Euroleague Ödülleri
NBA ile Avrupa basketbolu arasındaki onlarca farktan belki de en büyüğü sezon ödülleri. 82 maçlık normal sezonun sonunda NBA, yılın öne çıkan performanslarını ödüllendirir. Ödüller, bireysel performansları hatırlamak ve takdir mefhumunu resmileştirmek için önemli bir göstergedir. Avrupa’da NBA’deki kadar çeşitli bireysel ödüller olmadığı için, tüm sezonun öne çıkan bireysel performanslarını hatırlamak adına ödülleri dağıtma görevini üstlendik. Bir nevi işgüzarlık, bir nevi öne çıkan isimleri selamlama düsturu.
Yılın Antrenörü
Sasa Obradoviç (ALBA Berlin)
ALBA Berlin bu kadrosuyla Eurocup’ta yarışsa ve çeyrek finale kalamasa, kimse nedenini sorgulamaz. Nitekim ilk turdaki performansları da bunun bir göstergesiydi. Ancak Obradoviç zaman zaman oyuncularıyla kavga etmesine sebep olsa da, onların özgürlüklerini belirli kurallarla sınırlandırıp önemli maçlar kazandı. Top 16’da Barcelona’yı yenmeleri sürpriz gibi geliyordu. Sonra durmadılar, deplasmanda Panathinaikos, Maccabi ve Galatasaray’ı yenerek kendilerini ispat ettiler. Diğer grupta Anadolu Efes altı galibiyetle çeyrek finale çıkarken, yedi galibiyetle, hem de son maçta, son sekiz dışında kaldılar. Bu kadroyla bunu başarmak büyük iş.
Yılın Yöneticisi
Shimon Mizrahi (Maccabi Tel Aviv)
Her Maccabi Tel Aviv maçında bench’in hemen yanında oturan sarı atkılı beyefendiden söz ediyorum. Bir takım düşünün ki, şampiyon olduktan sonra 20 dakikanın üzerinde süre alan beş oyuncusunu ve antrenörünü kaybetsin ancak yeniden aynı seviyede kalsın. Maccabi Tel Aviv geleneğini sürdüren, bunu yaparken Euroleague seviyesine yeni oyuncular kazandıran Mizrahi, sezonun en iyi yöneticisi.
Yılın Savunmacısı
Stephane Lasme (Anadolu Efes)
Ölçmesi en zor istatistik savunma. Top çalma ve blok istatistikleri yüksek olan oyunculara bakarsanız, o isimlerin birçoğunun istatistik uğruna takım savunmasını zora soktuğunu görebilirsiniz. Bu yüzden Stefan Markoviç, Ricky Hickman gibi isimler hiçbir zaman hak ettikleri savunmacı etiketini alamazlar. Lasme de bu oyunculardan biri. Günümüzde ikili oyunlarda adam değişme savunmasının bir numaralı ismi Lasme. Ne kısalara geçiliyor, ne uzunlara imkan veriyor. Hangi stratejiyi uygularsanız uygulayın, Lasme Avrupa’nın en iyi savunmacısı.
Yılın en iyi altıncı adamı
Sergio Rodriguez (Real Madrid)
Avrupa’da ilk beşlerin önemi NBA’dekiler kadar çok değildir. NBA’de antrenörler genellikle maça başladıkları beşle ikinci yarıya da başlarken, Avrupa’da bu durum biraz daha farklıdır. Bu kıtada önemli olan maça kimin başladığı değil, kimin bitirdiğidir. Ancak madem NBA ödüllerini vermek iddiasıyla yola çıkıldı, o zaman kenardan gelerek en önemli katkıyı sağlayan oyuncuyu seçmek gerek. Avrupa’nın en iyi oyun kurucularından biri Sergio Rodriguez, tüm sezon boyunca sadece iki maçta ilk beş başladı ve Real Madrid ikinci beşinin lideri oldu. Ödülü de sonuna kadar hak etti.
En Çok Gelişme Gösteren Oyuncu
Taylor Rochestie (Nizhny Novgorod)
Kariyerindeki üçüncü Euroleague sezonunu yaşayan Rochestie, şu ana kadar hep arada kalmış oyunculardan biriydi. Nizhny Novgorod’da ona uygun bir düzen kuruldu, ve Amerikalı guard nasıl bir skorer olduğunu gösterdi. İkili oyunlardaki başarısı, Art Parakhouski’yi de yukarı çekti. Geçen sezon 6.5 olan sayı ortalamasını 18.9’a çekmesi, gelişimin sadece sayısal bir kanıtı. Rochestie, artık Euroleague’de orta sınıf takımlardan birini taşıyabileceğini kanıtladı.
Yılın Çaylağı
Damian Kulig (Turow)
Ödülün tanımına bakılırsa, ilk kez Euroleague oynamış birçok isim aday olabilir. Andrew Goudelock, Brian Randle, James Anderson, Jamel McLean, Darius Adams gibi isimler sezonun flaş çaylakları arasında. Ancak bir isim var ki, bu sezonki oyunuyla seviye atladı. 27 yaşında Euroleague seviyesine çıkan Damian Kulig, modern basketbolun en çok ihtiyacını duyduğu dört numaranın sözlükteki tanımı gibi. Dış şut tehdidi var, topu yere vurup çembere gidebiliyor, ribaund alıyor, sırtı dönük oyunu var… Yeteneklerini Euroleague sahnesinde de sergileyen Kulig, şimdiden gelecek seneye büyük bir takıma transfer yapmayı garantiledi.
En Değerli Oyuncu
Nando De Colo (CSKA Moskova)
Sezonun MVP’si ödülü için Nemanja Bjelica’yla Nando De Colo arasında çok çetin bir yarış geçecek. Hangisi ödülü alırsa, diğerine yazık olacak. Nando De Colo, CSKA’nın şuta dayalı oynayan süper yıldızları arasında sezonunu kurtaran isim oldu. Oyun olgunluğu, oyun kurucu içgüdüleri, çembere giderek yarattığı hücum çeşitliliği, çaldığı toplarla başlattığı hızlı hücumlar, bitiriciliği ve maç sonu oynama becerisiyle CSKA’nın en kilit oyuncusu De Colo. Sezonun en çok galibiyet alan takımının en iyi oyuncusu, sezonun da MVP’si.
Sezonun en iyi beşi
Nando De Colo (CSKA Moskova)
NBA’den Avrupa’ya dönüşü kusursuz oldu. Dimitris Itoudis’in topa yön veren üç oyunculu sisteminin kilit parçası.
Rudy Fernandez (Real Madrid)
Avrupa’nın en sevilmeyen oyuncuları listesinde zirveye oynar. Sevilmemesinin en önemli sebeplerinden biri çok can yakması. Bu sezon %52 ikilik, %38 üçlükle 12.8 sayı – 3.4 ribaund – 3.3 asist – 1.7 top çalma istatistiklerini tutturdu. Barcelona’yı farklı yendikleri maçta kusursuzdu.
Devin Smith (Maccabi Tel Aviv)
Son şampiyon Maccabi Tel Aviv, birçok oyuncusunu kaybetmesine rağmen yine çeyrek finalde. Hem de geçen seneden sadece bir maç fazla kaybettiler. Bunun en büyük sebebi Devin Smith. Gösterişsiz, ancak kusursuz bir basketbolu var. Dört pozisyon birden savunabilen bir forvet olmasının yanı sıra, takımın en skorer ismi.
Nemanja Bjelica (Fenerbahçe Ülker)
Svetislav Peşiç’in Socrates dergisindeki sözleri, Bjelica’yı anlatmak için yeterli: “Avrupa’da ondan daha komple bir basketbolcu varsa, ben bilmiyorum.” Fenerbahçe Ülker’in unutulmaz TOP 16 yürüyüşünün müsebbibi. İddiasız iki maçta Boban Marjanoviç 28 ribaund almasaydı, TOP 16’nın ribaund kralı oluyordu. Takımın en önemli yaratıcı oyuncusu.
Ante Tomiç (Barcelona)
Real Madrid tarafından gönderdildiğini hatırladıkça muhtemelen İspanya’nın başkentindeki taraftarın karnına ağrılar giriyordur. 2.17’lik bir yüksek post oyuncusu haline dönüşen Tomiç, sahanın her yerini görüp mükemmel paslarıyla oyunu yönlendiren bir isim haline geldi. Oyunu olgunlaştıkça daha da keyif veriyor.
Sezonun en iyi ikinci beşi
Miloş Teodosiç (CSKA Moskova)
Avrupa’nın belki de en yetenekli oyuncusu Miloş Teodosiç. Maç sonlarını oynamak en büyük eksiğiydi, Itoudis’in dokunuşuyla bu eksik de kapatılmış oldu. Teodosiç, üzerindeki yük azaldıkça pas ve şut yeteneklerini daha net sergiliyor. CSKA’nın bu sezonunda imzası olan isimlerden.
Vassilis Spanoulis (Olimpiakos)
Avrupa’da takımı için en değerli oyuncunun Spanoulis olduğunu anlamak çok zor değil. Bir an için gözlerinizi kapatın ve Spanoulis olmadan Olimpiakos kadrosunun neler yapabileceğini hayal edin. Bu sezon sakatlıklar yüzünden kendi standartları altında kalsa da, Spanoulis hala Avrupa’nın en iyi oyuncularından biri.
Andrew Goudelock (Fenerbahçe Ülker)
İlk Euroleague sezonunda, Avrupa basketbolu tarihinin en önemli koçuyla çalıştı Goudelock. Sezon boyunca kendi basketbolunda ufak değişiklikler yaptı, bazı fedakarlıklarla takıma uydu ve bu onun daha da iyi oynamasını sağladı. %48 üçlük atarak ne kadar iyi bir şutör olduğunu kanıtladı.
Felipe Reyes (Real Madrid)
Mirsad Türkcan ve Antonis Fotsis’le birlikte Avrupa basketbolu tarihinin en iyi ribaundcularından biri. Hücum ribaundu konusunda aktif oyuncular içinde eşi benzeri yok. Bu sezon maç başına üç hücum ribaundu aldı, ki Real Madrid’in şut kullanmayı seven kısalarını düşündükçe değeri daha da artıyor.
Boban Marjanoviç (Kızılyıldız)
Pota altında onunla eşleşmenin imkanı yok. Hem 2.22 olduğu, hem de çok güçlü olduğu için. Boban Marjanoviç, nesli tükenmeye yüz tutan eski usul pivotların bir temsilcisi. Benzerlerinin aksine uzun süreler sahada kalabiliyor ve çok iyi serbest atış yüzdesi var. Gelecek sene en büyük takımlardan birine gitmesi kesin gibi.
Sezonun en iyi üçüncü beşi
Taylor Rochestie (Nizhny Novgorod)
Nizhny Novgorod’daki oyuncuların iyi istatistikleri aldatıcı olabilir. Çok yüksek tempoda ve savunmayı pek de umursamıyormuş gibi oynuyorlar. Fakat ne olursa olsun, Taylor Rochestie’nin istatistiklerini görmezden gelmenin imkanı yok. Taylor Rochestie, Euroleague sezonunu %51.9 ikilik, %50 üçlük ve %92.5 serbest atış isabetle bitirdi. Tarihte 50-50-90 yapan 7. oyuncu oldu. 50-50-90 şut atanlar kulübünün diğer üyeleri: Sasha Djordjevic, Derrick Sharp, Mindaugas Zukauskas, Vrbica Stefanov, Thomas Ress, Sergio Rodriguez.
Sergio Llull (Real Madrid)
Llull’dan oyun kurucu mu olur? Oldu bile. Pablo Laso’nun düzeninde çılgın, tartışmalı şut seçimleri olan atletik bir kısadan, Real gibi yüksek tempolu bir takımın oyun kurucusuna evrildi Llull. Eskisi gibi iniş-çıkışları yok. Artık daha da istikrarlı.
Reggie Redding (Alba Berlin)
Kısa forvet pozisyonunda topu eline verebileceğiniz kaç oyuncu var ki? Redding onlardan biri işte. Alba Berlin hücumlarının temel noktası. Hunharca çembere giden Alex Renfroe’nun yanında Alba’nın sağduyulu lideri. İkili oyunlarda hem şutörleri, hem de devrilen uzunları beslemeyi seven, bütün büyük maçlarda öne çıkan önemli bir yıldız. Seneye büyük transfer yapacak.
Brian Randle (Maccabi Tel Aviv)
Onu her hafta en iyi 10 harekette görmeye alışkınız zaten. “Doğru takımda olmanın bir oyuncu için önemi” konulu panellerin ana öğesi olur Brian Randle. Koşmayı seven Maccabi’de atletizmiyle fark yaratıyor. Top çalan, blok yapan, gerektiğinde açık alanda savunmadan topla çıkabilen bir forvet Brian Randle.
Nenad Krstiç (Anadolu Efes)
Efes’in bu sezon iki farklı kimliği vardı: Thomas Heurtel’den önce ve Heurtel’den sonra. Krstiç, geçiş sürecinde yalpalayan Efes’in tutunduğu dal oldu. Savunmada bazı zaafları olduğu aşikar, ancak Krstiç halen hücumda Avrupa’nın en değerlilerinden.





