Geçirdiği ağır sakatlığın ardından doktorların kariyeri sona erdiği açıklama getirmesinin ardından Euroleague'de Lottomatica Roma forması altında Kasım ayının En Değerli Oyuncusu (MVP) seçilen Sani Becirovic bu mucizeye nasıl ulaştığını açıkladı.
– Sani, Kasım ayının MVP'si seçildiğin için tebrikler. Bu aya girerken herhangi bir düşüncen var mıydı, bu takım sahaya çıkmaya hazır mıydı ?
Alba'ya ilk maçımızı kaybetmemizin ardından, büyük hayal kırıklığına uğramıştık. Fakat aynı zamanda bu hayal kırıklığı bizi şu anda olduğumuz yere yakınlaştırmak adına ihtiyacımız olanı verdi. Bir takım olarak oynayınca çok güçlü olduğumuzu gördük. Öte yandan bireysel oyun olarak bakınca da, hiçbirimiz oyunu kendi başına kazandıramazdı. Şimdi ise Alba'ya kaybettiğimiz ilk maçtaki oyunumuza bakınca bunun iyi olduğunu düşünüyorum, çünkü bu bizi bir takım olarak çalışmak adına daha da sıkı motive etti.
– Kasım'daki maçlara tek tek bakarsak, ilk durağın Ljubljana ve eski takımın Olimpija idi. Bu maçta tekrar yuvada olmaktan ötürü müthiş motive olmuş görünüyordun…
Buraya her gelişimde, tabii ki arkadaşlarımın ve ailemin önünde oynamak durumunda oluyorum. Yalnızca ben değil, ama ülkesini ziyaret eden her oyuncunun daha fazlasını yapmaya uğraştığını ve hala iyi oynayabildiğini gösterir diye düşünüyorum. Arkadaşlarına ülkenden uzakta neler yaptığını göstermek istersin. O gece de daha önce hiç olmadığı kadar motive olmuştum. Ve Tanrı da yanımdaydı. Kazandık ve oldukça iyi oynadım. Her şeyden önce de, bu takım için gerçekten önemli bir galibiyetti. Bu serinin başında ihtiyacımız olan özgüveni bize aşıladı.
– Belki de ayın en baş tacı edilecek olayı Vitoria'da Tau'yu yenmeniz oldu. Bize bu maçtan ve galibiyeti elde etmeyi nasıl başardığınızdan bahsedebilir misiniz?
Tau'nun müthiş bir takım olduğunu biliyorduk. Her ne kadar ben bilmesem de, Tau oldukça uzun bir süredir evinde kaybetmiyordu. Aynı zamanda, Ljubljana'daki maçın ardından müthiş bir özgüven içerisindeydik ve İtalya'daki maçı kaybetmiş olsak da, bu özgüvenimizi zedelememişti. Tamamen imkansız görünen bir görev ile Tau'yu yenmek adına Vitoria'ya gittik ve bunu başardık. Oyun planımızı takip ettik ve tabi bazı toplarda da şansımız yardım etti. Fakat sonuç olarak, bunu hakettik.
– Geride bıraktığımız hafta ise, evinizde Fenerbahçe Ülker karşısında oynadığınız maç, nasıl olduysa en zor maçınızmış gibi göründü. En azından izlerken, düdük sesi gelene kadar takımın adına hiç bir şey emin görünmemişti…
Aslında söz konusu olan şey, geçtiğimiz 2 hafta içerisinde insanların bildiğinden daha fazla sakatlıklar yaşadığımız. Çoğu oyuncu ''küçük sakatlıklar'' diyerek oynuyor fakat hala sakatlıklar takımı sınırlandırıyor ve yüzde 100'ünüz ile oynama şansına engel oluyor. Bu bir oyuncuya olsa neyse, sorun değil. Fakat 5-6 oyuncu birden bundan etkileniyorsa, maçları oynayıp terapiye gidiyorsa, bu arada idman bile yapamıyorsa maalesef bu var olan durumu göstermeye yeter. Takım olarak adeta revire dönmüştük ve oyuncularımızı maçları oynamaları adına yeterli fiziksel durumda tutabilmek için çaba sarfediyorduk. Bu da Fenerbahçe karşısındaki maçta açıktı. Yine Pazar günü İtalya Ligi maçında Bologna'ya iki uzatmada kaybederken daha da açıktı. Son olarak da, daha fazla mağlubiyet vermedik. Bu manada, evet, Fenerbahçe maçının Euroleague'de ayın en zor galibiyeti olduğuna katılıyorum. Saha içi maçımız olmasına karşın sağlık problemlerinden kaynaklanması nedeniyle zorlandık.
– Euroleague'de normal sezonu yarılamaya doğru, ilk sıradasınız. Bu, tecrübelerine bakıldığında senin için ne ifade ediyor ?
Bu mükemmel ve kimsenin beklemediği bir şey. Yalnızca içimizden çok az kişi böyle bir şey başarabileceğimize inandı. Yani bu tür bir galibiyet serisine. Fakat tekrar ediyorum ki, takım arkadaşlarıma ve coach Repesa'ya çok inanıyorum. Oldukça iyi bir takıma sahip olduğumuza ve herkese, özellikle de kendimize kanıtladığımızdan daha fazlasını yapabileceğimize güveniyorum. Yani geçen yıla göre attığımız adımdan bahsederken ne kadar ciddi olduğumuza inanıyorum.
– Genel Menajer Dejan Bodiroga ve coach Jasmin Repesa senin Roma'ya katılma kararında nasıl bir etkiye sahip ?
Dejan'ın burada olması çok büyük etkendi. Kendisi eski Yugoslavya'dan gelen biz basketbolcular için bir rol model. Bir şeyin Dejan tarafından söylenmesi ayrıcalığına sahip olmak ve en iyi sonuçlar için ileriye giden bir takımda en önemli isimlerden biri olmanızı gerçekten istemesi, bunu belirtmesi, oldukça iyi hissettiriyor. Bunu herşeyi kazanmış ve basketbolu bu denli bilen birinden duymak, kesinlikle kararımda son derece etkiliydi. Diğer büyük faktör ise kendisinden bahsetmeme bile gerek olmayan Jasmin Repesa. Onu ve çalışmasını iyi biliyorum. Tam olarak neyin içerisine girdiğimi de biliyordum. Onunla konuşurken benden ne isteyeceğine ve takımdaki rolüme dair bütün fikri almam yalnızca beş dakika sürdü. Zaten onunla bir daha konuştuğumda da, beş dakika sonra, anlaşma tamamlanmıştı.
– Orada Euroleague şampiyonluğunu aldıktan sonra, Panathinaikos'tan ayrılmak senin için hala zor muydu; ki bu takım bir kaç sene önce ciddi sakatlığından dönüşünde bir çeşit etkiye sahipti ?Panathinaikos'u bırakmak, gerçekten ama gerçekten zordu. Orada kendimi çok iyi hissediyordum, arkadaşlarım iyiydi, takım için her şey olması gerektiği gibi gidiyordu. Aynı şekilde organizasyon için de. Benim için, Atina hep iyiydi. Öte yandan da, son aylarda bir basketbolcu olarak kalitemi kanıtlayabilmem adına şans bulamamıştım. Özel olarak Zeljko Obradovic ile konuştuğumda, görüşlerimiz paraleldi. Avrupa'da en iyi olan bir takımının lideri olabilip, olamayacağımı görmek istedim. Daha fazla süreler ve bire birde daha etkili bir oyun. O da beni başka bir yönden ikna etmeye uğraşmadı. Bunu deneyebileceğimi düşündüğünü söyledi ve orada yaptıklarım adına bana teşekkür etti. Herhangi bir sorun ve pişmanlık söz konusu değildi veya son iki ayda oynamayışım adına herhangi bir şikayet. Bu yalnızca bir coach ve kariyeri için daha fazlası adına çabalayan bir oyuncu arasında bir konuşmaydı. Tabi benim için zordu. Fakat öte yandan, geleceğe bakıyordum yani şu anda Roma'da bulduğum yere.
– Roma'ya ve tamamen Amerikan oyunculardan (Ibby Jaaber, Allan Ray ve Brandon Jennings) oluşan arka alana Avrupa'daki deneyimlerinden neler getirmeyi deniyorsun ?
Çok uyum sorunu yaşayacaklarını söyleyemem. Belki bir tek Brandon'da bu olur, çünkü bu sezon Avrupa'daki ilk sezonu. Ibby ve Allan burada bulunmuş isimler ve birçok şey biliyorlar. Benim onlarla işim ise buradaki büyük resmi göstermek ve Avrupa'daki her maçın bir anlamı olduğunu belirtmek. Sonuçlar önem teşkil eder. İyi bir görüntüye sahipseniz, maç boyu spektaküler hareketler yapıyorsanız ve sonrasında kaybediyorsanız, bu hiçbir şey ifade etmez. Belki de Amerika ve Avrupa arasında gördüğüm en büyük fark bu. Avrupalıların –yalnızca coachlar değil, oyuncular da- Amerikalıların anlamasına yardımcı olmaya çalıştıkları bir şey bu. Burada kolay maç yok. Daima bir baskı söz konusu, çünkü sonuçlar her zaman bir şey ifade eder.
– Sakatlık geçirdiğinde ve doktorlar sana basketbol kariyerini unutmanı söylediğinde yalnızca 20 yaşındaydın; bu tüm hayatın için hazırlandığın bir şeydi. Seni o en küçük ihtimalden geri döndüren ne oldu ?
Bir çok şey beni geri döndürdü. En başta ailem, arkadaşlarım ve karım bana inandı. Sakatlığımın getirdiği bu tip zorlukların üstesinden gelebilmem adına gerekli dayanıklılığı sağladılar. Bana inandıkları için ve yaşadığım tarifsiz zorluklarda bana destek oldukları için hepsine minnettarım. Doktorlar tarafından söylenen yalnızca bir daha oynayamayacağım değil, tekrar normal yürüyemeyeceğimdi de, yani bunun bir mucize olacağıydı. Bu durum da, bir şeye gerçekten inanmanız halinde, mucizelerin gerçekleşebileceğini kanıtlıyor. Sahaya her adım attığımda, bunu aklımda tutmaya çalışıyorum. Bundan yıllar geçmedi, bir diz sakatlığından ötürü hayalleri yıkılan genç bir çocuktum. Fakat bir mucize gerçekleşti.
– Henüz 27 yaşındasın. Geçirdiğin tüm şeylerin ardından; iyi kötü, kariyerin adına şu anda ve gelecek için en çok ne istiyorsun ?
En başta sağlıklı olmak ve basketbol maçlarını oynamanın tadını çıkarmak istiyorum. Basketbol gerçekten sevdiğim bir şey. Kariyerim adına, Roma ile yani beni liderlerinden biri olarak seçen bu takım ile bir şeyler kazanmak istiyorum. Bu bir başka adım ve üç yıllık kontratım süresince burada kupalar kazanmayı umuyorum. Sonuç olarak da, daima beklediğim şeyi yapıyorum, ve gençken yapmam gerekeni yerine getiriyorum, yani sakatlıktan önce, Avrupa'daki önemli takımlardan birinin lideri olmayı hedefliyordum. Sakatlığımdan önceki tüm yeteneklerime tekrar sahibim. Tek ana farklılık ise oyuna bakışımı değiştirdim. Bundan önce bir skorer olarak her pozisyonda skor üretmeye bakıyordum. Bu benim ana düşüncemdi, çünkü bir çok yoldan sayı üretebiliyordum. Şimdi ise takım arkadaşlarımı daha fazla oyuna katmaya ve galibiyet için gerekeni yapmaya çabalıyorum. Yani bu yalnızca skor üretmek değil, aynı zamanda da diğer şeyler: paylaşmak, takım arkadaşlarının sahada daha rahat olmasını ve kendilerini daha iyi hissetmelerini sağlamak. Sakatlık beni bu açıdan değiştirdi – yani daha iyisi adına.
Eralp DEMİRKUL (Derleyen)
Kaynak: Euroleague





