Dünyaca tanınan modern Türk şairi Can Yücel ne güzel demiş: ''Bana bir varmış de, bir varmış, bir yokmuş deme, içim acıyor. '' Ne derin düşünce değil mi, hele bugün yaşayan sığ insanları gördükçe ustayı bir kez daha anayım dedim. Basketbol tarihimize de mal olmuş, bir şekilde isim bırakmış eski dostları tanıtmaya devam ediyorum. İçinin güzelliği yüzüne vurmus derler ya işte Şak Şak Mehmet tam böyle bir insan, böyle bir dost.
Şimdi o benim yadırgadığım basketbol anlatanlar, yorumcular Şak Şak Mehmet oynadığı zaman basketbol anlatsalardı durmadan ovvvv, vuvvvv, aaaaaah gibi bağırır, çağırır, dururlardı. Türk basketbolunda sizlerin smaç dediği o zamanlar içine vurmak denilen fiili ilk hakkıyla yapan basketbolcu Şak Şak Mehmet'di.
Saçları yele gibi, basketbolu Pele gibi denilen bir görüntüyle sahaya çıkan Şak Şak Mehmet hemen ilgiyi çeker, özellikle zamanın genç kızları daha ısınmadan itibaren gözlerini ondan alamazlardı. Tam bir atlet basketbolcuydu, top tek elinle tutar, neredeyse beline kadar çembere zıplar ve topu tam tabiriyle gömerdi potaya.
Sadece smaç yapmaz başta jump-shot atışı olmak üzere tüm basketbol atışlarını en düzgün, en artistik, en görkemli şekilde yapardı. Ufak bir kusur vardı bu atışlarda basket yüzdesi biraz düşüktü ama o kadar kusur kadı kızında da olur. Senesini hatırlamıyorum, bir A Milli Takım antrenmanı, Spor ve Sergi Sarayı'nda, antrenör Sayın Yalçın Granit, takımda zamanın bütün yıldız oyuncuları var; Kemal Erdenay, Reşat Güney, Nuri Tan, Zeki Tosun, Nur Germen, Halil Dağlı, Ferhan Baras, Battal Durusel, Abdullah İnce ve diğerleri aralarında Şak Şak Mehmet de var tabii.
Bendeniz de her zamanki gibi seyrediyorum, antrenmanın daha başlarında Yalçın Granit, ''Herkes yere otursun, Mehmet sen bir top al gel.'' dedi ve “Beyler, açın gözlerinizi de jump-shot nasıl atılır görün” dedi.
Şak Şak Mehmet topu alıyor, tek başına resim gibi, aynen kitapta tarif edildiği gibi jump-shot atıyor, alıyor bir daha atıyor, filmini çek göster.
Ancak bu gösteri Halil Dağlı'nın ben böyle atamıyorum ama hepsini sokuyorum bu hiçbirini sokamıyor demesiyle sonuçlanmış, basketbolun yerini kahkahalar dostluklar almıştı. Şak Şak Mehmet, unutulmaz, galiba başkentin tek şampiyonu Ankara Muhafız Gücü takımının da önemli bir oyuncusuydu.
Şimdilerde Bodrum'da sevgili annesiyle yaşayan bu güzide basketbolcu, bırakın tecrübelerinden faydalanmayı, birkaç yıldır sürdürdüğü altyapı çalışmalarından bile vizyonsuz, bilgisiz yöneticilerce uzaklaştırıldı. Başta da dediğim gibi tertemiz, saf, bembeyaz bir insan olan Şak Şak Mehmet, TV başında basketbol hasretini gideriyor, sohbetlerimizi yapıyoruz ve mutlu mesut yaşıyor. Çok eski dostuma annesiyle beraber uzun ve mutlu bir ömür dilerim.



