Her şey yeniden merhaba der gibiydi! Ruhlar bedenle birleşmiş, gözlerde ki, ifade sert, istekli en önemlisi kararlı bakışlara dönüşmüştü. Sisin eller yukarı dediği İstanbul, basketbolu acı ile kucaklıyor günler süresince! Kurşun dökecek kadar batıl inançlara sarılasım geldi basketbolun düştüğü dar sokaklarda yaşanan kabuslardan! Dur desek olmuyor! Skandallar, kavgalar acılar birbirinin sırtında acı içinde kıvranıyor! Basketbol arabesk şarkılar gibi “acıların sporu” gibi yakamıza rozet misali yapıştı kaldı. İşte bir dur, bir bekle gecesinin çıkmazında mutlu bir habere kucak açtık. Litvanya basketbol ülkesi, uzaklarda beyaz ve soğuk gecelere hazırlanıyor.
Giricek Fener’in aydınlığının altında prematüre doğumdan mis gibi bir adam çıktı. Oynadı, oynattı. Bakışından oyunundan en etkilendiğim maçtı. Rotasyon motasyon hak getire. Bileğinin hakkı ile zamanı ve sayıları cepledi; maçı getiren oyuncuydu. Ömer Aşık işledikçe, parlamaya başladı, çalıştığı faul atışları ihanet etmedi. Işıl ışıl demir kule olup rakibe göz açtırmadı. (Diğer eksikleri sırada; Hadi Ömer devam et ) Semih beni mahcup etmemek için adeta didindi durdu. Vahşi “Yılkı atı” gibiydi. Dört nala potalar arasında koşturdu. Öyle basketler attı ki! Rakip seyirciyi bile kendine hayran etti. Mrsiç “Solomon yoksa ben varım” dedi. Nöbetçi şutörlükten takımın yönetimine talip oldu ve başardı. Preldzic bu kez tam beklediğim gibi, faydalı ve kararlı oynadı, aklı reflekslerinin önünde başarıya koştu. Zalgiris seyircisi oyunculardan güçlüydü ama onların bile yapacak bir şeyi kalmadı. Sadece Fener’in bire bir savunmalarını zayıf buldum.
Ömer Onan iyi ötesiydi, önemli şeylere imza attı. Greer maç başı sustu, sonra “Hey millet ben de varım” dedi. Ve galibiyet fırtınasına oyun sonrası imzasını ilave etti. Oğuz istekli ama olmadı mı, olmuyor! Kinsey sadece suskun değil, oynamadığı oyunun küslüğünü ve hırçınlığını yaşıyor. Onun gibi oyuncuya yakışmıyor! Devreye girme sırası sende. Tanyevic oyunculara süre kısıtlaması yerine maçı alma terapisi yapmış gibi, rahat ve kararlıydı. Rakip kim olsa fark etmez gibi oynandı ve kazanıldı. İşte bu… Zalgiris’te: Pocius, Watson,Salanga hatta dev adam Begic iyi oyuncular ama ne yaparlarsa yapsınlar, karşılarında hangi takım olursa olsun, bizim çocuklar maçı almaya kararlıydı ve öyle oldu. Beyaz sayfanın ilk öyküsünde; kurban Zalgiris’ti ve diğer Avrupa takımlarını da, yenmek için adeta çok önemli mesaj verdiler…



