Açıkçası Cumhurbaşkanlığı Kupası’nın ardından Anadolu Efes’te rollerin nasıl dağılacağını, sistemin nasıl uygulanacağını, düzenlerin sahaya nasıl yansıyacağını oldukça merak ediyordum.
Üstelik, Efes’in rakiplerine oranla daha fazla zamana ihtiyacı olduğunu düşünüp Mahmuti’nin istediklerinin sahaya yansıması için beklememiz gerektiğini farzetmiştim…
Yanılmışım…
Anadolu Efes çok kısa bir süre içerisinde sistemini değiştirip, rolleri oturttu ve şimdiden sahada hepimize keyif veren bir takım var. Üstelik kupanın üzerinden daha 1 ay geçmeden…
Bu kadar kısa bir sürede, bu kadar keskin, net, akılcı, akıcı, adanmış bir basketkbolun sahaya yansıması kesinlikle büyük bir başarıdır. Burada aslan payını Oktay Mahmuti’ye vermek herhalde yanlış olmaz.
İtalya’dan döndüğünden bu yana Mahmuti’nin çok daha olgun ve esnek bir kişiliğe eriştiğini düşünenlerden biriyim… Bunu kendisi ile yaptığım röportajlarda paylaştığımda, “Belki doğrudur. Ama ben aynı kişiyim, ben kendime baktığımda böyle bir değişiklik görmüyorum” dese bile ben inatla bu görüşümü savunuyorum.
Evet; Oktay Mahmuti İtalya’dan dönüşünde çok daha farklı bir insan olarak indi Atatürk Havalimanı’na… Peki bunu sadece kişiliği ile ilgili mi söyleyebiliriz. Asla… Basketbolu, oyun hakkındaki düşüncesi ve oyuncu yapısına göre esnekliği de olgunlaşmış gözüküyor Mahmuti’nin…
Baksanıza; sezon öncesi birçok varsayımımız Mahmuti’nin duruşuyla eridi gitti… Geniş kadroyu, yıldızlarla dolu ekibi, egoları bir potada eritmiş başarılı koç…
Hem de çok basit bir hamleyle; ‘koşun’ diyerek… Yerden yükselip, havaya fırlarken eliyle çizdiği dairelerle verirken bu emri, aslında yeni bir Efes’in rotasını çiziyordu Oktay hoca…
Elinde böylesine bir malzeme varken takımın temposunu düşürmek istemedi belli ki başarılı antrenör. Her ribaunttan, her savunmadan sonra iki guard ile sahaya sürdüğü takımının hızına hız kattı öncelikle. Semih ve Savanovic gibi çabuk ayaklar da varken pota altında, tempo ister istemez zirve yapıyor parke üstünde…
‘Eksikleri gizlemek’ en önemli felsefesiydi Mahmuti’nin ve koşan takım da bu düzenle forvetteki eksikliğin de üstünü örtmüş oldu. Vujacic belki de hayatının en agresif dönemlerinden birini geçiyor. Hem takım ribauntlarına katkı veriyor, hem savunmada yenilmemeye çalışıyor, hem de hücumda özelliklerini sergileyip hatta potaya bile inatla gidiyor.
Farmar ile Gordon ikilisinin birbirine ne kadar uyduğunu anlatmama gerek yok. Ama sistem içindeki önemli bir özelliklerinin altını çizmeliyim. Cedevita maçında Efes’in en ribauntçu iki oyuncusu kim biliyor musunuz? 6’şar ribauntla Farmar ve Gordon… Yani ‘uzunlar ribaunt alır’ inanışını yıkan Efes’te guardlar ribaunda koşuyor, topu alıyor, hemen ortaya giriyor ve işte o an müthiş geçiş hücumlarından demetler izliyoruz…
Mahmuti bu dönemde önemli bir karar daha almış gibi… Bunu yakında daha iyi gözlemleriz, ancak şu an görünen rotasyonun 8-9’a indiği… Bu şekilde bazı oyuncuların sahada kalma süreleri artmış oluyor, bu da rollerin daha çabuk oturmasını sağladı kuşkusuz… Hal böyleyken sete sette de işler yoluna oturdu. Farmar’ın penetreleri, Sinan’ın penetre-pas özelliği, Gordon’ın alçak postta top alışı, uzunların ikili oyunları, Kerem Gönlüm’ün orta mesafe tehdidi,
Savanovic’in ikili oyun sonrası kestiği cezalar, Semih’in devrilişleri ve sırtı dönük oyunları, Kuqo’nun savunma ve hücumdaki inatçılığı, Birkan’ın penetre ve dış şut tehdidi, Doğuş’un olağanüstü enerjisi derken baksanıza… Herkesin rolü oturmuş bile… Kim o gün iyiyse, o daha fazla sahada kalıyor.
Kerem Tunçeri’yi niye saymadın demeyin; ona özel bir paragraf ayırdım. Özellikle Cumhurbaşkanlığı maçının ardından Tunçeri’nin rolünün artması gerektiğini düşünmüştüm. Ancak Farmar’ın ikiye kayıp Kerem Tunçeri’nin Gordon ile paylaştığı 1 numara süreleriyle birlikte şimdi bu bölgede hiçbir sorun kalmadı. Tunçeri organizasyonun ve düzenin yöneticisi olarak direksiyonun başında, layık olduğu yerde.
Yavaş yavaş oturan sistemin, Caja Laboral deplasmanında alacağı bir zafer; pastanın üstündeki çilek olacaktır.
Bu arada; Anadolu Efes’ten ufak bir isteğim var.
Malum Galatasaray Medical Park’ı ağırlayacakları mücadele Cumhuriyet Bayramımıza denk geliyor. Kutlamaların, anıtlara bir çiçek bırakmanın bile hoş görülmediği böyle bir zamanda hepimizde ayrı bir yeri olan Efes’e önemli bir görev düşüyor. Derbi gününde Ayhan Şahenk’te tam anlamıyla bir bayram yaşayalım. Öyle bir atmosfer olsun ki; basketbolseverlerle birlikte hem güzel bir maç izleyelim, hem de Cumhuriyet Bayramı’nda Atamızı, Cumhuriyetimizi dolu dolu kutlayalım…
O gün unutamayacağımız bir gün olsun…




