Sezonun bu aşamasında sonunda kupa olan tek bir maç oynamak biraz kumara benziyor. Tek el oynanan bir kumar. Üstelik ezeli rakibe karşı büyük beklentilerle girilen bir sezonda. İki takımda da eksik çok. F.Bahçe’nin sakatlarından gayet iyi bir takım çıkar. G.Saray’da ise sakat olmasalar bile şu anda oynayamayacak kadar formsuz oyunculardan.
Bu ortamda doğru zamanda uyumlu beşi bulmak, iniş-çıkışı bol oyunda işler kötü gitse bile savunmadan düşmemek ve işler sıkışınca çözüm üretmek işin anahtarları. G.Saray uzun süre bu alanlarda üstündü maçta. Daha iyi oynamasa da daha iyi şut sokabildiği için 3. çeyrek sonunda 9/23 üç sayı isabetiyle 9 sayı öne geçmişti. F.Bahçe ise o ana kadar 1/14 atsa bile oyunda kaldı. Sarı-kırmızılıların oraya kadar işi bitirmesi gerekiyordu ama sahada biraz bir şeyler verir mi diye denenen formsuz isimler Erceg, Domercant, Göksenin ve Jawai’den hemen hiçbir şey alamadı. Bu “ya tutarsa” denemelerinde en büyük darbe ise formda olduğu halde sahada bir şey vermekten çok alan Ender’den geldi. G.Saray iyi şut atıp, Gordon’un inişli çıkışlı da olsa skorer oyunu, Furkan’ın pota altında etkinliği ile en azından skorda üstün gitti uzun süre.
Ama koparamadı maçı. Obradoviç eksikleri yüzünden özellikle yerli rotasyondaki sıkıntısına karşın maç boyu arayışlarını sürdürüp bir noktada doğru beşi buldu. Arasında takımın zayıf halkası olarak görünen Zoriç’in olması da ilginç bu beşin. Ama bu maç için beraber savunma yapabilecek birbirini tamamlayan beşi son çeyrekte sahada tuttu.
Zoriç’in şut tehdidi potaya yakın oynayan McCalebb ve Bogdanoviç’i iyi tamamlarken, hareketli oyunculardan kurulu yapı savunmada da ekstra gayretle G.Saray’ın zaten tekleyen organizasyonunu tamamen durdurdu.
İLK ADIMI F.BAHÇE ATTI
F.Bahçe durdurdu durdurmasına ama atacak eli bir türlü bulamadı işte. Son bölüme başa baş girilince bu alanda son yıllarda ligin en öne çıkan ismi Arroyo ile G.Saray avantajlı diye düşündü herkes. Yanıt McCalebb-Preldziç ikilisinden geldi. McCalebb belki de kariyerinde yapmadığı savunma konsantrasyonuyla Arroyo’ya göz açtırmadı. Karar vermek de iki tarafı keskin bıçak Gordon’a kaldı. İlk yarıda yıldızlaşan, 3. çeyrek batıran Gordon, sonda yine fena iş çıkarmadı ama elbette bir Arroyo değil.
F.Bahçe’de ise bir başka iki tarafı keskin bıçak Preldziç’in üst üste 3 hücumda basketi bulduğunu gördük. Henüz Obradoviç etkisi demek için erken belki ama McCalebb’ın bu gayreti, Preldziç’in bu tercihlerinde Sırp koçun parmağı, ya da daha doğrusu fırçalarının parmağı olduğu da kesin.
İki takım için de çok uzun bir yolun ilk adımıydı dün. Henüz ikisi de topallıyor ama ilk düz basan F.Bahçe oldu.




