21 Nisan 2026, Salı
spot_img
Ana SayfaDİĞERARŞİVKnicks'te başarı yok; ama zirvede!

Knicks'te başarı yok; ama zirvede!

- Advertisement -
- Advertisement -

Forbes Dergisi’ni bilirsiniz… Her sene tekrarladığı ve ilgiyle takip edilen çalışmaları vardır: Dünyanın en güçlü adamları, dünyanın en güçlü kadınları veya dünyanın en zengin kişileri diye. Bu ay başında yayınlanan sayısında bu kez NBA’da bulunnan 30 takımı bir şirket gibi düşünüp bilet gelirleri, maaş ödemeleri, toplam borç/şirket değeri, faaliyet karı gibi kriterleri göz önünde bulundurarak NBA’nın bütün takımlarının toplam değerini açıkladı. Toplam değeri nelerin oluşturduğuna bakığımızda 4 kırılım görüyoruz: Sportif değer, piyasa değeri, salon değeri ve marka yönetimi.

Bu değerlendirmeye ilk olarak genel bir çerçevede baktığımızda 30 takımın toplam ortalama değerinin 369 milyon dolar (geçen seneye oranla sadece %1 artış) olduğunu ve bu rakamın gelmiş geçmiş en yüksek ortalama değer olan 379 milyon doların altında olduğunu ve birçok takımın yaşanan ekonomik krizin derin etkilerinden henüz kurtulamadığını gösteriyor.17 takımın (San Antonio, Dallas, Miami, Orlando gibi listenin en üst sıralarındaki bu takımlar bu 17 takımdan birkaçı) faaliyet zararı (vergi,faiz ve amortisman öncesi zarar) açıklaması, Minnesota, Sacramento ve Indiana’nın açıklamış olduğu faaliyet karındaki düşüş durumun ciddiyetini gözler önüne seriyor.  NBA gibi Amerikan rüyasının en büyük, en şirin parçalarından birinden söz ediyoruz sevgili okuyucular, unutmayın! 1998-99 sezonundaki lokavttan sonra ilk kez böyle bir kara tablo var önümüzde.

Takip edenler listenin bu yılki birincisi LA Lakers’ı ikinciliğe iten New York Nicks oldu. Şaşırtıcı olsa gerek değil mi? Uzun yıllardır şampiyonluğu bırakın, kendi konferansında bile parlak bir performans sergileyemeyen bir takım nasıl olur da listenin en tepesine gelir kurulur diye düşünüyor insan. Amare’nin takıma katılması ile 2001-02 sezonundan bu yana ilk kez kombine satışlarının ve sponsorluk anlaşmalarının patlaması, (JP Morgan Chase bankası ile yapılan 300 milyon dolarlık anlaşma) geçen sezona göre maaş ödemelerini ve son olarak lüks vergi ödemesini 4 kata kadar azaltması faaliyet karını bir anda geçen seneye göre 3 kat arttırması yukarıda bahsettiğimiz marka yönetiminin bir parçası diye düşünüyoruz. Listenin üst sıralarında Chicago Bulls’u, Boston Celtics’i ve Houston Rockets’ı görmemizin nedeni de bizce marka yönetiminin bir parçası. Marka yönetimine bu kadar takık olmak her şeyin özünde bu ‘sanat’ın yatıyor olduğu fikrinden ileri geliyor çünkü marka yönetimi sayesinde takımlar (yoksa şirketler mi demeliydik?) gelirlerini arttırmanın ötesinde yeni kaynaklar yaratıp, harcamalar konusunda iyimser tablolar oluşturabiliyor ve marka algısı sayesinde basketbolseverlerin zihninde sıcak ve taze kalıyor . Houston Rockets’ın geçen sene play-offları kaçırması, Yao’nun kronikleşen sakatlıkları, T-Mac’in takımdan ayrılması Houston cephesinde sadece olumsuz gelişmelerin meydana geldiği fikrini doğursa da listenin 5. sırasında yer alması takımın sporitf anlamda olmasa da finansal açıdan yönetiminin başarılı olduğunu gösteriyor. Ya da Bulls’un geçen sezon play-off ilk turunda Clevland’a elenmesine rağmen, NBA’da geçen sezon en kalabalık salona sahip olması TV reytinglerini de oldukça meşgul etmesini örnek olarak gösterebiliriz. Tabi bunun en büyük nedenlerinden biri Bulls’un bulunduğu Chicago eyaleti; ancak anlatmaya çalıştığımız şey sportif başarı olmasa da elde edilen maddi başarılar. Sportif başarı elbette maddi başarının önüne geçer ama sportif başarının temelinde yatan takımın sahip olduğu finansal altyapı.

Bu listede dengeleri alt üst eden bir olaydan bahsetmeden geçemeyeceğiz çünkü bir sporcunun ekonomik dengelerde bu kadar etkili olabildiği daha önce görülmemiş bir olay. Tahmin edeceğiniz üzere bu kişi LeBron James. Cavaliers’ı bırakarak Miami sahillerinin yolunu tutması sonucunda sportif açıdan dengelerin nasıl değişebileceği aşikar olsa da bir takımın ekonomik değerinde ‘sarsıntı’ yaratacak derecede bir sonuç doğurması herhalde sürpriz oldu. Rakamların konuşmasına izin verirsek görüyoruz ki 1 sene içerisinde Miami Heat’in değeri 17% artarken, Cavaliers’ın değeri de %26 oranında düştü. Bu konuyu da irdelemek gerekiyor ama bu tarz içeren bir yazı haftaya kalsın.

Sonuç olarak diyebiliriz ki takımlar genel anlamda krizin etkisinden kurtulamamış görünüyor ve David Stern’in bu konuda gerçekleştireceği projeler söz konusu. Sportif başarı- mali başarı tartışmaları hala mevcut. Seneye hazırlanacak listeyi merakla bekliyoruz doğrusu…   

 MUSA ALMACA

BENZER HABERLER

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

- Reklam -spot_img

Son Haberler