Dallas’ın NBA Finallerinde boy gösterdikten sonra, son dört sezonun üçünde play-off’ların ilk turunda sezonu kapatmaları tabii ki hazmı kolay bir lokma değil. Hem de Dallas’ın ilk turda elendiği o üç sezon toplam 173 normal lig maçı kazandığını düşünürsek (Sezon başına ortalama 57.7 galibiyet) gerçekten moral bozucu bir durum. Bunu daha iyi anlatabilmek için bu sezon o üç sezonda Dallas’ın galibiyet ortalamasını aşabilen tek bir takım vardı, o da Doğu’da oynayan Cleveland’dı (61 galibiyet). Doğu olduğunu özellikle belirtiyorum, çünkü bu sezon özellikle Batı’da play-off sıralaması normal sezonun son maçlarına kadar belli değildi. Batı’da o kadar çok güçlü takım vardı ve kıran kırana bir sezon yaşandı. Sonuçta Dallas ilk turda Teksas eyaletinin diğer bir takımı olan San Antonio’ya 4-2 elendi ve büyük hayal kırıklığı yaşadı.
Bu yaşanan hayal kırıklığından en çok etkilenen oyuncuların başında da her zaman kazanmak isteyen ligin en hırslı, en azimli, en kararlı ve en fedakar yıldızlarından biri olan Dirk Nowitzki geldi. Sezon bittikten sonra Nowitzki opsiyonu kendinden olan bir sezonluk anlaşması olmasına rağmen (Gelecek sezon Alman yıldızın kontratı $ 21.5 milyon) seçeneklerini değerlendireceğini açıkladı. Bu açıklama tüm Mavericks camiası ve Dallas’da olduğu gibi bende de büyük bir hayal kırıklığına yol açtı. Bazı oyuncular bazı kulüplerle özleşmiştir. Nowitzki de Dallas ile özeleşti. Alman yıldız NBA’e girdiği 1998 yılından beri Dallas forması giyiyor ve ilk iki sezonu hariç her yıl takımını play-off’lara taşıyordu. NBA oyuncuları için o şampiyonluk yüzüğü çok özeldir. Ama yıllarını Utah Jazz’e vermiş Karl Malone’u şampiyonluk yüzüğünün peşinde Los Angeles Lakers forması giyerek görmek ne kadar tuhaf ve rahatsız edici geldiyse, aynı şey Nowitzki’yi de başka bir formayla görmek için de geçerli. Larry Bird’ü biz sadece Boston Celtics formasıyla gördük. Magic Johnson’ı ise Los Angeles Lakers formasıyla. Isiah Thomas sadece Detroit Pistons forması giydi. Aynı şey takım arkadaşı Joe Dumars için geçerliydi. John Stockton tüm kariyerini Utah Jazz’de oynadı. Michael Jordan keşke Washington Wizards forması giymeseydi ve anılarda Chicago Bulls formasını giydiği haliyle kalsaydı demedik mi?
Tim Duncan’ı üzerinde San Antonio formasından başka bir formayla düşünebiliyor musunuz? Kobe Bryant’ı Los Angeles Lakers formasından başka bir formayla? Dirk Nowitzki içinde aynı şey geçerli. Nowitzki defalarca “Kariyerimi Dallas ile noktalamak istiyorum. Başka bir formayı üstüme giydiğimde kendimi tuhaf hissederim.” demedi mi? Dedi. Biz de onu başka bir formayla izlerken kendimizi tuhaf hissederiz. Bir Dirk klonu izliyoruz gibi gelir hepimize. Şu anki hayal kırıklığını anlıyoruz. Sezon ortasında Washington Wizards ile yapılan dev takas sonrası, özellikle de Josh Howard yeni takımıyla oynadığı ikinci maçta sakatlanıp sezonu kapattığında herkes bu takasa adeta bir hediye gözüyle bakmadı mı? Tıpkı Memphis Grizzlies’in Pau Gasol’u Los Angeles Lakers’a hediye ettiği takas gibi. Sonuçta Dallas Caron Butler, Brendan Haywood ve DeShawn Stevenson gibi üç önemli parçayı elde etmişti. Haywood ile pivot pozisyonunda istikrarsız ve isteksiz Erick Dampier’a gebe kalmaktan kurtulacaklardı. Butler onlara ihtiyaçları olan istediğinde oyunun iki yönünü de oynayan sert ve asi bir oyuncu kimliğini kazandırmıştı. Stevenson da kadro genişliğini arttırmıştı. Haywood sezon sonunda serbest kalacak, Dampier’in ise kontratında bir sezonu ($ 13 milyon) daha var. Haywood’un yürümesine izin vermek ve bir kez daha Dampier’e tutunmak önemli bir geri adım olur. Ancak kontrat yıllarını daha iştahlı oynadığı bilinen Dampier’e bir alıcı bulunup, biraz da yaratıcı bir idarecilikle Haywood rahatlıkla takımda tutulabilir. Gelecek sezon Butler ve Haywood ile sezona başlamak ve tüm bir sezonu bir arada geçirmelerine şans tanımak daha iyi bir sonuç doğurabilir. Bunların hepsini Nowitzki’de düşünüyordur.
Bu arada kişilik olarak çok takdir ettiğim coach Rick Carlisle’ın mutlaka kalacağını takımın sahibi Mark Cuban açıkladı. Carlisle doğru coach’mu bu tartışılır. San Antonio serisinde Fransız çaylak Rodrigue Beaubois’u son maça kadar doğru dürüst düşünmemesi (İlk dört maçta toplam 10 dakika süre aldı, son maçta ise 21 dakikada 15 sayı, 5 rebound ile oynadı), Dampier’e gereğinden fazla süre vermesi (5 maçta ortalama 23.6 dakika, 1.0 sayı ortalaması ve tüm seride bir basket bile atamadı ve 0/8 şut ile oynadı) Carlisle’ın hatalarıydı. Detroit Pistons’da görev yaparken, o zaman çaylak olan Mehmet Okur ve Tayshaun Prince’ı da yeterince oynatmadığı için başkan Joe Dumars, hem de çok başarılı bir sezon ve play-off’larda Doğu Finaline rağmen görevine son vermişti. Onun yerine gelen Larry Brown ile Pistons’da bir sezon sonra şampiyon olmuştu. Karakter ve kişilik olarak Carlisle mı, Brown mu derseniz, hiç düşünmeden Carlisle derdim. Ancak ne yazık ki maç kazanmak için bu özellik yeterli olmuyor. Nowitzki’ye “Elimizden gelen herşeyi yapıyoruz.” mesajını vermek için belki daha önce başarılı olmuş bu sıralamaya dönüp, “Deja vu” demek en doğrusu olur. Sonuçta Brown sıkılana ve ortalığı karıştırmaya başlayana kadar bir şampiyonluk yaşanabilir. Sonuçta Brown ile balayılar verimli geçer, kendisinin basketbolu çok iyi bildiğini kimse inkar edemez ve tecrübeli coach’da Nowitzki gibi bir yıldızla birlikte olmayı çok ister diye düşünüyorum.
Nowitzki’nin bu açıklamayı “coach değiştirin” veya “Kontratımı bu yaz uzatın” mesajını vermek için söylediğini hiç düşünmüyorum. Alman yıldızın ümitlerinin suya düştüğünü, beklentilerinin gerçekleşmediğini ve bu çıkışı ondan yaptığını düşünüyorum. Sonuçta NBA tarihinde sadece üç takım Dallas gibi 10 sezon artarda en az 50 galibiyet kazandı. Bu üç takım ise o dönemlerde en az üçer şampiyonluk yakaladı, Dallas için ise elde var sıfır. İşte Nowitzki’nin bence esas tepkisinin nedeni bu. Nowitzki 1978 doğumlu ve kaçan fırsatları düşündükçe, daha ne kadar fırsat yakalayacağı da mutlaka kafasını yoruyordur. Nowiztki Haziran ayında 32 yaşında olacak ve eski günlerini artan Jason Kidd, Shawn Marion ve hatta Jason Terry gibi oyuncularla bu işin olmayacağını düşünüyor. Bu konuda ona da hak vermek lazım.
Dirk Nowitzki’nin yapacağı bir iki hafta her şeyden uzaklaşmak. Kafasını boşaltmak, üzüntülerden ve hayal kırıklıklarından kurtulmak. Sonra da Mark Cuban ve genel menajer Donnie Nelson ile oturup, konuşmak, çözüm aramak. Dallas belki bir Utah Jazz kadar aile değil ama NBA ortamına göre fazlasıyla aile. Geçen sezon nişanlısı Nowitzki’yi kandırıp soyarken, onu uyaran, nişanlısından kurtulmasını sağlayan ve destek olan Cuban ve ekibiydi. Nowitzki’nin de böyle şeyleri unutacağını pek sanmıyorum. Şu anda o duygusal bir çöküntü yaşıyor diye düşünüyorum. Yoksa ne LeBron James ile birlikte New York’da, ne Dwyane Wade ile birlikte Chicago’da, ne de eski takım arkadaşı ve yakın dostu Steve Nash ile Phoenix’de bir araya gelmeyi hedeflemiyor. Sakinleş, iyi düşün ve Dallas’da kal Dirk. Seni başka bir forma giyerken görmek esas NBA severleri hayal kırıklığına uğratır. Sadakatin ve vefanın gitgide kaybolduğu spor ortamında, lütfen daha önce nasıl büyük hedefler koyarak ve çok çalışarak, her şey mümkün örneğin ile takdirimizi topladın, şimdi de zor geleni yap. Lütfen bize “Sende mi Dirk” dedirtme.



