Ana SayfaDİĞERARŞİVRoksan Kunter: Babam hak ettiği yerde değil / BENER ONAR

Roksan Kunter: Babam hak ettiği yerde değil / BENER ONAR

- Reklam -

Roksan Kunter'le bir anımı anlatayım, sonra kendisini sizinle baş başa bırakacağım efenim… 2009 Kasım'ında bir ocakbaşında gazeteci bir ekiple yemekteydik. O akşam Erman Kunter de mekandaydı. Hava almak için zaman zaman dışarı çıktığımızda biraz da 'mektepli' damarından girip bolca sohbet etmiştik. Erman Ağabey, Roksan'la beni tanıştırdığında soğuk olan hava daha da soğumuştu! Roksan babasını az gören biri olarak pek de paylaşımcı değildi… Kaderin cilvesi veya karma! 'Roksan Sultan'la (iş yerinde kendisine öyle hitap ediyorlar) artık iş arkadaşıyız. Size garip gelebilir “Arkadaşının reklamını mı yapıyorsun,” diye ama evet yapıyorum, gayet de güzel oldu!
– Televizyona giriş hikayeniz nedir?
– Bilgi Üniversitesi'nde radyo-televizyon programcılığı okurken bir arkadaşımla çalışırken 'Sen kameraya çok yakışıyorsun. Neden denemiyorsun?' dedi. Bir gün Fehmi Sadıkoğlu'nu gördüm ve konuyu ona açtım. O beni Mehmet Ayan'la, Ayan da beni SKY Türk Genel Müdürü olan Barış Tünay'la tanıştırdı. Barış Bey ilk etapta istemiyordu, çünkü ihtiyaçları yoktu.Ama Efes- Fener play-off final serisinde her şey başladı.
– 'Babası eski basketbolcu. O da oradan iş bulmuş,' yorumları yapılmıştır…
– İlk etapta böyle tepkiler gelmiştir. Şu an öyle olduğunu düşünmüyorum. Sonuçta ben basketbolun içinden geliyorum ve Spor Sergi çocuğuyum. İnsanların algısı da değişti. Buraya transfer olduğum zaman ilk sorular 'Basketbol programı yapacak mısınız?' şeklindeydi.
– Diğer sporlarla aranız nasıl?
– Futbol izlemekten şimdi daha çok keyif alıyorum. Tenis de öyle. Koşmayı çok sevdiğim için atletizmle de ilgilenirdim ama mesela Usain Bolt'u şimdi daha farklı izliyorum. Bu değişim çok hoşuma gidiyor. Ama basketbolun yeri hep ayrı.

HERKESİN YETENEĞİ, ALBENİSİ FARKLI
– Haber sunarken neler yaşanıyor?
– Rejidekilerle bazen haber arasında sohbet ederken gülüşüyoruz. Bir sonraki habere aniden sırıtarak çıkabiliyorum. Prompterdan okurken telaffuz hatalarıma da öyle… Geçen 'Havlu attı,' diyeceğime 'Havlu aldı' demişim! Normal hayatımda da gülen biriyim.
– Son dönemde kadın spor spikerlerin sayısı arttı. Bir rekabet içinde hissediyor musunuz?
– Bizi izleyenlere saygı gösterecek şekilde giyimime ve makyajıma özen gösteririm. Kariyerimde bir yerlere geleceksem doğallığımla ve kendime kattıklarımla ilerleyebilirim.
– Beğendiğiniz birileri var mı?
– 
Burcu Esmersoy'u beğeniyorum. Ekrana yakışıyor ve gayet doğal. Robot gibi değil.

Mutluysa gelmesin
“Babam hak ettiği yerde değil. Fransa'da ona gösterilen değeri burada göremiyor. Kızı olarak değil, işin içinde biri olarak söylüyorum. Olayları bir adım öncesinden görür. Basketbol beyni ve düşüncesi çok farklı ama Türkiye kariyerinin olmaması çok acayip. Neden böyle, gerçekten çözemedim! Belki sivri dilli diyedir. Ne hissediyorsa söyler ve maalesef Türk kafasına çoğu zaman bu durum uymuyor. Bazen konuşuyoruz annemle de. 'Adam böyle. Nasıl biliyorsa öyle yapsın,' diyoruz. Biz hep yanındayız. Buraya gelmesini isterim. Ama mutlu olmayacaksa gelmesin.

HANEDAN ÜYESİ OLMANIN AĞIRLIĞINI OMUZLARINDA TAŞIYOR

İkinci Abdülhamit'in torununun torunu olan Roksan Kunter hanedana mensup olmanın ağırlığını omuzlarında hissettiğini ama yine de hayatının tamamını buna göre şekillendirmediğini söylüyor: “Ben halka mal olmuş biri değilim ama ailem öyle. Tüm Osmanlı ailesinin bireylerinin hayatlarına özen göstermesi gerektiğini düşünüyorum. Evet, kurallarla büyüdüm ve bunlara saygı duyuyorum. Mesela sofra adabı. Bir diğer örnek Muhteşem Yüzyıl dizisi için Hürrem rolünü ilk bana teklif ettiler. Ancak 'yakın' sahneler nedeniyle kabul etmedim. Sonra yapımcılar da vazgeçti zaten. Yine de bir özel hayatım var ve o kadar şekilci değilim.”

Parkede lakabı 'çöpçü'ymüş
– Neden profesyonel kariyerine devam etmediniz?
– Lyon'da yaşarken ve iletişim okurken iki yol vardı: Ya okuyacaktım ya da oynamaya devam edecektim.
Lyon'da iyi bir takım yoktu. Başka bir şehire gitsem Lyon'daki üniversite kadar iyisini bulamazdım. Buraya da dönmek istemedim ve okumayı tercih ettim.
– Bir maçta en çok kaç sayı attınız? Malum babanız 153 sayıyla rekortmen bir isim…
– Bir maçta 40 sayı atmıştım.
Kocaeli'ne karşı galiba, tam da hatırlamıyorum. Çok büyük bir şey değildi. Zaten benim olayım skor değildi. 2 ve 3 numara oynardım ama ribaund almak en büyük zevkimdi. O topu takip etmeyi severdim. O yüzden bana 'çöpçü' derlerdi.
– Seyrettiğiniz en iyi kadın basketbolcu kimdi?
– Çelen Kılıç. Çelen ablayı hem sporcu kişiliği hem de basketbol stili olarak çok beğenirdim.
– Şimdi nasıl buluyorsunuz kadın basketbolunu?
– Bizim zamanımız zordu. Şimdi zihniyetin de değişmesiyle çok büyük bir ilerleme kaydedildi. Avrupa ikinciliği de bunun kanıtı zaten.
– Babanız izler miydi maçları?
– Evet izlerdi ama ona zor gelirdi maçları izlemek. O dönem bir de seviye şimdiki kadar kaliteli değildi. 'Bir bağırış, çağırış gidiyor sizin maçlar. Yine kafamı şişirdiniz,' derdi.
– Erman Kunter'in hakemlere müdahale ettiği oldu mu?
– Yok!.. Sessiz, sakin izlerdi maçları. Ne antrenörlerimle konuşmuştur ne de hakemlerle.
Genelde acısını benden çıkarırdı! Hiç bir zaman hakem ya da antrenörde hata aramazdı. Olay hep benim ne yaptığım ya da yapamadığımdı.
– Eleştirileri sert miydi, üzülür müydünüz?
– Çoğu evde konu derslerdir.
Bizim evde de 'Nasıl beceremedin?', 'Neden kötü oynadın?' soruları vardı.
Evet üzülürdüm. Ben iyi oynadığım zaman ondan mutlusu yoktu. Tam tersi bir durumda gelir 'Öbek, öbek bıraktın bugün,' derdi (gülüyor).
BENER ONAN

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler