Yıldız Kız Milli Takımımız Avrupa Şampiyonasını 11. sırada kapattı. Bu kategoride iki sene önce 12. sırayı, geçtiğimiz yıl ise 8. sırayı elde etmiştik.
Bu yıl kız altyapı milli takımları arasında en umut beslenen takımımızdı U16 Kız Milli Takımı.
Avrupa Şampiyonası öncesinde teknik sorumlularımız TBF resmi sitesinde “kürsüde marşımızı dinletmek” ve “altın jenerasyon” gibi söylemler kullanınca beklenti çıtası ister istemez yükselmişti.
Alınan sonuç ise iki yıl önceki 12. sıradan pek farklı olmadı.
Oysa takımımız yaklaşık 75 gün kampta kalmış, pek çoğu yurt dışında birçok hazırlık maçı oynamış, gerekli tüm hazırlıklar TBF tarafından masraftan kaçınmadan başarı ile organize edilmişti.
U16 Milli Takımı altyapı milli takımları arasında çok önemli bir yere sahip.
Bu kategori U18 ve U20 öncesinde sporcuların “Avrupa Şampiyonasında” Türkiye’yi temsil etmek üzere milli forma ile tanıştığı kategori.
Burada öğrenecekleri, benimseyecekleri basketbol ve mücadele kültürü A Milli Takım’a giden yolda sporcularda kalıcı izler bırakıyor.
İşte bu nedenle burada yazılanlar dikkatle kaleme alınmalı diye düşünüyorum.
Bir yandan yapıcı olmak, diğer taraftan da eleştirilmesi gereken yönleri dengeli şekilde ele almak gerekiyor.
Bu düşünce ile;
Turnuvaya gidecek 12 sporcunun ismi açıklandığında, adaletsizlik olduğu düşüncesi ile sporcu velileri arasında daha önce örneği görülmemiş isyanı, turnuva öncesinde ve sırasında teknik ekibin arasında “en üst noktaya” varan anlaşmazlıkları detayları ile burada gündeme getirmeyi yararlı görmüyorum.
Ama;
Bir konu var ki; Yenilir yutulur gibi değil.
Bu yıl “seçilen” U16 Kız Milli Takım kadrosunun 5-6 isim dışında son yıllarda turnuvaya giden en yanlış kadro olduğunu belirtmek gerekiyor.
Bir örnek ile ;
Bütün sezon azami 10 maç oynamış, kulübünde Türkiye Şampiyonası görememiş bir oyuncu “verilen referans” ile kulüp idmanında izlenerek aday kadroya daha sonra turnuva kadrosuna alınırken U16 ve U18 Türkiye Şampiyonalarında müthiş performanslar ortaya koyan, büyük yetenek olarak görülen Rize Belediye Spor’dan Erdenay Topçu gibi bir oyuncunun U15 Milli Takımına gönderilmesi hakikaten anlaşılır gibi değil.
Kadroya bu şekilde alınan oyuncumuzun istatistikleri zaten her şeyi ortaya koyuyor.
Elbette bu sporcumuzun bu süreçte en küçük bir kusuru yok. O elinden gelen her şeyi sahada ortaya koymaya gayret etti.
Her halde TBF yetkilileri bu tip konuları sahipsiz bırakmayacak, teknik sorumlulardan bir rapor alacaktır.
Ayrıca;
Turnuvaya gidecek 12 oyuncu arasında point guard özelliklerine sahip yalnız bir isim seçilmesi, kadroda yer alan diğer tüm guardların kendi takımlarında “2 numara” pozisyonunda oynaması çok önemli bir seçim yanlışı olarak alınan sonuçlar üzerinde belirleyici oldu.
Bu “gerçeklerin” dışında,
Maçlar sırasında ortaya konan oyun ve yönetim kalitesine sübjektif değerlendirme getirmenin yararı olduğunu düşünmüyorum.
Bu nedenle turnuva öncesinde “kürsü adayı” olarak belirtilen takımın turnuva sonunda FIBA tarafından yayınlanan istatistik verileri incelemek doğru olacak.
Kadın basketbolunda A Milli Takım seviyesinde savunması ile ses getiren bir ülkenin Yıldız Milli Takımı savunma başarısında 16 takım arasında son sırada yer alarak en çok sayı yiyen takım oldu.
Gurur duyduğumuz güçlü uzunlarımız olduğu halde ribaund sıralamasında 16 takım arasında sondan üçüncü, yani 14. sırada kaldık.
Asist sıralamasında takım olarak 10. olduk.
Turnuvanın en skorer oyuncusu olan Meltem Yıldızhan ve 2.05 boyundaki pivotumuz İnci Güçlü’nün önemli katkısı ile en ön plandaki istatistik kalemi olan skorda 16 takım arasında 7. sırada yer bulduk.
FIBA resmi sitesinin turnuva sonunda Yıldız Kız Milli Takımı Yorumu ise şöyle;
“Türkiye aldığı çok farklı yenilgilerin yanı sıra elde ettiği dört galibiyet ile muhtemelen turnuvanın en istikrarsız takımı oldu. Alınan yenilgilerde dikkat çekici momentum kayıpları vardı ve tamamen tahmin edilemez bir takımdı.”
Son Söz;
Yapılan yanlışların gelecekte tekrar etmemesi, süreçlerde verimliliğin artması gerekiyor.
Twitter:@hayripekergin