12 Şubat 2026, Perşembe
spot_img
Ana SayfaDİĞERARŞİVYa çok seversin ya nefret edersin / YİĞİTER ULUĞ

Ya çok seversin ya nefret edersin / YİĞİTER ULUĞ

Avrupa basketbolunun tartışmasız en başarılı koçu, artık Fenerbahçe Ülker'in başında… Dört farklı takımda sekiz Avrupa şampiyonluğu kazanmış Zeljko Obradoviç, hırsını ve iddiasını gittiği her yere götüren ama seveni kadar sevmeyeni olan bir çalıştırıcı…

Nisan 1992… Abdi İpekçi ilk kez Avrupa’nın basketbol devlerini ağırlama şansı bulmuş; Eurolig’in (o zamanki adıyla Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası) Final Four’u oynanıyor. İki favori var (Mike D’Antoni yönetimindeki Philips Milano ve İspanyol devi Joventut Badalona), iki de mütevazı takım (savaş yüzünden maçlarını Belgrad yerine Fuenlabrada’da oynadığı halde, genç kadrosuyla buralara gelmeyi başarmış Sırp Partizan ve o sezonun sürprizi İspanyol Estudiantes)… Son gülen, iki favoriyi peş peşe dize getiren ve sonraki yıllarda adlarını ezberleyeceğimiz Djordjeviç-Daniloviç ikilisini dünya parkelerine süren Partizan oluyor. İşte o Siyah-Beyazlı takımın başında gencecik bir koç var. Henüz 32 yaşında… Zeljko Obradoviç… 80’li yıllarda Avrupa’yı kasıp kavuran Yugoslav Milli Takımı’nda zaman zaman rol oyuncusu olarak gördüğümüz, genelde yıldızların gölgesinde kalmış ama onların sevdiği sert ve mücadeleci bir guarddı. Kariyeri biter bitmez, Yugoslav basketbolunun babası sayılan Profesör Nikoliç’in kanatları altında ilk koçluk deneyimini yaşadı ve İstanbul ’da Avrupa şampiyonu oldu. Bazı insanlar kariyerlerinin zirvesine çok erken ulaşır ve sonra o noktayı aşabilmekte zorlanır, çoğu zaman da bunu başaramaz. En iyi filmi, ilk filmi olan nice yönetmen biliyoruz. Obradoviç onlardan değil… Gittiği her yere taşıdı hırsını ve iddiasını… Sonuç ortada: Dört farklı takımla sekiz Avrupa şampiyonluğu (1992 Partizan, 1994 Badalona, 1995 Real Madrid, 2000, 2002, 2007, 2009, 2011 Panathinaikos) yaşadı. Sırp Milli Takımıyla bir kez Avrupa, bir kez de dünya şeref kürsüsünün tepesine tırmandı. Çalıştığı kulüpler içinde en az uyum sağlayabildiği olarak gösterilen Benetton Treviso’da bile bir Saporta Kupası kaldırdı.

Mourinho’nun daha çok ekmek yemesi lazım
Avrupa basketbolunun tartışmasız en başarılı koçu Zeljko Obradoviç… Onun için Mourinho benzetmesi yapanlar, farkında olmadan haksızlık ediyorlar 53 yaşındaki bu efsaneye… Mourinho’nun Avrupa’nın en büyük kupasını Obradoviç kadar kucaklayabilmesi için daha epeyce çalışması gerek. Fenerbahçe tarihinde ilk kez basketbol takımının başındaki hocanın, futbol takımını yönetenden daha fazla para kazanmasının açıklaması da bu işte…

İnsan, Obradoviç’i en iyi tanımlayacak sözcükleri aradığında ilk akla gelen hırs oluyor. Zaman zaman öfke sınırlarına dayanan, önüne çıkan her şeyi yakıp yıkacak kadar güçlü bir kazanma arzusu… Şöyle bir sahne var gözümün önünde: Obradoviç, Panathinaikos’un başında. Çekişmeli geçen maçta sinirler hayli gergin. Bu sırada masa hakemleri, ona göre hata sayılabilecek bir uygulama yapıyorlar ve kafasındaki bir oyuncu değişikliği gecikiyor. Oyunun durduğu ilk anda masaya gidiyor, karşılaşmanın gözlemcisine ağzına geleni söylüyor. Adamcağız sabırla dinliyor ve onun bağırması bitince “İzin verin açıklayayım” diye lafa giriyor. Obradoviç’in cevabı kısa ve sert: “I don’t care!” (Umrumda değil). Gözlemci öylece kalakalıyor, başarısını ve şöhretini bazen bu biçimde küstahlığa çeviren ve dönüp giden koç karşısında…
Onu yakından tanıyanlar, en çok da en parlak dönemlerini onunla yaşamış olan oyuncular, bayılıyorlar bu dışarıdan agresif ve kibirli görünen çalıştırıcıya… Disiplini, takım içinde adalet sağlaması, oyunun detaylarına hakimiyeti, en çok övülen yanları… Özellikle modern basketbolda başarının anahtarı sayılan ‘ince ayarlar’ konusunda Obradoviç’in eline su dökebilecek kimse yok. Kadrosundan hep yüksek verim alıyor ve sezona kötü başlasa bile en kritik dönemeçlerde ayakta kalmayı, takımının formunu yukarı çekmeyi biliyor.

Uykusuz her gece
Disiplin deyince herkesi şaşkına çeviren özellikleri var. Her dakika işini düşünen, basketbolla nefes alıp veren biri o… Sürekli yüksek devirde çalışan beyni, bazen uyumasına bile engel oluyor. O zamanlarda Chivas Regal şişesinin dibini görmeden yastığa ulaşamadığı söyleniyor. Belki de yıllar önce yaptığı ölümle biten trafik kazasının hayaletidir kovamadığı, kim bilir? Ama uykusuz geceler, sabahları salona herkesten önce gelmesine engel değil -nasıl beceriyorsa?

Muhtemeldir ki, rakip taraftarlar ondan nefret edecek… Onun ateşli itirazlarına hedef olan hakemler ve sorularına istediği cevapları alamayan medya mensupları hayatlarının en zor sezonlarını geçirecek… Yıllarca Obradoviç’in asistanlığını yapmış olan Itoudis’in, şimdi Banvit bench’inde eski ustasının karşısına dikilmesi merakla beklenecek… Sarı-Lacivertli tribünler ise Avrupa’nın kariyeri en parlak antrenörüne sahip olmanın verdiği özgüven ve coşkuyla izleyecekler artık maçları…

Zeljko’yu en güzel anlatan cümleyi eski takım arkadaşlarından birinden duymuştum: “Onu uzaktan izlediğinde, hele rakibi olduğunda ondan nefret edersin. Aynı masaya oturup bir gece sohbet etme şansı bulsan büyük ihtimalle çok seversin. Ya nefret, ya büyük sevgi… Ortası yoktur. Ama bir gerçek var: Ondan nefret edenler bile yaptıklarını takdir eder, ona saygı duyar.”

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler