11 Ocak 2026, Pazar
spot_img
Ana SayfaDİĞERARŞİVYalçın Granit: Her şeyi bilirim kafasından kurtulmak lazım

Yalçın Granit: Her şeyi bilirim kafasından kurtulmak lazım

1951, 1955, 1957 Avrupa Şampiyonası ve 1952 Yaz Olimpiyatları’nda oyuncu, 1963 yılındaki Avrupa Şampiyonası’nda da antrenör olarak A Milli Takımımıza hizmet eden Yalçın Granit, bir döneme ortaya koyduğu performansla damgasını vurdu.
Bireysel performanslarına göz attığımızda, 1955 yılında Budapeşte’de düzenlenen Avrupa Şampiyonası’nda Finlandiya’ya karşı alınan 83-66’lık galibiyette 37 sayılık katkısı olan Granit, 1957 yılında Sofya’da organize edilen ve Belçika karşısında alınan 83-70’lik galibiyette de 29 sayıyla oynadı. Yalçın Granit ayrıca, yine 1957 yılında düzenlenen aynı organizasyonda Ay Yıldızlılarımızın Federal Almanya’yı 54-33 ile geçtiği maçı 28 sayı, Arnavutluk’u 97-64 ile mağlup ettiği mücadeleyi de 27 sayıyla geçti.
Türk basketboluna uzun yıllar boyunca sporcu, antrenör, idareci ve gazeteci olarak hizmet eden Yalçın Granit ile basketbolumuzun dününü ve bugününü konuştuk.
17 Eylül 1932 doğumlu olan Granit, 17 yaşındayken Turgut Atakol’un, Galatasaray Spor Kulübü’nün kurucusu Ali Sami Yen ile yaptığı görüşme sonrasında Amerika’ya gitmekten vazgeçerek, İstanbul’da kalmaya karar verdi.
Galatasaray’da oynadığı dönemde takım kaptanı olan Dr. Ali Uras’ın Amerika’ya gitmesinin ardından hem oyuncu hem de antrenör olarak görev yaptığını söyleyen Yalçın Granit, “Hem oynuyordum hem de takımı yönetiyordum. Onun için de oyunculuğu erken bıraktım. 1952 yılında Olimpiyat Oyunları Helsinki’de oynanırken, dönemin FIBA Başkanı Robert Busnel beni Racing Club Paris’e transfer etmek istedi. O transferle birlikte dışarıda oynayan ilk oyuncu ben oldum” dedi.
“İyi Oyuncu Olduğum İçin Fransa’ya Götürdüklerini Sandım”
1955-1956 yılını Fransa’da geçiren tecrübeli basketbol adamı, tüm ülkeyi dolaşarak şut mekaniği hakkında eğitim verdiğini söyledi. Yalçın Granit o dönemde Fransa’da yaşadıklarını şu şekilde özetledi: “Zannediyordum ki ben çok iyi oyuncu olduğum için beni Fransa’ya götürmüşlerdi. Ama öyle değilmiş… Daha çok şut mekaniği sırasında düşen bileğim için oradaydım. Tüm Fransa’yı dolaştık ve bileğimin düşüş esnasındaki hareketini gösterdiler. Çünkü şut atıldığında mekanikte baş parmak yere değmeyecek. Bende bu özellik bulunuyor. Orada bu durumu gösterdik.”
1950’li yıllarda Osman Solakoğlu’nun Galatasaray’ın başında olduğunu ve hemen her gün kendisini telefonla aradığını söyleyen Granit, “Her defasında ‘Dön artık, dön artık’ diyordu ki ben de sonunda Türkiye’ye dönme kararı aldım” dedi.
Ali Sami Yen: ‘Sana 100 lira versek kalır mısın?’
Galatasaray Spor Kulübünün Kurucusu Ali Sami Yen ile tanışmasını ve Türkiye’de kalış hikayesini şu şekilde özetleyen duayen isim, “Jeolojide doktora yapıyordum ve üniversiteye de ilk giderken Mülkiye’den prim almıştım. Yaklaşık 100 liraydı. Turgut (Atakol) abi dedi ki; ‘Sen yeteneklisin, gel seni biriyle tanıştırayım’ dedi. Beni alt katta bir odaya soktu ve yanında da bir beyefendi vardı.  Turgut abi, ‘Bu çocuk çok kabiliyetli ve onun kalmasını istiyoruz’ dedi. Ben de bursum olduğunu ve gitmek istediğimi söyledim. Beyefendi de bana, ‘Sana 100 lira versek kalır mısın?’ dedi. Açıkçası ben de İstanbul’da kalmaya can atıyordum. Hemen kabul ettim ve dışarı çıktık, ‘Turgut abi kim bu beyefendi’ dedim; ‘Ali Sami Yen’ yanıtı aldım. Böylelikle Türkiye’de kaldım.”
Türkiye’de kaldıktan sonra doktora eğitimini Bilecik’te yaptığını söyleyen Yalçın Granit, köylülerle olan yakın ilişkisinin kendisine çok büyük avantajlar getirdiğini anlattı. “Köylüler benim basketbol oynadığımı bildiklerinden yakından tanıyorlardı” diyen Granit, bu sayede doktorası için gerekli olan fosilleri köylülerin getirdiğini söyledi.
“Köylüler Tarlalarındaki Fosilleri Toplayıp Bana Getirdiler”
O günleri tecrübeli basketbol adamı şu şekilde anlattı: “Köylüler beni yakından tanıdıklarından kendi arsalarında ve tarlalarında ne kadar fosil varsa hepsini toplayıp getirdiler. O kadar fosil doldu ki Fransa’ya yolladık. Yolladığımız yetkililer, ‘Siz bunları nereden buldunuz. Bu kadar fosil mi olur’ dediler…  Fransa’da fosiller isimlendirildi ve hala da Jeoloji Müzesi’nde sergileniyor. Hayatımda ilk defa kötülüğü profesörüme yaptım ve doçent olacakken basketbola başladım ve bu şekilde devam etti.”
Galatasaray forması altında ile oynanan Moda karşılaşmasını hiçbir zaman unutamayacağını belirten Yalçın Granit, “Kurallarda henüz 24 saniye hücum kuralı yoktu ve rakip takım ‘zone’ savunma yapıyordu. Rakibin üstüne gitmeye mecbur değildik. Topu tuttum ve 15-20 dripling derken yaklaşık 8 dakika geçti. Rakip daha fazla oynayamadan çıktı, gitti. O yıl hükmen galibiyetle ayrılarak şampiyon olduk. Zannediyorum rakip Moda’ydı. Bu karşılaşmayı sadece ben değil hiç kimse unutamıyor” dedi.
Çok yetenekli ve değerli oyuncularla birlikte oynadığını söyleyen tecrübeli isim, Ankara’nın bir dönem oyuncu yetiştirme fabrikası olduğunu ve İstanbul’dan takımların bu oyuncuları transfer ettiğini söyledi. “Sadi Gülçelik vardı mesela… ENKA’nın sahibi. O gerçekten de çok iyi basketbolcuydu. Ankara’dan oyuncular getirtmeye başlamıştık. Sonrasında Ankara, basketbolcu yetiştirme merkezi oldu. İstanbullular transfer etmeye başladı. Bu durum bizi mutlu ediyordu” dedi. Ankara’dan bir çok oyuncu geldiğinin altını çizen Granit, “Erdal Poyrazoğlu’nu transfer ettik. İstanbul’da basketbol gelişmeye başladı” diye konuştu.
“Önemli Olan Türk Basketbolunun Gelişmesi”
Fenerbahçe – Galatasaray rekabetinin 1950’li dönemlerde artmasıyla Türk basketboluna olan sevgi ve ilginin arttığını söyleyen Yalçın Granit, bu anlamda Sarı Kırmızılıların yapmış olduğu katkıdan şu şekilde bahsetti: “Biz meşhur ‘Yenilmez Armada’yı kurunca seyahatlere gidiyorduk. Orada burada maçlar oynuyorduk. Altan Dinçer vardı… O dönemin Shaquille O’Neal’ı. Altan, Vefa’da oynuyordu ve takviye diye yanımıza almıştık. Yolculuktan dönerken Altan Dinçer, ‘Ben Galatasaray’da oynamak istiyorum, artık söyleyin Turgut (Atakol) abiye de takıma geleyim’ dedi. Bende Turgut abiyle konuştum ve ‘Altan Dinçer’i alalım’ dedim. O da önemli olanın Türk basketbolu olduğunu, söyleyerek Altan Dinçer’i Fenerbahçe’ye vermek istediğini söyledi. Türkiye’de basketbolu geliştiren ve Fenerbahçe ile Galatasaray arasındaki rekabeti başlatan antrenör Sanem Göreç’tir. Bu arada, Altan Dinçer’in oynadığı sürelerde biz Fenerbahçe’yi yenemez olduk.”
“İyi Oyuncu ile Büyük Oyuncu Arasında Fark Var”
Altyapı milli takımlarında alınan madalyaların ülke basketbolu açısından çok değerli olduğunu kaydeden Yalçın Granit, oyuncuların gelişimiyle ilgili şu değerlendirmede bulundu: “Bizde şöyle bir durum var; oyuncu, ‘iyi oyuncu’ oluyor ama ‘büyük oyuncu’ olamıyor. Bizim oyuncularımızın hepsi iyi oyuncu. Türkiye’de bir oyuncu, iyi oyuncu olunca ‘ben artık fundemental üniversitesini bitirdim, ben bir daha bu uğraşa girmem’ diyince gelişme duruyor. Bugün ülkemizde iyi oyuncu var ama büyük oyuncu yetiştiremiyoruz.”,
Oyuncuların gelişim için mutlaka fundemental çalışmaya devam etmesi gerektiğini sözlerine ekleyen Granit, bu konuda Hidayet Türkoğlu’nun önemli bir örnek olduğunu belirtti. Hidayet ile ilgili olarak Türk basketbolunun duayen isminin düşünceleri şöyle: “Bizde büyük oyuncu olarak yetişmiş tek isim; Hidayet Türkoğlu. Çünkü Hidayet, Efes’te o boyuna rağmen oyun kurucu olarak oynuyordu. Genelde biz en iyi oyuncuyu skorer yapıyoruz. En kısa oyuncu da oyun kurucu oluyor. Hidayet’i nasıl olmuşsa oyun kurucu yapmışlar. Hidayet çok yönlülük olma bakımından bir numara.”
“Beyin Fırtınası Yapmak Gerekiyor”
Harun Erdenay’ın Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı olması nedeniyle çok mutlu olduğunu kaydeden Granit, “Harun Erdenay ile birlikte artık herkes birbiriyle daha rahat konuşabiliyor. Ben başkana da söylüyorum; ‘Oturalım konuşalım, tartışalım ve sorunların çözümünü hep birlikte bulalım. Türkiye’de nasıl büyük oyuncu yetiştirebiliriz?’ bunu düşünelim… Yıldız, Genç ve Ümit kategorilerinde madalya alan oyuncular nasıl olur da A Takım’a çıktıklarında aynı şeyi gösteremiyor. Buna çare bulmak lazım” dedi.
Altyapılarda yer alan oyuncuların her zaman rakip olarak kendilerini görmesi gerektiğini belirten duayen isim, “Bir oyuncu, hedeflediği oyuncudan daha iyi oyuncu olduktan sonra geldiği o nokta kendisine yetiyor. Ama oyuncu bilmelidir ki; oyuncunun tek rakibi kendisidir. ‘Ben bu oyuncudan daha iyi olacağım’ diye kendi seçimini yapması lazım. Oyuncuların mutlaka fundemental çalışması gerekiyor” diye konuştu.
Basketbol sevgisinin bir tutku ve daha da ötesinde bir ‘delilik’ ve ‘çılgınlık’ olduğunu, kendisinin bu şekilde büyüdüğünü kaydeden Yalçın Granit, bu sevgiyi tasvirlerken, “İnsanın bu işi yapması için kafadan sakat olması lazım…” dedi. Granit, “Doğru mu yaptım bilemiyorum ama benim gibi bir çok insan bu işe kendisini adadı. Hala günde 4-5 saat basketbol okuyorum. İnternette takip ettiğim yüzlerce basketbol sitesi var. Ayrıca yeni ne çıkarsa, bana kitap ve cd olarak gönderiyorlar. Bazılarına bakıyorum, bazılarına ise zaman ayıramıyorum. Ama benim zengin bir kütüphanem var” diye konuştu.
Kütüphanesinde henüz kapağını açmadığı kitaplar olduğunu kaydeden Granit, NCAA efsanesi antrenörler John Wooden ile Mike Krzyzewski’yi takip ettiğini söyledi. “Herkesin yenilik peşinde olduğunu söyleyebilirim” diyerek kitaplarını özetleyen Yalçın Granit, “Bazı iyi antrenörler var. Duke Üniversitesi’nin başında Mike Krzyzewski görev yapıyor. Kendisi ayrıca ABD Milli Takımı’nın da antrenörü. Eskiden John Wooden çok okunurdu. Şimdi de bir çok iyi antrenör var ama ben Krzyzewski’yi takip ediyorum. Adam NCAA takımı antrenörü ama milli takımı da çalıştırıyor” dedi.
“Her şeyi Bilirim Kafasından Kurtulmak Lazım”
“Bizde de iyi, yeni ve potansiyelli antrenörler var” diyen Yalçın Granit, “Fakat bizde de ‘basketbolda her şeyi bilirim’ kafası takılıyor bir süre sonra. O zaman sonrasında gelişme duruyor. Hele bazıları var ki ‘Basketbolu sadece ben bilirim’ diyor ve megaloman oluyorlar. Öyle isimler de var. Ama antrenör olarak çok yetenekli isimlere sahibiz” diyerek yeni nesil antrenörlerimizle ilgili düşüncelerini belirtti.
Son olarak Türkiye Basketbol Federasyonu Başkanı Harun Erdenay’ın sporumuz açısından bir şans olduğunun altını çizen tecrübeli basketbol adamı, sözlerini şu şekilde noktaladı: “Harun Erdenay’ın süresi, 10 sene mi olur 15 sene mi olur bilmiyorum… Ama Türk basketbolu bu süre içerisinde çok başarılı olacak.”
Röportaj: Kerem Şahin – TBF Medya
Fotoğraflar: Ahmet Tokyay – TBF Medya
BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler