Sezon bitmemesine ve şampiyon belli olmamasına rağmen, basketbol kamuoyu Galatasaray Cafe Crown takımını koç Oktay Mahmuti'nin finale taşıdığını, bu başarıda büyük emeği olduğunu biliyor. Ve tüm basketbol kamuoyu, bu final serisini Oktay Mahmuti ile hatırlayacak. Ancak onun bütün sezon içinde hatırlamak istemediği şey, dün üçüncü periyotta oynanan basketbol olmalı. Galatasaray takımı, istediklerini sahaya yansıtabildiği ölçüde maçı kendi lehine götürdüğü bir ortamda basketbol oynuyordu. Ancak maçı üçüncü periyotta rakibine hediye etti. Bu periyotta Galatasaray Cafe Crown 23 hücumda 13 sayı üretirken, Fenerbahçe Ülker'den 24 hücumda 27 sayı yiyerek maçın kırılmasına ve yitirilmesine sebep oldu.
Bu periyotta sahneye çıkan Ukic ve Emir, Fenerbahçe'yi alıp götürdü. Ancak bu süreçte Galatasaray'ın kendi tuzağına düşmesi, hücum düzeninde potadan uzaklaşıp doğru şut seçimlerini bulamaması ve topu boş oyuncularla buluşturamaması dikkat çekiciydi.
UKIC 'YENİ NAUMOSKI' Mİ?
Fenerbahçe Ülker, kadro derinliği, Oğuz Savaş'ın istikrarı, Emir'in özellikle ikinci yarıdaki katkısı ve Roko Ukic'in takımı yönetmesi (34 dakikada yüksek bir yüzdeyle 17 sayı, 8 ribaund, 5 asistle maçı domine etti) ile şampiyonluğa doğru çok önemli bir adım daha attı. Ukic, topa olan hakimiyeti, dış şut yüzdesindeki performansı, boş oyuncuyu bulma yeteneği ve atletik fiziği ile yeni bir Naumoski gibi.
İki takım arasındaki kalite farkı Ermal Kurtoğlu'nun ve Evren Büker'in sahada kaldığı süre içerisinde ortaya koydukları performans ile çok net gözüküyor.
Fenerbahçe, beşinci maça çok büyük bir avantaj ile gidiyor. Galatasaray'ın finale kadar gelmesi, sonuna kadar savaşması ve mücadele etmesi, biraz da Oktay'ın ve ekibinin çalışkanlığının eseri. Fenerbahçe'nin başarısının altında ise Oğuz Savaş'ın bütün sezonu müthiş bir istikrarla tamamlaması yatıyor.




