Bir yandan lig maçlar, diger yandan Euroleague.
Takip etmekte oldukça zorlanıyorum.
Benim gazeteme ‘Birgün’ futbol yazıları göndermem de işin için içine eklenince,
Anlayın durumu.
Yakınmıyorum. Severek yapıyorum işimi. Hep öyle oldu zaten.
Siz okurlarıma, bilgi ve deneyimlerimden bir nebze doğru aktarabiliyorsam,
‘Ne mutlu bana’
Önce Euroleague ile başlayayım.
Üç takımla katılmamız Türk basketbolu için oldukça önemli.
İşin ucunda İstanbul’da oynanacak ‘Final Four’ var.
Galatasaray’dan oldukça umutluydum. Önceki yazılarımda çok iyi sonuçlar alacaklarını dile getiriyor ve ilk sekiz ufukta görünüyor diye düşünüyordum.
Bu düşüncemi şimdilik askıya alıyorum.
Alıyorum derken umudumu yitirmiş değilim.
Çünkü, Zaza Pachulia, yeteri kadar kalın çıkmadı pota altında.
Beni en çok şaşırtan, Fenerbahçe Ülker’in performansı oldu.
Euroleague seviyesinin altında kaldılar.
Bogdanoviç bu oyunuyla, oraları kesemez.
Ne yazık ki, ikinci bir ‘Giricek’ sendromu yaşanacak gibi.
Kötü savunma yapıyorlar, kötü hücum ediyorlar.
Aydın Örs , işi bir an önce toparlamalı, yoksa çok geç olacak.
Anadolu Efes, son Milano zaferiyle, Belçika yenilgisini bir kalemde sildi attı.
Gördük ki, Kerem Tunçeri’siz işler istendiği gibi olmuyor.
Vujacic ve Savanovic takımın önemli silahları.
Bu iki oyuncuya sayı yolları buldurmak teknik ekibin ilk görevi olmalı.
İstediğimiz o değil mi? Onlara aşırı ilgi, İlyasova, Barac ve Batista’nın çemberaltını domine etmelerini sağlıyacaktır.
İçeri, dışarı dengeleri kuruldu mu Efes yenilmesi zor bir takım olur.
Savunmayı da her zaman sert ve yardımlaşarak yaparlarsa, geriye sadece, ‘galibiyet’ kalır.
Beko Ligi'ne gelince;
İlk dört sıralama belli oldu.
Efes, BJK, Fenerbahçe, Galatasaray.
Telekom ve Banvit arkalarına yapışır.
Bu yıl Karşıyaka bile diyemiyorum.
Alt sıralar yangın yeri gibi.
Düşecek takımları bilmek, bire yüz verir diye düşünüyorum
Bahisciler iş başına!




