Her ne kadar takımlar kabuk değiştirseler de, geçtiğimiz sene Polonya’da Avrupa’nın kalburüstü takımlarından, Litvanya, İspanya, Sırbistan’ı mağlup ederken, Yunanistan’a sadece iki sayı ile mağlup olmuştuk. Bu yıl yaptığımız hazırlık maçlarında aldığımız kötü neticelere rağmen, oynadığımız son maçta daha önce Dünya Şampiyonluğu'na ulaşmış ve her şeye rağmen bu şampiyonanın favorilerinden biri olan Arjantin ile başa baş mücadele ettik. Sanırım geçmişinde Avrupa İkinciliği ve Dünya Altıncılığı olan milli takımımızın, son bir sene içinde almış olduğu bu sonuçları dikkate aldığımızda, herkesin de söylemiş olduğu gibi “Dünya Şampiyonas'ında ilk dört arasına” girmesini beklemek hayalcilik olmaz.
Teknik anlamda takımımızın son durumuna baktığımızda, oturmuş bir savunma ve istediğimiz zaman momentumu değiştirecek agresiflikte farklı preslerimiz olduğunu görüyoruz. Ayrıca uzun seneler deneyerek oluşturulmuş, farklı alan savunmaları da, bu konuda ne kadar donanımlı olduğumuzun göstergesi.
Hücum düzenlerimiz içinde en çok verim aldığımız bölüm savunma kaynaklı hızlı hücumlar. Ben bu şekilde bulduğumuz bir basketin seyircimizle birlikte, dört beş sayıya bedel olduğunu düşünüyorum. Ancak son oynadığımız hazırlık turnuvalarında oyun temposu düşükken, geçiş hücumu sırasında yapılan erken dış atışların girmemesinden dolayı, ritmimizin düştüğünü gördük. Yine seyirci ile birlikte bu durumun normalden daha fazla olumsuzluk havası yarattığı hissedildi.
Yıllardır katıldığımız tüm turnuvalarda uyguladığımız klasik set organizasyonlarımızda, her pozisyon için farklı opsiyonlar var ve oyuncularımız yılların tecrübesi ile bunlardan maksimum yararı sağlıyorlar. Ayrıca son maçlarda bu düzenin içine konulan, yeni ilavelerin oyuncularımız tarafından iştahla uygulandığına ve onları motive ettiğine şahit olduk.
Bence bu turnuvada yerimizi belirleyecek en önemli konu, dış şut yüzdesi olacaktır, genellikle maçın gidişatını belirleyen bu istatistikte, maalesef bir türlü istikrar sağlayamıyoruz. Hiç ummadığımız bir oyuncumuz beklemediğimiz bir yüzdeyle yüksek skora ulaşırken, büyük beklentiler içinde olduğumuz şutörlerimiz çok düşük yüzde ile şut kullanıyorlar. Ben bu konuda seyircinin yaratacağı sinerjinin derdimize derman olacağını umuyorum.
Son oynadığımız Arjantin maçı bana geçtiğimiz turnuvalarda son top ile neler kazandığımızı, neler kaybettiğimiz hatırlattı. Maç sonunu iyi oynayabilmek için maalesef seyircinin yarattığı sinerji yeterli değil. Bu konuda hücum becerisi ve kendine güveni ile kulüplerinde ve milli takımda yılardır tecrübe kazanmış oyuncularımız var. Bizlerin bu kritik anlarda, teknik heyetin tercih ettiği oyuncuya güvenmekten ve bu oyuncularımızın da tecrübelerini ortaya koymalarını beklemekten başka bir çaremiz yok.





