ASLINDA bu elemeleri oynamak bile Türkiye’nin pek kendine yakıştırdığı mücadele değil. Bir eleme oynayacaksak bunun Eylül’deki Avrupa Şampiyonası elemesi değil, temmuzdaki olimpiyat elemesi olmasını bekliyorduk ama o eski mesele.
SONUÇTA Türkiye’nin seviyesinin en az 2 gömlek altında bir eleme turnuvasına giderken yaptığımız hesaplarla, son maça çıkarken yaptıklarımız arasında gerçekten çok ama çok dramatik bir fark oluştu. Asıl büyük şampiyona öncesi olimpik havuza girmeden çocuk havuzunda ısınıp biraz kendimizi sınayalım derken iki karış suda debelendik durduk.
AMA geçen 1 aylık sürede tadımızı kaçıran maçların sonunda dün Çek Cumhuriyeti karşısında basketbol anlamında da ağzımıza bir parmak, hatta bir kavanoz bal çalarak bitti. Vize alındı, seyirciye şov yapıldı, endişeler dağıldı, 10. Yıl Marşı söylendi, çocuk havuzundan görkemli bir çıkış yapıldı.
SİNAN TESTİ BİTSİN
ÇEKLER’İ daha ilk çeyrekte teslim aldık. Pota altında oynama ısrarımız, hakemlerin de evsahibine biraz daha sempatiyle bakan düdükleriyle birleşince ilk 7 dakikada Çek uzunları faul problemine girdi ve maçın kaderi orada belirlendi. Doğuş ve Furkan’ın enerjisiyle, önceliğini savunmaya veren daha sonra da bunu tribün sinerjisi ile birleştiren Türkiye’nin neler yapabileceğini de maçın devamında gördük. Dün Semih-Kerem-İlkan üçlüsü toplam 20/31 isabetle tam 52 sayı üretti. Bu uzunlar konusundaki eziciliğimizi anlatıyor. Bir de %83’le faul attık ki o hakikaten herkese sürpriz oldu.
AMA bu elemelerden istediğimizi aldık mı derseniz, en alınması gerekeni yani vizeyi aldık evet de biz zaten onu cepte görüyorduk. Onun dışında yeni oyuncuları takıma entegre etmek, bazı oyunculara yeni roller vermek gibi konularda İlkan’ın çıkışı hariç pek bir arpa boyu yol gidemedik. Keza oyun kurucu pozisyonunda kariyerinin en sıkıntılı dönemlerini yaşayan Sinan’ın bu teste artık bir kere daha girmemesi gerektiğini de tekrar gördük. Ama bunlar gelecek yazın meseleleri daha çok. Belki “Ne güzel oldu” diyemedik ama en azından derin bir oh çekip, “Nihayet bitti” diyebiliriz. Zaten bizim bu çocuk havuzunda işimiz yok.




