13 Mayıs 2026, Çarşamba
spot_img
Ana SayfaDİĞERARŞİVObradovic'ten öğrenmeye başladık / YALÇIN GRANİT

Obradovic'ten öğrenmeye başladık / YALÇIN GRANİT

Geçen yazıma Obradovic’in “Türk basketboluna nasıl faydalı olabilir?” diye sorarak başlamıştım. Ondan nasıl yararlanabileceğimizi her geçen gün öğreniyoruz. Obradovic'in genç Türk oyunculara şans tanıması hepimizi duygulandırıyor. Eğer Kenan Sipahi sakatlanmasaydı bugün onu hayranlıkla izleme fırsatı bulacaktık. Şimdi Kenan’a Berk uğurlu da eklendi, onu da ilgiyle izliyoruz. Obradovic’in olumlu katkısı yalnız genç oyuncularımıza değil. Senelerdir sahalarda gözükmeden dolaşan Melih Mahmutoğlu da onun sayesinde ortaya çıktı. Yarın Melih Milli Takım'ın önemli maçlarında ilk beşte başlarsa şaşırmayacağız.
Obradovic bize Türk koçların da kıymetini öğretti. Birçok genç koçumuz Fenerbahçe Ülker’in 4'te 1 bütçesi ile ve Obradovic gibi Avrupa’nın en iyi koçuna karşı başarıyla takımlarını yönetince Türkiye’de ne kadar genç ve yetenekli koçumuz olduğunu görerek sevindik. Bunların başında Uşak Sportif’in koçuOzan Bulkaz geliyor ve onun elinde değer kazanan genç oyuncu İbrahim Yıldırım da bizi heyecanlandırıyor.
Genç Türk koçların değerini yine iyi anladığımız bir diğer kulüp de TOFAŞ oldu. TOFAŞ takımı bu sene saldırgan savunma anlayışına ikili üçlü sıkıştırmalı savunma uygulaması ekledi. Koç Ahmet Çakı’yı da kutluyoruz.
Genç koçların ortaya çıkması bardağın dolu tarafı. Bardağın boş tarafındaysa hala yeteri kadar büyük oyuncu yetiştiremediğimiz gerçeği yatıyor. Birçok iyi oyuncumuz var ama onları çok iyi yapacak oyuncu geliştirme koçları uygulamasını hala başlatamadık. Bu yüzden federasyon ve kulüplerin bir türlü başlatamadıkları oyuncu geliştirme koçu uygulamalarını da genç ve başarılı Türk koçlarından bekliyoruz. Eğer Türk koçlar yanlarında boşu boşuna oturan birçok yetenekli asistan koçlardan birini “oyuncu geliştirme koçu” olarak görevlendirirse, bu yol açılmış olur. Oyuncu geliştirme koçlarının ilk yapacakları iş oyuncuların her biri için bir not defteri tutmak olacaktır. Bu not defterinde oyuncuların artı ve eksileri detaylı olarak yazılacak ve asistan koçun hedefi belirli bir süre içinde artıları çoğaltmak eksileri azaltmak olacaktır. Asistan koçun görevi maç kazandırmak değil oyuncu kazandırmak olmalıdır.
Detaya girmeyelim ama öyle gözüküyor ki yakında Türkiye’de yabancı oyuncu kısıtlaması kalkacak. Bu durumda BEKO Ligi daha çekişmeli bir lig olacak ve kulüpler sponsor bulmakta şanslarını arttıracak ama sınırsız yabancı sayısı Türk oyuncuların önünü daha da tıkayacaktır. BEKO Ligi güçlenecek, kulüplerin Avrupa’da şansı artacak ama aynı şeyi milli takım için söylemek imkansız olacak.
Bugün kulüp takımlarımızın sorumlularının en büyük derdi para bulmak ve maaşlarını zamanında ödemektir, bu hepimiz için geçerliydi ama bu sorun hala canlı. Bütün kulüplerin hedefi iyi yabancı oyuncu bulup, güçlü kadrolar kurup, iyi sponsorlar bulmak üzerine. Kimsenin iyi oyuncu yetiştirmek gibi bir heyecanı yok. Türkiye’nin gelmiş geçmiş en başarılı basketbol adamları listesinde Erman Kunter’in yeri zirvededir. Erman bile büyük oyuncu yetiştirecek organizasyon kurmak yerine Amerika’ya giderek iyi siyah yabancı oyuncu seçmeyi tercih etmektedir. Eğer Erman “Türkiye’de büyük oyuncu nasıl yetişir?” konusuna odaklansa bizim için çok önemli bir gelişme olur. Zira onun basketbolda kafasına koyup da yapamayacağı bir iş yoktur. Bugün Türkiye’de hayatını iyi basketbolcu yetiştirmeye adamış sınırsız bilgili ve tecrübeli koç Cavit Altunay var. Eğer o Türkiye’de büyük oyuncu yetiştirme sorumluluğunu taşısaydı her şey çok farklı olurdu ama Cavit Altunay’ın kıymetini para bulmak zorunluluğu yüzünden başta ben ve hiç kimse anlayamadı ve onu kullanamadık. Oyuncu yetiştirme konusunda bir diğer büyük isim Türkay Çakıroğlu. Semih Erden’i yetiştiren koçtur. Eğer “Türkay şimdi ne yapıyor?” diye sorarsanız cevaba şaşıracaksınız. Çünkü kendisi Türkiye’de kıymeti bilinmediği için bugünDubai’de Arap çocuklarını daha iyi oyuncu yapmak için uğraşmaktadır.
İsterseniz biraz daha teknik konulara girelim. Bugün basketbolda faul artışlarının önemi her geçen gün artmaktadır. Eğer siz az farkla biten bir çok maçın istatistiklerini incelerseniz, bu farkın iki takım arasındaki faul atışı yüzdeleri farkından kaynaklandığını görürsünüz. Faul çizgisine gitme ve başarılı faul atmanın önemi her geçen gün artmaktadır. Bu yüzden bugün dünyada geçerli taktiklerden birisi rakip takıma bir an önce 4 faul sınırına ulaştırmak ve başarıyla faullerden sayı kazanmak şeklindedir. Başarılı faul yapmak konusunda da her geçen gün yeni adımlar atılmaktadır. Çünkü eski metodlarla problemin çözülemediği görülmektedir. Örneğin Dwight Howard’ı ele alalım. Maçlardaki faul atış yüzdesi 47 idi ve bütün basın hatta seyirciler onun faul yüzdesini arttırmak için çalışması gerektiği fikrinde ortaktılar. Tabii koçlar da aynı görüşteydiler ve Howard’a özel faul antrenmanlarına başladılar. Genelde faul çalışmalarında sahne şudur: Siz faul atarken yanınızda etrafınızda kimse yoktur, sadece potanın dibinde topu size geri veren bir yardımcı vardır. Howard da çalışmalarını böyle sürdürdü. Antrenmanlarda faul isabeti yüzde 85’lere çıktı. Ama maçlardaki isabet yüzdesinde bir değişiklik olmadı. Bu durum basketbol adamlarını bu konu üzerinde düşünmeye zorladı. Vardıkları sonuç şöyle oldu: Siz antrenmanda üst üste yüzlerce faul atarsanız antrenmanlarda faul yüzdenizin artacağı tartışılmaz ama bu gelişmeyi maça taşımak o kadar kolay olmuyor. Zira maçlarda üst üste en çok iki faul atışı şansınız oluyor. Bu yüzden de antrenmanlardaki gelişmeyi maçlara taşıyamıyorsunuz. Çare olarak kesintisiz blok halinde sayısız şut atmak yerine kesintili arka arkaya sadece iki şut atarak kendinizi maçlara hazırlamanız şart oluyor. Bazı günler yine yüzlerce faul atarak çalışıyor ama çoğu gün iki faul atışıyla başlıyor, faul atışınızı bir fundamentalla kesip karşı potaya kadar dripling yapıp topu attıktan sonra geri dönüp yeniden sadece iki faul atıp kaçını soktuğuna bakıyorsunuz. Faul atışlarını dikkatle incelerseniz genellikle ikili atışların ilkinin kaçtığını ve ikincisinin girdiğini görürsünüz. Bu yüzden oyuncular birinci atışta tereddüde düşüp kaçırabiliyorlar, ikinci atışta ard arda attığınız faul atışlarını hatırlamanız önemli oluyor ve isabet şansınız artıyor. Tabii işin bir de psikolojik yanı var. Örneğin rakip sahada oynarken seyircinin siz atış atarken yarattığı ortam son derece dikkat çekici olur. Siz faul atışı idmanı yaparken tüm takım arkadaşlarınız üç saniye koridorunun yanına yerleşip size aleyhte tezahürat yapmalı ve maça hazırlamalıdır. Eğer kesintili yani sadece iki atış idmanlarına öncelik verirsek Türk basketbolu da büyük bir avantaj kazanmış olur.
Son olarak kesintisiz antrenman/block practice, kesintili antrenman/random practice bu iki kelimenin daha iyi karşılığını bulursanız yorum yollayın.
BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler