22-20-16-14; F.Bahçe Ülker’in periyot başına potasında gördüğü sayılar. Maçın özeti aslında… Savunma, savunma, savunma! Bu sezon genelinde, bu maç öncesinde, karşılaşma süresince ağız birliği etmişçesine ağzımızdan dökülen kelime.
OYSA ne de kötü başlamıştı temsilcimiz mücadeleye. Pota altında Sofo’yu, maç genelinde Pargo’yu durdurmakta yaşanan zorluk, yürekleri ağızlara getirdi. Ev sahibi değil de sanki deplasmanda oynayan, savunma konsantrasyonunu bir türlü sağlayamayan F.Bahçe Ülker, atsa tutamadığı rakibine boyun eğecek diye umutsuzluğa kapılmadık değil.
TARAFTARIN ETKİSİ
POTA altını savunsa dış şutları durduramayan temsilcimizin, hücum hamlelerini savunmayla destekleyememesi ilk yarının kâbusu gibiydi. Bir kan, bir enerji, bir ateş lazım derken; Vesely, ilk çeyrek sonunda getirdiği kıvılcımı, taraftarın rüzgârıyla maçın en kritik son bölümünde büyük bir yangına çevirdi. Emir’in, Kenan’ın, Zoric’in, Goudelock’un, sahada ter döken her bir değerin ve en önemlisi muhteşem taraftarın hakkını da teslim etmek lazım.
ALKIŞLAR VESELY’YE
DÜN akşam kanarya hepimize “Nasıl oynanmamalı”yı da “Final Four için nasıl oynanmalı”yı da çok net şekilde gösterdi. Konsantrasyonu, arzuyu, isteği maksimumda tutup tuttuğunu koparmayı bilen bu takım; ilk yarısında değil ama ikinci yarısında son 4 için iddiasını ispatladı. Şimdi sıra ikinci maçta sonunu hatırladığımız yerden devam etmek ümidiyle.
KAZANILACAK iki maç daha var, temkinli, konsantrasyonunu maç geneline yayan bir F.Bahçe Ülker izlemek dileğiyle. Yazıya noktayı maça nokta koyan isimle yapmak gönlümden geçen. O nedenle son alkışlar da son sözler de Vesely’ye…