Fenerbahçe BEKO, durum ve şartlar ne kadar aleyhine gelişirse gelişsin sahaya ‘winner’ kimliğini koyduğunda gerçekten de yenilmesi çok güç bir takım…
Dün, Baskonia deplasmanında bunu bir kez daha gözler önüne serdiler ve son 10 maçta 9. galibiyeti elde ederek zirveye tırmanışa da devam ettiler.
Sarı-Lacivertli takım ilk 25 dakikası ayrı, kalan 15 dakikası ayrı 2 maç oynadı adeta Baskonia ile… İlkinde özünden uzak, temaslı savunma yerine rakibe özgürlük tanıyan, potaya gidecek koridorları açık bırakan, boş şut imkanı veren, kısacası ‘özünden uzak’ bir Fenerbahçe BEKO vardı sahada… Savunması bir hayli sıkıntılı olsa da hücum potansiyeli açısından ‘tehditkar’ bir takım olan Baskonia, Howard, Simmons ve Luwawu-Cabarrot gibi kısalarıyla ilk yarıda oyuna dikte eden taraftı. Fenerbahçe ise takip mesafesini koruyup, rakibinin kaçıp gitmesine izin vermedi bu ilk 20 dakika süresince…
İlk yarı sonundaki 53-53’lük eşitlik, maçın içinde olduğumuzu gösterse de, oyun karakteristiği açısından savunma direncinin çok aşağıda kaldığı da netti. Üçüncü periyoda başlarken, soyunma odasında Saras’ın muhtemel uyarılarının bu açıdan olumlu etki yaratmasını bekliyorduk ama hiç de öyle olmadı. Neredeyse koca ikinci çeyrekte yediği (25) sayıyı, 3. periyodun sadece ilk 5 dakikasında potasında gördü (24) Kanarya!.. Üstüne üstlük, Horton-Tucker, önce itirazdan bir teknik faul alıp, hemen ardından da Howard’a yaptığı sportmenlik dışı faulle bir anda oyundan atılıvermişti… Howard, Spagnolo ve Omoruyi ile ivmelenen Baskonia da 25.09’da Spagnolo’nun üçlüğü ile farkı 10 sayıya (77-67) çıkarmıştı… Ardından gelen mola ise Fenerbahçe BEKO’nun ‘nihayet’ fabrika ayarlarına dönmesini sağladı. Ve maçın kalanında, 15 dakikaya 41-16’lık müthiş bir seri sığdırdı Sarı-Lacivertliler… 25 dakika rakibine 77 sayı izni veren Kanarya, kalan 15 dakikada 16 sayıda tuttu Baskonia’yı… Savunma sertleştikçe, hücumda da daha akışkan olmayı başardılar. Önce Tarık devreye girdi, ardından Melli’nin 3. periyot sona ererken 18-5’lik seriyi tamamlayan müthiş üçlüğüyle daha son çeyrek başlamadan momentumu ele geçirmiştiler bile…
Son periyodun ilk 5 dakikasında rakibin kaçan şutlarına Melli, Boston JR ve Colson’un üst üste 4 üçlüğüyle yanıt verince de fark bu kez Fenerbahçe lehine çift haneleri buldu. Ve Sarı-Lacivertliler, Horton-Tucker’ın atıldığı, Jantunen ve Birch’ün 5 faulle oyun dışı kaldığı mücadeleyi 15 farkla kazanarak ‘winner’ karakterini bir kez daha ortaya koymuş oldu.
Çift maç haftası öncesi yeni yıla böyle önemli bir deplasman galibiyetiyle girmek güzel… Sonuçta Baskonia her takım için zor bir deplasman ve Fenerbahçe burada uzun bir zamandır kazanamıyordu. 6 Ocak’ta Ülker Arena’da oynanacak Olympiakos maçı da ‘ilk 4 içinde yer kapma yarışı’ adına kritik bir dönemeç olacak.
EFES, IŞIK VERMİYOR
Anadolu Efes, dün de Kızılyıldız’a evinde kaybederken yine savunmadaki ‘defolarının’ fazlasıyla açığa çıktığını gördük… Lacivert-Beyazlılar’ın özellikle pick’n roll savunması ligin en kötülerinden biri olabilir. Zaten savunmada adam değiştiklerinde sonrası rakip adına ‘çorap söküğü’ gibi geliyor. Direnmek yerine çok çabuk pes eden bu yapı ile yol almak gerçekten zor görünüyor. Dün bir de şutlar girmeyince fark 20’lerin üzerine çıkıp, 30’lara dayandı. İlk 19 maçta 6 galibiyette kaldılar. Efes, sezonu çöpe atmanın eşiğine geldi. Oyuncu grubunun yitirdiği özgüveni geri kazanması Larkin’in dönüşü ya da Saben Lee takviyesi ile çözülür mü? Pek de öyle görünmüyor…



