Tahincioğlu Basketbol Süper Ligi'nin başarılı takımlarından Tofaş'ın başantrenörü Orhun Ene, SABAH'a özel açıklamalarda bulundu. Altyapıya verdikleri öneme vurgu yapan Ene, "Biz sürekli bütçe arttırabilecek konumda bir kulüp değiliz. Biz bu bütçelerde iyi oyuncular yetiştirip, kaliteli ve ucuz yabancıları bularak bu ortamda, bu yapıda başarılı olabiliriz. Bunun tersi zaten eşyanın tabiatına aykırı." dedi.
Geçen sezonu kupa ve play-off finalisti olarak kapatan Tofaş bu sezon da zirve yarışında… Üstelik çok önemli oyuncularını kaybetmelerine rağmen altyapıdan çıkardıkları Yiğit, Berkay ve Muhsin gibi yeteneklerle yarışta kalan Bursa ekibinin koçu Orhun Ene SABAH'ın bu haftaki konuğu oldu.
Tofaş için sezon nasıl geçiyor?
Açıkçası geçen seneden farklı bir lig var ve biz de daha farklı bir takımız. Ekonomik anlamda yaşanılan iniş çıkışlar, birçok spor dalını olduğu gibi basketbolu ve bizi de etkiledi. O anlamda esasında bizim amaçlarımızdan biri devamlılığı olan kadrolar kurmak ve bütçe olarak tabanı ve tavanı tespit edip o aralıkta, kadroyu koruyarak fark yaratmaktı. Ama yaşanılan zorluklardan dolayı bu tip planları devam ettirmek bu tip hedeflere ulaşmak kolay değil. Bu dönemi geçiş dönemi olarak görmek lazım. O anlamda biz yabancı oyuncularımızdan bir çoğunu kaybettik ama Türk oyuncularımızı kadroda tutmayı başardık. Geçen sezondan farklı olarak olarak bu sezon sorumluluklarını, sürelerini arttırdık, oyun kimliklerini güçlendirdik.
O anlamda belki geçen sezonki kadar üst seviyede bir noktaya ulaşamadık ama bir şekilde bu rekabetin içinde kalmak için, bu iniş çıkışlarda inanılmaz bir bütçe farkı yaratarak sonucu yükseltme, arttırma yerine her koşulda belli bir seviyeyi yakalama ve burayı korumak adına bazı adımlar attık. Belki sportif sonuç olarak bize hemen bir geri dönüşü olmasa bile oyuncuların gelişimi anlamında çok fayda sağlayacağını düşünüyorum.
Hem yarışmacı hem yetiştirici kulüp olmak mümkün mü?
Esasında çok hassas dengeleri var. Ben Banvit'te çalışırken de bunu yaşamıştım. Şöyle bir gerçek var: Burada kurumun size göstereceği destek çok önemli. Bu anlamda Tofaş'ın ve o dönemde Banvit'in vermiş olduğu destek gençleri geliştirme, onları da bu işin parçası yapma adına size de cesaret katıyor. Kulübün yarışmacı ortamda yukarda kalması hem bu işe katkı sağlayan sponsor olsun, kurum olsun onları motive ediyor, hem de kazanan ve başarılı bir takımın parçası olmak yabancısından, Türk'üne tüm oyuncuları motive ediyor. Ama bunu yaparken bizim gibi kulüplerin başarılı olmak için gitmesi gereken yol belli. Biz sürekli bütçe arttırabilecek konumda bir kulüp değiliz. Biz bu bütçelerde iyi oyuncular yetiştirip, kaliteli ve ucuz yabancıları bularak bu ortamda, bu yapıda başarılı olabiliriz. Bunun tersi zaten eşyanın tabiatına aykırı. Türkiye'de örnekleri var. Sürdürülebilir bütçe ile araştırarak, çalışarak yaratılan fark orta seviyede kulüpleri bu işin içinde rekabetçi bir ortama getiriyor.
Aynı zamanda bunu destekleyecek bir altyapı programının olması sizi var ediyor. Bu yoldan şaşmayacağız.
MİLLİ TAKIM ÜMİT VERİYOR
HER şeyden önce, milli takımın iniş çıkış göstermeden kazanmayı, beraber oynamayı, sıkıntı yaşamadan grupları geçebilme başarısını gösterdiğini görüyorum. Bu önemli bir şey. Çünkü çok az sürede hazırlanabildiler. Bir basketbol organizasyonu içinde onları bir takım gibi oynatmak kolay değil. Bu bir kere teknik heyetin, Ufuk hocanın başarısı. İyi bir kimya oluşturdular. Pozitif bir enerji var. Bu anlamda da NBA'de oynayan isimlerin genç, enerjik ve başarıya aç olmaları bizim takım için avantaj. Hedef koymanın bir mantığı yok. Bir maçta 2-3 dakika, bir topla iyi oynayıp oynamamakla alakalı olabiliyor şampiyonalardaki başarılar ama bugün o noktaya gelişleri, ortaya koymuş oldukları mücadele bana ümit veriyor. Ben o ışığı onlarda görüyorum. İnşallah turnuva şansı da yanlarında olur. Kolay değil 1-2 sakatla bütün planlarınızı değiştirmek zorunda kalıyorsunuz. Ama 2 senedir bir şekilde bizi pozitif düşünmeye yönelten bir oyun ve mantalite var. Ben iyi bir sonuç alacaklarını düşünüyorum.
GENÇLER FARK YARATMALI
"Yatırım yaptığımız oyuncuların karar verici, fark yaratıcı olması gerekiyor. Biz yabancıları tamamlayıcı oyuncu aramıyoruz. Biz onlar gibi katkı verecek oyuncu yetiştirmek istiyoruz."
Tofaş'ın gelecek planları nedir?
Bir tanesi Avrupa… Bizim için zor bir arena. EuroCup gibi çok güçlü bir kupadayız. Çok yeniyiz bu kupa için. Burada gedikli kulüpler var ve istediğiniz sonuçları alamıyorsunuz. Orada 2 senelik yaşanmışlığımız var. Bu bize tecrübe kattı. Bazen sadece sportif anlamdaki hatalarınızın veya başarılarınızın da oradaki sonucu etkilemediğini biliyorum. Ama artık burası için olgunlaştığımızı, önümüzün açık olduğunu ve ileriye gideceğimizi düşünüyorum. İkincisi, yatırım yaptığımız oyuncuların hangi seviyeye çıkacakları önemli. Biz yabancıları tamamlayacak oyuncu aramıyoruz. Biz fark yaratacak, yabancı gibi katkı verecek oyuncu arıyoruz. Tamam, bu seviyede oynayabileceklerini gösterdiler ama bu seviyede sonucu değiştirebileceklerini göstermeleri de lazım. Burada da bize düşen sorumluluklar var. Biz, kalmasını istediğimiz oyuncuları kulüpte tutma lüksüne sahip değiliz. Bunun için oyuncunun da istemesi lazım. Burada oyunculara sabır, bize de oyuncuya karşı inancımızı kaybetmeden onları geliştirmek için sürekli çaba sarfetmek düşüyor. İleriye dönük olarak sadece bizim için değil milli takım ile ilgili önemli farklar yaratabilecek veya üst liglerde oynayabilecek oyuncuları kazandırmamız lazım. Bunu biz görüyoruz. Çok oyuncu yetiştiren kulüp var ama fark yaratan oyuncu yetiştiren çok az…
KENDI LİGİMİZİN KAHRAMANI OLDUK!
Artık milli takımda devşirmeler genelde guard oluyor. Neden bu mevkide sıkıntı oluyor?
Bu çok basit: Karar verici pozisyondaki oyuncuları yabancı yaptığımız için… O pozisyondaki Türk oyuncular da görev oyuncusu haline geldi. Bizim dönemimize baktığınızda o pozisyondaki oyuncuları seçerken zorlanıyordu milli takım koçları. Minumum 2-3 tane oyunu hem organize eden hem bire bir anlamda fark yaratabilecek, karar verebilecek opsiyonu vardı koçların. Veya 4 tane. Fakat biz, o dönemki jenerasyon bunu yurt dışı seviyede üst seviyedeki liglerde milli takım ve kulüpler bazında başarıya çeviremedik. Türk basketbolu o dönemde Avrupa'nın uzağında, organizasyon olarak oraların altındaydı. Biz çok daha lokal kaldık. Yazık olan Avrupa çapında o jenerasyon fark yaratırdı ama maalesef kendi ligimizin kahramanları olduk.
Kaynak: sabah



