İsmet Badem, Euroleague ön elemesi ilk maçında Banvit'in Le Mans'a mağlup olduğu karşılaşmayı sitemize değerlendirdi.
“Çırpan kanat rüzgara teslim olup bir oraya bir buraya sallanırken, gökyüzünde süzülen şans perisi gülmeyi unutunca “Kader eller yukarı” yaparmış!
Anadolu Güneşi Banvit, yıllardır “Sabır taşı” örneği, küçük bir beldeyi basketbolu ile ayağa kaldırdı. Daha doğrusu ilk önce uyandırdı, kımıldadı, tek, tek yavaş yavaş, aşıladığı “basketbol aşkı” ile çıktığı yolda hemşerileri asla onları yalnız bırakmadı. Dev hayaller kurdu ama ertesi güne değil, zamana yaydı. Bekledi, ağzından ilk çıkan kelimeler “Şampiyonluk çığırtkanlığı” yerine “bekle ve gör” üzerineydi.
Alt yapı ilk hedefti: Bir gün takımın asları, yıldızları minicik çocukların kocamanlığa ulaştığı günlere kucak açacaktı. Milli Takımların her katmanında: Banvit’li oyuncular ile tıka basa dolu olacaktı! Bu yabancılara kapılar kapanacak anlamına gelmezdi!
Boyası yapılan evde tiner kokusu zarar vermesin diye komşu eve bir geceliğine taşınmak gibi, Abdi İpekçi’ye ailece taşınmak! Keşke geçmişte; Bandırma’da salonu iki oda bir salondan, daha büyükçe tutsaydık mı ne!
Neyse bu yol çok uzun! Fransızların geçen senenin finalisti güçlü ekip: Le Mans kolay lokma değil! Çok beğendiğim, Simmons ve yeni transfer eski Cim-Bom’lu Graves’in bir anda sakatlanıp takımın dışında kalması “Evdeki hesabın şaşmasına neden oldu” Şafak Edge 24.21, İbrahim Yıldırım 15.19, Erol Can Çinko 16.01, İzzet Türkyılmaz 2.42 süre almaları. Hatta hiç korkmadan boy göstermeleri kazanılan 10 kupaya bedel! Neden mi?
Uzun süredir radyoda ya da her yerde: Bas bas konuşuyorum “Türkiye’de alt yapıdan oyuncu gelmiyor” diye! Peki bu oyuncular ne? İşte iyi ki, bu maça geldim. Bu gençleri görünce yenilgiyi unutup, cesaretle oynayan gençleri alkışladım. 2010 Dünya Şampiyonasında finalist olan takımımızın gelecekte formalarını güvenle emanet edecek gençlerden bir kaçını görür gibi oldum! Hücumda iyiler ancak hiç birinin savunmasını beğenmedim! Daha agrasif ve rakibi bayıltan savunma yapamıyorlar! Önde ikili sıkıştırma yapıp rakipten söke söke topu kapamıyorlar! Uzunlarla direk oynarken özellikle Willams’ı iyi kullanamıyorlar! Esas olan Williams’ın en etkili olacağı pozisyonda topla buluşturabilmek! Eeee, pazardan alır gibi oyuncu olunmuyor! Çok çalışmaları gerekli, yerden yere atlarken onları görmeliyiz!
Bunları Neden yazıyorum? Çünkü hayal kırıklığına uğramak istemiyorum. Banvit iyi yolda. Orhun Ene gençlerin yolunu kesecek yabancı oyuncu almamakta ısrar etmesi, Hemen Tanjevic’in Ömer Aşık, Semih Erden ve Oğuz Savaş’ın yolunu kesmemek için yabancı oyuncu almaması örneği aklıma geliyor.
Euroleuage yolu çok uzun ve zorlu! Le Mans öyle ahım şahım bir takım değil! Sadece oyun disiplininden kopmayan, hızlı oynayan bir takım. Siyahiler iyice Fransa’yı teslim almışlar! Takımlarda ilaç için birkaç beyaz arayı sıkıştırmışlar!
Batista, Rupert, Koffi, Covile iyi oyuncular! İnanın biraz iyi oynayan Banvit Fransa’da Le Mans’ı alt edip turu atlar! Biraz cesaret biraz istek ve mücadele…Altı sayı, bence aşılmayacak fark değil.
Sakın İpekçi yerine, evimize biran önce dönelim sendrumuna girmeyin. Çünkü sakatlar bir yana daha iyi basketbolu, daha iyi mücadele seyretmeyi bekliyoruz.
İnanmasam asla bunları yazmazdım! Eski yazılarıma bakınca, Milli Takım için neler yazmışım. Banvit içinde. Hepsinin zaman içinde gerçekleştiğini görmek mutlu ediyor.
Aslında gençler dışında, maç sonrası önemli bir tablo daha çok hoşuma gitti. Maç bitti. Tribünde seyirci rakiplerini ve kendi Banvit’li oyuncularını alkışladı. Sahaya hiçbir şey atılmadığı gibi, tek bir kelime kötü söz duymadım.
Şeref tribününde ise maça gelen tüm “Görener Ailesi” ayağa kalkarak takımlarını alkışlayarak geceye veda ettiler. Örnek bir tablo! Belki bir çok insan farkında değil ama “işte bu”





