9 Mayıs 2026, Cumartesi
spot_img
Ana SayfaDİĞERARŞİVTarih Yazmanın Başka Yolu Yok / İSMET BADEM

Tarih Yazmanın Başka Yolu Yok / İSMET BADEM

- Advertisement -
- Advertisement -

Demek ki, basketbol adına emek verenler hiçbir şey bilmiyormuş! Basketbol adamları, koçlar bu güne kadar boşuna dirsek çürütmüşler! Bunun içine ben de dahilim…

Tedbiri elden bırakmayan koçlar nasihat üzerine nasihat! Yok alan savunması, yok adam adama! Yok Lakovic ya da her neyse! Kim olursa olsun, kim gelirse gelsin, bizimkiler tabiri caiz ise “Dümdüz gidiyorlar”

Bu güne kadar emeği geçen, ya da, yanından geçen, sadece idmanda ya da maçta seyreden emekçi basketbol eskileri fena fısladılar!

Hani bazı basketbol adamları var ya! Kendi yazıları dahil, başkalarının yazılarını, düşüncelerini, tavsiyelerini “Ben okumam” derler ya! İnanın “Ben onlardan değilim!” Her satırı okurum. Çünkü ben yerde bulduğum gazete ya da yırtılmış bir kitap parçasını bile son satırına kadar beyin arşivime yolcu ederim!

Son zamanlarda yazılanların hiç biri doğru çıkmadı! Hiç biri “cuk” oturmadı. Oturan tek şey basketbolcularımızın kendi istediklerini saya yansıtmaları. Kimse ama kimse onları böyle bulacağını sanmıyordu!

Bizim çocuklar bir garip oldu! NBA Patentli Hidayet, Ersan kendini yerden yere atarken, daha iyi oynamak için burunlarından soluyacak kadar ayakta kalmamacasına yorgunluğu göze alabilecek kadar kendilerini “tarumar” ederken, NBA kapısının eşiğinde duran Ömer Aşık, Oğuz ve Semih Erden rakiplerin korkulu rüyası olmaya devam ediyorlar!

Nasıl ihtişamla oynamaktır o!

Kolları istaka kendileri Semih Saygıner! Topu istedikleri köşelere vurdurup üç bant sayı yapmayı sıradan hale getirdiler!

Oyuncularımız farkında değil! Bu turnuvada oynadığımız her takımın oyuncularının yüzünde maç içinde inanılmaz bir burukluk, hatta korku var. Vallahi de Billahi de, rakip oyuncular en korkucundan film izlermiş gibi, ekşimik suratlı yaşadıkları 40 dakika bir an evvel, bu kabus bitsin diye “yaradana” yalvarıyorlar sanki!

Slovenler öyle bir Osmanlı tokadı yediler ki! Kendilerine gelmeleri çok zor! Bu takımı seyreden her TÜRK büyük gurur duymalı. Londra Olimpiyatları’nda her kiloda rakiplerini kaldırıp kaldırıp yere vuran Türk Güreşçileri gibi, rakipleri, maç başlar başlamaz ilk dakika da, yerle bir ediyorlar. Avrupa’nın ve NBA takımlarının en babalarında oynayan Sloven oyuncular öyle erken havlu attılar ki! Kımıldayacak halleri kalmadı! Lakovic, Becirovic, Brezec, Nachbar boş veeer!

İlk beş dakikada maç bitiyor! Canlarım, aslanlarım bu günleri yaşadım, yaşadık ya! Allaha şükür KEŞKE FANATİK BASKET yaşasaydı da, bu resim ve haberler tek sütun ve tek sayfalara tıkılıp kalmadan 12 sayfa verebilseydik!

Kerem: Sakat mı değil mi? Boşveeer! Adam gibi adam. Ülkesi için çıktı ve muhteşem asist ve kritik sayılarla hayat verdi.
Hidayet: Top getirdi, şut soktu ve kısadan maçı bitirdi! Ben bunu saymam Hido. Sırp maçında tekrarını beklerim.
Ender: Adı üstünde Ender bir genç dostumuz. Sadece ondan beklenenleri verince ortalığı toz dumana çeviriyor.
Sinan: Kariyerinin altın dönemini yaşıyor. Her şeyi ile oynayan, harika bir oyuncu, onu seyretmek büyük heyecan veriyor. Benim “AHTOPOT KARDEŞİM”
Ömer Onan: Rakibe batıyor, acıtıyor ve takımın en önemli silahı.
Ömer Aşık: Adı üstünde adam “AŞIK” ama bir farkla topa ve bloka ve de rakibi sindirmeye hasta birde faulleri sokunca bileğini kimse bükemez.
Semih: Sarı yeleli fırtına adam. Üç saniyede rakibin tek kelime ile kabusu.
Oğuz: Verdiği kilolar ona basketbol olarak dönüyor. Gün geçtikçe olgunlaşıyor. Savunmada da, kendini gösterdikçe büyüyor.
Ersan: En çok faiz veren bankadan daha verimli. Bir yok bin al! Dileğim sakatlanmadan turnuvayı tamamlasın.
Kerem Gönlüm: Bu takım için ilk yardım çantası. Neresi aksarsa o orada! Joker onunla gurur duyuyorum.
Cenk Akyol ve Barış bu takımda her an forma giyerler ve alası ile görevlerini yaparlar.
Bu hikayenin en can alıcı bölümüne geldik. Yüzdük yüzdük kuyruğuna geldik. Nihayet Türkiye’de birinci sayfaya, nihayet ilk haberlere çıkmaya başladınız. Basketbol bu ülkenin gururu oldu.
Spor yoksunu ülkeme basketbolu tanıttığınız için için sevgi ile kucaklıyorum.

Tekrar kimseye kulak asmayın siz bu işin en iyisini biliyorsunuz. Finale uzanırsanız, herkes “BU İŞ BU KADAR KOLAYDI BU GÜNE KADAR NEDEN YAPMADINIZ? DİYE SORGUYA ALINABİLİRSİNİZ!”

Dünya bize geldi. En iyileri yaptık ama sahada en büyüğü ile biz olduk. Şu ana kadar en iyi basketbolu biz oynadık.

Neyse hayat devam ediyor. Artık futbolcuların dediği gibi “ÖNÜMÜZE BAKACAĞIZ” Bizden daha hırslı ve sert oynamaya çalışan Sırplar’la da hesap kesme zamanı geldi. Ne demiştik! “ Bu zaferlere ulaşacak asil kan damarlarınızda mevcuttur” Sırpları hakem tezgahı bile kurtaramayacak!

TANJEVİC’in veda saati geldikçe içim burkuluyor. Hepimiz eleştirdik, ama o bizden ve bizim uzmanlardan çok Türk gencine inandı güvendi. İşte hepimiz görüyoruz. Türk genci istedi mi! Bunu fazlası ile başarıyor.

Maçlar Sinan Erdem’de ama, Caddebostan’da FANZONE alanında binlerce basketbol severle birlikte basketbol izlemek büyük keyif. Biz söylüyoruz, biz anlatıyoruz biz oynuyoruz. Her şey o kadar güzel ki, ekip çalışmasının sonu işte böyle güzel olur. Sırbistan maçında herkesi bekliyoruz.

HOG Harley grubu dostlarım, binlerce Kadıköylü hatta başka semtlerden gelenler vardı. Yine ev sahibi olarak Levent Mergen ve Mustafa Yanık ve mesai arkadaşları organizasyonu aksaksız yerine getirdiler. Onlarla gurur duyuyorum. Ellerine sağlık. Sadece salonda değil. İstanbul-Ankara ve İzmir’ de de basketbolu hissettirmenin mutluluğu içindeyiz.

Önceki İçerik
Sonraki İçerik
BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler