Bu başlık içimi acıttı! Kış günü buz tutan ortama kızgın demir gibi daldı! Oynanan maçlardan çok saha dışında olanlar bana çok ters gelmeye başladı! Bir türlü büyümeyen basketbol pastasını paylaşanlar arasında olan “KAVGA”nın Ankara bölümü belgelendi. Günlerdir bakalım nasıl bir haber çıkacak diyordum. Bomba şu an önümde! Hem Basketdergisi sitesinde, hem bana gelen mailde “ağır batıcı, rahatsız edici satırlar gözüme sokulurcasına önümde raks ediyor”
Murat Özyer babamın oğlu değil. Ercüment Sunter ise Türk Basketbolu'nda en sevdiğim insanlardandır.
Bana göre kimler deseniz iki den fazla pardon “üç” ten ayyyy! affedersiniz unuttum bir pardon daha! İngiltere “LORDLAR KAMARASINA” (Bazı kişiler lord diyor, sözlüğe baktım bilesiniz!) aday ya da konuk olarak gelmiş geçmiş basketbol camiasından dört kişiyi gösterebilirim. Prof. Dr. Ali Uras, Tuğrul Kudatgubilik, Hasan Arat ve belki Ercüment Sunter.
Laf aramızda Hasan Arat, Türkiye’nin tarihinde “LORDLAR KAMARASINDA” konuk olarak yemek yiyen tek iş adamı ve basketbol dünyamızdan özel bir insandır. Bu da bilginiz dahilinde bulunsun. “Zaten Lord olunmaz doğulur” değil mi?
Satırlar nereden nereye geldi: Telekom teknik ve idari kadro basın toplantısı yapmış:
Ercüment Sunter: Sezon başında kötü bir dönem geçirdik. Murat Özyer çalışkan bir antrenördü. Ama bazen kan uyuşmazlığı olabiliyor. Şanssız dönem geçirdik. Yaptığımız değişiklik takıma olumlu yansıdı. Merih Çakıroğlu ile yıllardır beraber çalışıyorum. Kendisi Türk oyunculara büyük özgüven sağladı. Daha önce az süre alan Soner Şentürk ve Ümit Sonkol’a daha fazla şans verildi. Türk oyuncular lokomotiftir. Kenetlenince başarı geldi. Çok iyi takım savunması yapıldı. Potansiyelimizi göstermeye başladık! Telekom'un başarısına odaklandık!
Merih Çakıroğlu ise: Taraftarından yardımcı antrenörünü kadar ve yönetime kadar ahenkli çalışma içindeyiz. 3 haftada karşılığını almaya başladık. Teknik ekip Ankaralı olduğu için seyircimiz teknik ekibe ayrı bir sempati ile bakıyor! Ankaragücü ve Gençlerbirliği seyircilerini tribünlere bekliyoruz!
Buna benzer bir sürü, şu andaki başarıyı anlatan hikayeler! Gören de Türkiye ve Avrupa Şampiyonluğu'nu aynı anda kazanan bir takımın yönetimi ile karışı karşıyayız!
Ama ben bunları okuyunca tüylerim diken diken oldu:
Bu nasıl iştir! Ercü, bu nasıl bir konuşmadır Merih kardeş!
Ankara basketbolunu İstanbul pas geçer, medya yazmaz! Diye senelerdir serzenişte bulunursunuz! Neyini yazacağız? Murat Özyer yerine bir başka koç olsaydı yine aynısını yapmayacak mıydınız?
SEVGİLİ ERCÜMENT SUNTER,
Kan uyuşmazlığı! Kimle? Nasıl? Neden? Siz aynı görevlerde değil miydiniz? Murat Tiran mı? Astığı astık, kestiği kestik, kendinden başka kimseyi dinlemez miydi? Sizin eliniz armut mu topluyordu? Kan uyuşmazlığı sizinle miydi? Oyuncularla mı? Yoksa siz ekip değil miydiniz?
Demek ki ilk günden Murat’ı göndermek için kolları sıvamıştınız! Sen bir ağabey olarak Murat’a Ümit Sonkol ve Soner’i oynatması için tavsiyelerde bulunamaz mıydın? Murat işine karıştırmaz mıydı?Murat, Türk oyunculara özgüven aşılayamadığı için mi, böyle oldu? Türk oyuncuları kenetlenmiş ve bunu yeni koç ve senin yanında yıllarca dergahına yüz süren Merih Hocam becerdiği için altın döneminizi yaşıyorsunuz! Gören de Avrupa’da ve Türkiye’de final oynayacaksınız sanacak! Kaç senedir Avrupa’da final bekliyoruz ama avucumuzu yalıyoruz!
Ya Merih Çakıroğlu’na ne demeli!: Şanssız dönem yaşarken, acıları ve başarısızlıkları Murat Özyer’le paylaşmadığın için Murat paşa paşa, takımı terk ederken, beklenen başarılar seninle kenetlenen yönetim, teknik ekip ve oyuncularla geldi… Kan uyuşmazlığında, oyuncuların yerden yere atlamadığında, Ümit ve Soner’in oynamadığı, oyuncuların Murat’a güvenmediği anlarda sen ne yapıyordun? Şimdi düşünüyorum da Murat sıkıntı içinde boğulurken, arkadan el sıvazlıyordun herhalde! Eyvah ki, eyvah! O zaman sezon başında niye yönetime, “Bu işi herkesten daha iyi ben yaparım, kanımız bile uyuşur, oyuncuları yerden yere atlatırım” demedin!Demek Koç Repesa veya İstanbul’dan bir başkası gelse Murat ile aynı kaderi paylaşacaktı!
Erman Kunter sizin dörtte bir paranızla Cholet ile Avrupa’da final oynadı. Sıfırdan yetiştirdiği oyuncularla her sene NBA’e oyuncu gönderip takımına transfer parası kazandırıyor.
Allahtan onun sizin gibi gerçek Cholet’li yardımcıları yok!
Hey İstanbul’lu koçlar, benden söylemesi; sakın Ankara’yı hele hele Telekom’u aklınızdan bile geçirmeyin!
Basın toplantısının en can alıcı sözlerinden biri, Merih Çakıroğlu’ndan geldi. “Taraftarımıza güveniyoruz!” Kime? Taraftara! Pardon, kime dedi? Taraftara! Ancak kendi değil, Gençlerbirliği ve Ankaragücü taraftarına!Yapma be Merih; senin deyişin ile Ankaralı olduğun için, taraftar size destek veriyor. Tamam da siz bin senedir hala bir salon dolduracak; kendi taraftarınıza sahip olamadınız mı? Efes Pilsen gibi yapıp arabalarla seyirci taşısanıza!
Son söz olarak hepiniz ağız birliği yaparak: “Çok iyi hava yakaladık, takım uyumlu, çok iyi çalışıyoruz, inanılmaz mücadele gücü yansıdı, herkes “ARTIK” her topa atlıyor! Önemli olan da bu!
Öffff! Ki ne öfffff! Murat ne kadar kötü koçmuşsun! Ben de seni bir şey sanırdım! Telekom takımının her türlü teknik donanımı varmış. Yani oyuncu, yardımcı, idareci ama sen tüm enerji ve birlikteliği bozup halt etmişsin! Bak senden sonra Telekom'da her şey güllük gülistanlık! ONLARIN DEMESİNE GÖRE OYUNCULAR ARTIK YERDEN YERE ATLIYORLARMIŞ! Sen ise oyuncularını bir kere yerden yere bile atlatamıyormuşsun! Yuh sana!
Son söz: Sevgili Ercü ve Telekom’lu arkadaşlarım, siz çıkıp ortaya bunları söylediniz ben bunları böyle algıladım. Ve size dilimin döndüğünce cevap verdim! Hepinizi sonsuz başarılar. Artık finallerinizde görüşürüz…





