlış olmaz… Beşiktaş seyircisi bir soru işaretimizi daha giderdi. Anlaşıldı ki onlar yeni kurulan takımın da peşinde olacaklar. Anadolu Efes’te ise roller henüz oturmamış… Oktay Mahmuti’nin aklındakilerini sahaya yansıtmasına daha var gibi. Özellikle Kerem Tunçeri’nin biraz daha işin içine sokulması gerekiyor. İşte o zaman Efes daha tehlikeli olacaktır, kontrolü ele alıp uzunları daha fazla kullanacaktır. Çünkü daha sezonun başı olsa bile gözüken, hücumda kısaların üzerine fazla yük bindiği..




