Ana SayfaDİĞERARŞİVLaso'nun oyunu / İSMAİL ŞENOL

Laso'nun oyunu / İSMAİL ŞENOL

- Reklam -

Zeljko Obradoviç’in Fenerbahçe Ülker’i, sezon boyunca saha içi yerleşimi, paylaşım ve pasa dayalı basketbol oynadı. Geleneksel düzenlerin dışına çıkan Fenerbahçe, alışılagelmiş pozisyonları ortadan kaldırarak, takımı guard – forvet – pivot yerine yaratıcılar/bitiriciler şeklinde ayırdı. Hücumda topu iyi paylaşan oyuncular, savunmada da birbirlerine yardım etmek için ek çaba sarf edince ortaya çıkan ahenk, izleyenlere keyif veriyordu. Üstelik Fenerbahçe Ülker, deplasmanda kaybettiği Panathinaikos maçından sonra hiçbir karşılaşmada bu düzenden sapmadı. İçerideki CSKA Moskova ve Olimpiakos mağlubiyetlerinde dahi Fenerbahçe kendi oyununu sahaya yansıttı.

Final Four’un ilk gününde Real Madrid’e kaybetti Fenerbahçe Ülker. Son iki yılın finalisti ve Avrupa’nın en değerli kadrolarından birine ev sahipliği yaptığı organizasyonda yenilmek şaşırtıcı değil. Sorun skor tabelasında kaybetmekte de değil, neticede daha önce de maçlar kaybedildi. Esas hayal kırıklığı, Fenerbahçe Ülker’in oyunu kaybetmesiydi. Maç öncesi tahminlerde Pablo Laso’nun Zeljko Obradoviç’e net bir üstünlük sağlayacağını söylemek, öngörülemezdi.

Laso, üzerindeki tüm baskıya rağmen eski hocası Obradoviç’i alt etmeyi başardı, Fenerbahçe Ülker’i düzenden çıkardı ve oyunu kazandı. Bu, Real Madrid’in finale çıkmasından daha büyük bir başarıydı. Üstelik Laso bu galibiyeti kusursuza yakın üç sayı yüzdesiyle hücum ettiklerinde almadı. Laso, belki de tek bir savunma hamlesiyle kazandı maçı.

Real Madrid’in temel hedefi, Fenerbahçe Ülker’in pas oyununu bozmaktı. Bunun için de tepeden başlayan ikili oyunların hiçbirinde devrilen oyuncuya yardım getirmediler. Jan Vesely’nin smaç üstüne smaç yaptığı bu dönemde skorun yakın olmasına aldanan Fenerbahçe tuzağa düştü. Vesely ilk topta hücumu bitirirken, savunmada iyi alan kapatan Real Madrid, Fenerbahçe Ülker’in paslaşmasına engel oldu. “Vesely beni tek başına yenemez” riskini alarak yola çıkan Laso, oyunu bozdu. Ritmini bulamayan Fenerbahçe, eski alışkanlıklarına dönerken kenardan bir müdahale gelmedi. Andrew Goudelock, Nemanja Bjelica ve Bogdan Bogdanoviç tıkanan hücumları tek başlarına çözmeye çalıştı ve oyun bol driblingli bire bir hücumlara döndü.

Fenerbahçe oyunun merkezine hücumu koymuş bir takım. Sahanın diğer yarısında bireyselleşmeye gitmek yalnızlığı da beraberinde getirdi. Savunmada da yalnız kalan Fenerbahçe, tel tel dökülmeye başladı. Savunma stratejisini “her pozisyonda adam değişimi” üzerine kuran Fenerbahçe’de, sene başında gördüğümüz sahneler tekrarlandı. Adamına geçilen oyuncu, bu değişimleri bahane olarak kullanmaya başladı. Şutların neredeyse hiçbirine el gösteremeyen Fenerbahçe, en zor anda takım halinde hareket etmekten vazgeçip, daha ikinci çeyrekte maçtan koptu. Obradoviç’in hücumdaki probleme bir çözüm üretememesi, Laso’nun maçı kazanmasını sağladı.

Bu maçtan çıkarılacak iki önemli ders var: Birincisi, kulüp tarihinde ilk kez Final Four’a kalarak başarı elde eden Fenerbahçe Ülker’in, kendini başarıya götüren doğrulara sıkı sıkıya bağlı kalması gerekliliği. Fenerbahçe paylaştıkça, yardımlaştıkça, birlikte hareket ettikçe var.

İkincisi, savunma problemleri. Eğer Fenerbahçe Ülker, savunmada sürekli adam değiştirme stratejisini sürdürmek istiyorsa, topa iyi baskı yapabilen bir guard’a ihtiyaç var. Aslında bench’te bu sorunu çözebilecek iki isim vardı dün. Birisi ayağındaki alçıyla oturan Ricky Hickman, diğeri de takım elbiseleriyle oturan Ömer Onan…

Hayatın her alanında olduğu gibi, tecrübe kolay elde edilmiyor. Neticede Laso ve Real, üst üste iki şampiyonluk kaybederek öğrendi. Kadrosunda daha önce Final Four oynamış sadece iki oyuncu bulunan Fenerbahçe Ülker, bu mağlubiyetle tecrübe satın aldı. Şimdiki hedef, tıpkı Obradoviç’in söylediği gibi, gelecek sezon için bu tecrübeyi olumlu kullanmak olmalı.

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler