İsrail’de alınan ağır yenilgi Efes’te zirve yapan morallerin bir anda dibe vurmasına yol açtı.
THY Euroleague’de 3’te 3 yapıp normal sezonun bitimine 2 hafta kala TOP 16’yı garantilemek büyük başarıydı. Ancak esas ‘mesaj’ maçından 39 sayılık mağlubiyetle ayrılmak pek hoş olmadı.
İkinci yarı 60 sayı yemek ve direnç göstermemek Ufuk Sarıca’nın oturtmak istediği anlayışa, yeniden yapılandırılan ‘Efes savunması’ etiketine hiç uymadı.
Kötü yanları ve yapılan yanlışları bu köşenin son satırlarına kadar sıralamak mümkün… Zaten bunları geride kalan haftanın her günü sosyal paylaşım siteleri olsun, yazılı ve görsel basın olsun her yerden okuyabildiniz.
Biz biraz bundan sonrasını konuşalım…
Öncelikle yeni kurulan, 10 transfer yapılan (hatta biri ayrılan), uyum sorunu yaşayan bir takım için bu tip ‘tokatlar’ takımın birleşmesi için kullanılabilir. Ağır yenilgiler sonrası karaktere sahip çıkıp bütünleşen takımlar sonunda başarıya ulaşır (Olympiakos serisinde Siena). Ancak kendine gelmeyen, silkinmeyen ekipler zaten tarihin sayfalarında silinip kaybolurlar. Efes böyle olmamıştır, olmayacaktır…
Kuşkusuz Lacivert – Beyazlılar da TOP 16’ya daha hazır bir şekilde girip problemleri çözecektir. 3. torbadan kuraya girileceği düşünülünce mutlaka daha bütünleşen ve bozulmayan bir Efes’in ön plana çıkması gerekiyor. Özellikle guard mevkiinde Kerem Tunçeri yalnız kalmaya devam ediyor. O olmadığında Efes hücumları tekdüze oluyor. Kuşkusuz enerji ve tempoyu seven Ufuk Sarıca sorunun farkında. Eğer bu problem çözülürse Efes daha farklı bir takım olacak, her oyuncunun değeri artacaktır. Ama piyasada böyle bir guard var mı, orası büyük bir soru işareti…
Unutmadan…
Ersan'dan sonra Kerem Gönlüm'ün özlemi git gide artıyor ki, bence onun gelişiyle birlikte 'Efes karakteri' zirve yapacaktır.
* Fanatik Basket'te yayımlanmıştır.




