Bayram haftası, işte bu hafta bizim de spor dünyamızın da bayramı. Birçok faaliyet, birçok karşılaşma, birçok toplantı, referandum vs var. Aslında referandum spor dünyası için hiç bir şey ifade etmiyor.
Spor, sporcu, federasyon başkanları, tesisler kullanılıyor ama ne iktidar'da, ne muhalefet'te, sporla ilgili bir satır bile yok. Olup olmadığından da son derece şüpheli olduğum spor medyasından da çıt yok. 'Yahu biz de varız, bu ülke de spor da var' diyen yok. En kralı Adnan Polat'dan özür bekliyor. Hakan Şükür mitinglere katılıyor, federasyon başkanları zafer söylemleri atıyor ama sporla ilgili, ülkenin tamamını ilgilendiren bir tek satır bile yok.
Basketbol Erkek Milli Takımımız tarih yazıyor. Ülkemizde düzenlenen Dünya Şampiyonası'nda madalyaya yürüyor. Rahmetli ''Şampiyonluk başarının tek göstergesi değildir'' demişti. Tam zamanı, ben de “Sizler şampiyon olmasanız da, madalya almasanız da başarılısınız gençler” diyorum. Bizleri, Türk halkını mutlu ettiniz, hocanızın hastalığına ilaç oldunuz. Sağ olun, var olun.
Hazret yumurtlamış; ''Federasyonumuzun başarılı çalışmalarının neticesini alıyoruz'' demiş. Yani yenilgiler olsaydı, başarılı olmayacak mıydınız ? Çalışmalarınızın neticesini alamayacak mıydınız ? “İstanbul'da 174 ülke katılımı ile ilk kez böylesine rekor düzeyde 11. FIBA Kongresi yapıldı” diye TBF sitesinden kamuoyuna gazetelere reklam yapıldı.
Sonuç ortada; 20 sayı farkla yendiğimiz Fransa'nın Yvan Mainini'sinin başkan seçildiği yeni FIBA Yönetim Kurulu 21 üyeli. İçinde “evet'çinin” ters düştüğü Nar Zanolin de var, FIBA Avrupa'nın İzlandalı Başkanı Olafur Rafnsson da var. Arjantin'den ve Avustralya'dan ikişer üye var. Virjin Adaları'ndan var, Fildişi Sahili'nden var, Katar'dan var, Malezya'dan var. Var da var. Sormuştum 'O nerelerde ?' diye. İşte cevabı; neden ortalarda görünmediğini anladınız mı şimdi ?
GSGM, Yunus Akgül ve ponpon kız yasaklatan ekibi ile Dünya lobisi ancak bu kadar olur. Böyle basketbol ülkesi olunmaz, bu kafalarla olan potansiyel sadece heba edilir. Dünya Şampiyonası Türkiye'de yapılıyor, bundan daha iyi bir lobi mi olur ? Al sana fırsat. Yüklen, gir içine. Sen giremiyorsan başka birini sok.
Bu işin içinde bizim bilmediğimiz, benim bilmediğim, anlamadığım önemli bir durum var. Olmazsa Nar Zanolin'den öğrenmeliyiz. GSGM ve Yunus Akgül'ün en sevdiği ve parasal desteklediği şey, bir Türk'ün uluslararası spor kurum ve federasyonlarına üye olması. Ayağına kadar geleni bile beceremedi, kına yaksın şimdi. Arkadaşlar, bu olay onun FIBA Avrupa Başkanlığı'nı açık ara kaybetmesinden beter bir gelişmedir. Bu 6'da 6 saha başarıları ile geçiştirilemez.
Tekrar günümüze dönerken, bu hazretin başarı dediği şey Emir Preldzic'in devşirilmesi ise, onu da Milli Takımda oynatsaydı, bugün iftahar ettiğimiz Sinan Güler'imizden haberimiz bile olmayacaktı. Ama gene de başarı Preldzic'i Türk yapmasaydı, çocuk yarın Slovenya Milli Takımıyla rakibimiz olurdu, helal olsun en azından bunu başarmış işte.
Yarın Arife, öbür gün bayram. Ümitliyim, heyecanlıyım, neden olmasın ?





