Savunmacı Oktay Mahmuti'nin Galatasaray Medical Park'ı ile Avrupa'da savunmasıyla ün saldığı dönemde oyuncu olarak bunun en önemli parçası olan Anadolu Efes coachu Ufuk Sarıca'nın karşılaştığı oyunun defansif yönünün ağır basacağı aşikardı; öyle de oldu.
Efes, rakibinin seyirci baskısı ve saha içi dirençle oluşturduğu “kritik eşiği” 3. çeyreğin başında aşıp, farkı çift haneli rakamlara çıkarana dek ortada “kıran kırana” müthiş bir savunma savaşı vardı.
Galatasaray, Zaza'nın oyunda olduğu 7. ve 13. dakika arasındaki 6 dakikalık bölümde ve 3. çeyreğin sonunda oyuna boyalı alandan hükmederken, Sarı-Kırmızılılar'ın bu bölgedeki efektif oyunu sakatlıktan yeni çıkan yıldızın çabuk yorulmasıyla sınırlı kaldı. Anadolu Efes ise aynı bölgede Barac'ı hemen her hücumda kullanmaya çalışıp, rakibini içeriden çökertme çabası içine girdi. İlk yarının son bölümünde de ısrarla pota altını işleyip Barac'la bulduğu sayılarla devre sonunda bu sayede az da olsa skor avantajı buldu.
İki takımın da kısalara aldığı tedbirlerle boyalı alandaki ürektenliğe endeksli olan “kısır döngüde”, yani bırakın şut atmayı, potayı görmenin bile mesele olduğu oyunda ivme yakalayan taraf bir adım öne geçecekti ki bunu başaran Anadolu Efes oldu. Önce 23.15'te Ersan'la ender üçlüklerden birini bulup farkı 8 sayıya çıkardılar, ardından da momentumu rakibinin elinden almak için hamle yapan Galatasaray'a bu kez 3. çeyreğin sonunda önce Kerem, ardından da Vujacic'le baskın çıkıp son periyoda hatırı sayılır (6 sayı) bir avantajla girdiler.
Psikolojik eşiği aşmanın artısıyla ve moral motivasyonuyla son periyoda giren Efes, Kerem ve Sinan'ın arka arkaya gelen iki üçlüğüyle 32.32'de farkı 14 sayıya çıkardı ve bir anlamda böyle bir maç için “kazandım” diyebileceği önemli bir sayı avantajını cebine koydu. Koydu koymasına ama “kazandım” düşüncesini 40 dakikanın sonuymuş gibi benimseyip “galibiyeti savunma” yanlışına düşüp, fişi çekince de kalan sürede her geçen dakika Galatasaray'ın yaklaşmasına adeta izin verdi. Sarı-Kırmızılılar da bu maç için hiç de normal olmayan 11-0'lık seriyi, oyunu kontrol etmeyi “abartan” rakibine karşı hem de 6 dakika hiç sayı yemeden buldu. Ama dediğimiz gibi 14 sayılık mesafe, bu maç için öyle yarım çeyrekte kapanabilecek bir fark değildi. Sonuçta Anadolu Efes, Tarence Kinsey'nin olmadığı Maccabi Electra yenilgisinin ardından belki de daha büyük baskı altında oynadığı zor deplasmanda “Kinsey'sizlik” duygusunu yenmeyi de başarmış oldu.




