Fenerbahçe basketbol adına hiç savunma yapmadan, ya da, zaman zaman savunma yapmak istese de, 92 sayı yiyerek, sezonun rekorunu kırdılar. Ama ligin en iyi takımlarından Beşiktaş’a 98 sayı atmaları da, aynı şekilde rakibinin savunma yapmadığı görünümü bu önemli damgasını vuran konulardı.
Türk oyuncuların iyi ise o takımın başarılı olması çok kolay oluyor. Hem Kanarya’da hem Beşiktaş’ta yerli oyuncular her maça isimlerini yazdırır oldular.
“Hani devlet vermezdi! Hani devlet spor deyince muslukları kısardı! Proje getirin hemen okey çekelim “ Diyen devletin! Son zamana denk gelen, vakit tanınmasına fırsat verilmeden, sadece emri vaki yaptığı “kısa kulvar yarışlar için” Sırf kapıya gelen yarışlar için! Hükümetin verdiği destek “Kısaca trilyonların canına okundu” Abdi İpekçi gece kondu spor havuzu olma unvanı ile “basketbola merhaba” dedi! Hem de, İpekçi kariyerine en pahalı emanetçi salon rütbesi! Şu olimpiyat komitesine uyuz oluyorum! Abdi Beyin ruhunu sızlattıkları trilyonları, Olimpiyat evinin ardında ki, boş havuza harcansaydı kalıcı tesis yaratılırdı! Neyse bunu başka günü yazma hakkım mahfuz kalması kaydı ile! Basketbola dönelim. “Evet İpekçi uzun süredir ilk kez, basketbola merhaba” dedi. Fenerbahçe cezası bittiği için ilk kez seyircisi ile merhabalaştı. Onca eksik ve sakatlığa rağmen Fener’de suratlar biraz yumşamış! Herkes basketbola dönmüş! Dönmeyecekler ne yapacaklar. Bu oyuncuların mesleği ekmek paraları bu değil mi? Semih verilen her pası rakibin potasında sayıya çevirdi. Eğer pas gelirse, Semih’i merak etme! Fırtına gibi başlayan Fenerbahçe Avrupa kupalarında alışmak durumunda olduğu savunmayı pas geçiyor! Kartal’da savunmayı unutunca ortalık sayı çöplüğüne dönüyor. Giden, gelen boş geçmiyor!
Devre 54-45 gibi Üçüncü çeyrek 73-74 Başiktaş önde giriyor. Fenerbahçe nedense bir türlü isteneni veremiyor. Kötü değiller, İyi hiç değiller! Seyirci dediler. Al işte seyirci ama siz oynamayınca! Böyle oluyor! Perldzic, Kinsey, Oğuz iyi oynadılar. Kartal’da Cevher ve Engin’i çok beğendim. Chatman ve Baxter’de gerekeni yapıyor. Her hangi bir savunma ve hücum seti yok! Sadece atanın kazanacağı bir maç! Kaçan fauller, Beşiktaş’ın üçlük saplantısı ve göz göre göre alabileceği maçı avuçlarından kaçırırken, Baxer’ın kaçırdıkları, teknik faulleri Cevher, Engin, Haluk ve Muratcan’ın emeklerini denize döktü! Mrsiç ise hem oynadı, hem oynattı. Bence sahanın yıldızıydı. 98-92 lik skora pek alışkın değiliz!Böyle savunmaya böyle traş! Ama en azından bol bol sayı izledik. Darısı diğer maçlara!
Önemli birkaç noktaya değinmek istiyorum. Beşiktaş deplasmanda oynamasına rağmen neden hücum seti yapmadan neden acele şut atıyor? Bu şutlar kendi potasında sayı oldu. Baxter ve Chatman sadece kendilerine oynuyorlar. Hiç pas verme huyları yok! Cevher her hücumda mutlaka pas almalı. Çünkü çok büyük silah. Ribaund alınca daha hızlı oynamalılar. Yüksek posttan saldıran rakibine gölge savunma yapamadılar. Fenerbahçe ise sayı atma meraklısı Preldzic ve Gırıçek’in üç saniyeye pas indirmediler. Bu basketbolun temel kanununa aykırı şeyler!



