Bir musibet bin nasihatten iyidir demiş atalarımız… Şu günlerde bu deyişi Anadolu Efes için kullanmak mümkün.
Yaptığı 10 transferle yeni bir kadro kuran ve övgüler yağdırılan Lacivert – Beyazlıların, ayaklarını yere basması için Spirou’dan alınan şok yenilginin olumlu yanlarına bakmak daha yapıcı olacaktır. Bir Real Madrid ya da Maccabi'ye kaybetseniz gözardı edeceğiniz noktalara bu kez daha iyi odaklanma şansını ele geçirmek bile çok önemli…
Yoksa, “Ufuk Sarıca ile bu iş olmaz”, “Ilievski bu takımın guardı mı?”, “Neden 5 pota altı oyuncusu var da iki tane daha iyi skorer yok” gibi klasik eleştirilere pabuç bırakmış, modern bakış açısından yoksun kalacağız. Aman biz böyle odaklanmayalım konuya…
Esas sorun Ufuk Sarıca’nın altını çizdiği yerde aslında. Efes kağıt üzerinde iyi bir takım ancak bunun parkeye yansıması, takımın tam anlamıyla bir ‘makine’ düzeninde çalışması için zamana ihtiyacı var…
Ne isimlerde ne sistemde bir sorun olduğunu düşünüyorum ben… Tekdüze bir bakış açısının Avrupa basketbolunda geçerli olmadığını bize öğretenlere bir bakalım. Sadece savunmayla kazanılmadığını A Milli Takım, her zaman geniş rotasyonun gerekmediğini Makedonya, net bir 2 ve 5 numaran olmasa da başarılı olunabileceğini Galatasaray bize gösterdi.
Bir bütün halinde oynayınca, hücumda her oyuncunun bir rolü olunca, savunmadan kimse kaytarmayınca, birlikte oynamayı ‘felsefe’ haline getirince zaferler birbiri ardına geliyor. Efes de bu yol ve inançta. İşte bu yüzden Spirou kazası çok şey öğretecektir Lacivert – Beyazlılara… Yeter ki Ufuk Sarıca ve ekibi ile oyuncular bu mağlubiyetin muhasebesini yapabilsin kafasında. Sonrası kolay…
‘Bu kadar pembe olma, hiç mi hata görmedin maçta’ diye soracak olanlar için de şunları söyleyebilirim: Alan savunması (özellikle Spirou’da Beghin ve Riddick 5 faul olunca) uzun süre yapılmamalıydı, Batista 6 Savanovic 12 dakikadan daha fazla sahada olmalı ve katkı vermeliydi, Vujacic kötüyse onun alternatifi daha farklı bir bakış açısıyla (kısa rotasyonu takım içindeki çözümle delicilik kazanmalı) sahada olmalıydı ve son topta (her ne kadar Ufuk Sarıca’nın açıklaması mantıklı olsa bile) mola alınmalıydı.
Spirou’dan alınan yenilginin iyi tarafı da işte bu. Kendini analiz etme, hataları ‘erkenden’ görme ve ayağını yere sağlam basma…
Bir yenilgi kimseyi yolundan çıkarmaz. İsterseniz Real Madrid’e bakın… Geçen yıl Final Four’a çıkarlarken normal sezonda kime 67-49 yenilmişlerdi?
* Fanatik Basket'ten alınmıştır
CAN İŞBAKAN



