Bu yıl, hiçbir maçta 'Bu kadar şahane bir F.Bahçe görmedim.' O ne 'Acımasız savunma, ne harika hücum.' Maçın başından sonuna kadar… Hiç durmadan, yorulmadan… F.Bahçe iyi savunma yaptığı ilk yarıda, Efes'e karşı özellikle çember altı savunmasında müthişti. Kasun, boyalı alana yüklendikçe, onu güçlü şekilde karşılayan Vidmar'a double-team takviyesi de yapılınca, bir önceki maçın vurucu gücü Kasun, imha edilmiş oldu. Pota çevresini canla başla savunan Mirsad ile Vidmar, ilk periyot boyunca, ikişerden tam 4 top çaldılar. Bunları hızlı hücumlara dönüştürdüler. Skora ekstralar geldi. F.Bahçeli oyuncular potaya yakın alanları o kadar başarıyla savundular ki, Efesli oyuncular, şuta yükselecek doğru dürüst orta mesafeli alan bulamadılar.
15 dakikada sadece 6 şut atabildiler. 2 isabet kaydettiler. Bu 'Şut kısırlığı'nı 'Dış şutla tedavi etme!' girişimleri de, başarılı olamadı. Devre sonunda, 3/11 ile 27'lik üç sayı ve 4/9 ile 44'lük ikilik yüzdesine, 12 serbest atış denemesinden, 5 fire de eklenince, 48-24 ile 24 farklık ilk yarı 'Skor felaketi'nin nedeni de ortaya çıktı. 3. periyotun başında Efes, tam saha baskı ile farkı düşürmeye çabaladı. Bu defa da, geniş alana yayılan savunmada, çember altından fire verdi. F.Bahçe'nin, Semih, Mirsad ve Ukiç ile boyalı alanda 'Cirit atması', farkı iyice körükledi! 24.30'da 60-27 ile 33'lük 'Korkunç farkın' hikmeti buydu. Zaten maç da, burada bitti! Bu anlarda, çok takdir ettiğim şey; Efesli oyuncuların, profesyonel anlayışlarıydı. Ağır farka rağmen, maçı bırakmadılar. Saldırarak, yüklendiler, boş atsalar da, şutlar denediler, farkı düşürme çabalarından vazgeçmediler. Son periyota 33 farkla giren F.Bahçeli oyuncular, dikkat ve ciddiyetle maça asıldılar. Rakiplerini asla hafife almadan, farkın rehavetine düşmeden, maç sonuna kadar savaştılar. Muhteşem bir oyunla, şampiyonluğa ulaştılar. Bize de, bu takımda emeği göz ardı edilemez Koç 'Bogdan Tanjeviç' onun yokluğunda, takımını maestro gibi yöneten yardımcısı 'Ertuğrul Erdoğan' ve tüm oyunculara 'Şapka çıkarmak!' düşer.



