Sene başında koç Ergin Ataman, “ben varsam iddia vardır” sözü ile kendine ve kulübüne olan güvenini dile getirmişti. Sansasyonel Deron Williams ve Semih Erden transferlerine, yerli olarak Can Akın ve Mehmet Yağmur, yabancı olarak ise Kemp, Hawkins ve Erceg gibi kaliteli isimler eklenmişti. Ligdeki Erdemir mağlubiyetine kadar efsane olabilecek bir başlangıç geldi NBA patentli kadrodan. Beşiktaş taraftarı olsun olmasın herkes hayranlıkla siyah-beyazlıları izliyor, NBA’deki lokavtın uzaması için dua ediyorlardı. Beşiktaş Milangaz’ın sürpriz bir şekilde Avrupa’nın ikinci büyük kupası Eurocup’tan elenmesi hayal kırıklığı yarattı. Bu denli kaliteli bir kadronun elenmesi koç Ergin Ataman’ın eleştirilere maruz kalmasına hatta duyduğu rahatsızlık nedeni ile “twitter hesabını” bile kapatmasına neden oldu.
NBA’den lokavt ile ilgili beklenen açıklama geldi ve siyah beyazlıların Deron Williams rüyası sadece 7 hafta sürdü. Zaten mali konularda pek hoş günler geçirmeyen Beşiktaş yönetimi, yüksek kontratlı iki oyuncunun takımdan ayrılmasına belki de seviniyordu. Bu süre zarfında takım için yapılan yorumlar, dağılacakları ve hedeflerinin kalmayacağı yönündeydi. Ancak Ergin Ataman yeniden doğru tercihler ile ara transferde Arroyo ve Bonsu’yu takımına dahil etti. İki oyuncunun da Williams ve Semih’ten sonra nasıl bir katkı vereceği merak konusuydu. Yapılan mecburi değişikliklere bir de son iki sezonun en formda ismi Can Akın’ın sakatlığı eklendi. Bütün bu olumsuzluklara rağmen Beşiktaş müthiş bir kimya yakalayarak, oynadıkları basketbol ve saha içindeki beraberlikleri ile herkesi şaşırtmaya devam etti.
İlk olarak sezonun en istikrarlı basketbolunu oynayan Galatasaray Medical Park’ı Türkiye Kupası’nda devre dışı bıraktı ve sonrasında finalde Banvit’i yenerek kupaya uzandı. Burada eleştirilebilecek tek nokta, sezon başı bıktırma politikası uygulayarak takımdan uzaklaştırmak istedikleri Serhat Çetin’in takıma oldukça kritik katkı yapması ve sınırlı yerli oyuncu rotasyonunda çok önemli bir parça haline gelmesiydi. Maç sonrasında yabancı oyunculardan görmeye hiç de alışık olmadığımız bir reaksiyon geliyordu. Hawkins ve Bonsu kupayı, sakatlanan ve sezonu kapatan Can Akın’a armağan ediyorlardı. Takımdaki birlik ve beraberliğin üst düzeyde olduğunun, tüm oyuncuların takımlarını nasıl sahiplendiklerinin kanıtıydı bu alkışlanacak hareket. Yerli ve yabancı tüm oyuncuların sahada gösterdiği özveri, 'takım' olgusunun kısa sürede oturduğunun göstergesiydi.
Normal sezonun bitmesine bir maç kala araya bir de Eurochallenge şampiyonluğunu sığdırmaya çalışan Beşiktaş, Macaristan’da düzenlenen final-four’un ilk maçında ev sahibi Szolnoki Olaj ile karşılaştı. Olağan görüntüsünden çok uzaktı siyah beyazlılar. Hücumda ritmini ve temposunu bir türlü yakalayamadı. Yarı final maçlarının, oyuncular üzerinde final öncesi psikolojik bir eşik olduğunu da düşünürsek oldukça kötü bir hücum performansı (%36 iki sayı, %13 üç sayı) göstermesine rağmen, ancak iyi 'takımların' yapabileceği gibi kazanmasını bildi Beşiktaş. Stres yüklü final maçında, Fransız takımı Chalon karşısında 17 sayı öne geçen, 3.çeyreğin sonunda ise 2 sayı geriye düşen Beşiktaş, alışagelmiş karakterini ve kazanma arzusunu ortaya koyarak şampiyon oldu. Bonsu ve Erceg totalde yapmış oldukları 51 sayı 35 ribaund ile final maçını domine ettiler. Maç boyunca kısalardan istediği katkıyı alamayan siyah beyazlılarda, maçın el yakan iki üçlüğünü sayıya çevirdi Arroyo. Hatırlanacağı gibi yarı final maçında da etkisiz bir oyun ortaya koyarken, en kritik 4 serbest atıştan sayı bulmuş ve galibiyeti getirmişti Porto Riko’lu oyun kurucu.
Efes Pilsen 16 yıl önce kulüpler bazında ülke tarihinin tek kupasını kazanırken, kenar yönetimdeki Ergin Ataman bu kez baş antrenör olarak ikinci kupayı tekrar ülkemize getirmiş oldu. Daha sezon bitmeden iki kupa kazanma başarısı gösteren Beşiktaş Milangaz’ı ve emeği geçen herkesi tebrik ediyor, play-off’ta başarılar diliyorum.



