Önce Tim Duncan. Ardından Kobe Bryant. Son olarak da Kevin Garnett. Sırasıyla hepsi NBA Play-Off’larına ve şampiyonluk hayallerine veda etti. Sezon sonunda bu üç yıldızın takımı, yoluna devam eden Miami Heat ile birlikte en büyük şampiyonluk favorileri olarak gösteriliyordu. Ama önce Duncan, sonra Bryant ve en son olarak da KG veda etti. Coen biraderlerin “No Country For Older Men” posterinin NBA’e uyarlanmış şekline uymak açıdan sadece bu üç ismi verdim. Anton Chigurh rolüne soyunan Zach Randolph, Jason Terry ve LeBron James’in indirdikleri tek isimler bunlar değildi tabii ki! NBA Play-Off’ları gösteriyor ki, artık hedefi şampiyonluk olan takımlarda gerçekten “İhtiyarlara Yer Yok”. Spurs’e baktığımız zaman beş önemli oyuncunun yaşı 31 veya üstündeydi. 1974 doğumlu olan Antonio McDyess en yaşlısı olurken, 1976 doğumlu Duncan ve 1977 doğumlu Manu Ginobili onu takip ettiler. Lakers’da ise 10 oyuncu 31 yaş veya üzerindeydi. Kobe yine aralarında “genç” görünenlerden birisiydi ve ondan yaşlı Derek Fisher, Joe Smith ve Theo Ratliff vardı. Kevin Garnett ise Boston kadrosuna baktığımız da bazı oyuncularla mukayese edildiğinde neredeyse “üniversite” çağında diyebileceğimiz birisi gibi duruyordu. 1972 doğumlu Shaquille O’Neal’i, 1975 doğumlu Ray Allen, daha sonra 1976 doğumlu Garnett, 1977 doğumlu Paul Pierce ve 1978 doğumlu Jermaine O’Neal takip ediyordu.
Bu girişi yaptık diye lütfen “Kobe Bryant’a ihtiyar dedi” diye düşünmeyin. Burada ki “ihtiyar” kavramı sadece nüfus kağıdındaki doğum tarihi ile ilgili değil. Bu oyuncuların hemen, hemen hepsi uzun yıllar takımlarının bel kemiği olmuş, dakika ve sorumluluk yükünü sırtlamış. Garnett, Bryant ve Jermaine gibi isimler direk liseden NBA’e girdiğinden dolayı onların bu yüklenmesi daha erken yaşta başlamış. Yüklenme arttıkça sakatlıklar gelmiş, ufak tefek de olsa hepsi bir şey alıp götürüyor. Götürdüklerde üst üste eklenince öyle bir zaman geliyor ki düşüş beklenmedik ve ani oluyor. Garnett NBA tarihinde en fazla süre almış 13.üncü oyuncu. Shaq 17.inci, Ray Allen 20.inci, Kobe 24.üncü, Duncan 37.inci. Hatta şu anda NBA tarihinde en çok süre almış ilk 65 oyuncudan 10 tanesi halen oynuyor ve bu oyunculardan sadece Steve Nash bu play-off’larda yok. Bu da bizi NBA coach’ları ve genel menajerleriyle ilgili bir tutkuya, bir inanca getiriyor. “TECRÜBE”. NBA’de bir inanış var. Play-Off zamanı tecrübeyi öğretemezsin. Tecrübenin yerini hiç bir şey almaz. Tecrübenin yeteneğin önüne geçtiği yer play-off maçlarıdır.
Coachlar ve genel menajerler, başkanlar bu kelimeyi gördüklerinde bazı gerçekleri kabul etmekte zorlanıyor. Gözleri bakıyor ama göremiyorlar. Beyni algılıyor ama anlamıyor. Mesela Celtics genel menajeri Danny Ainge “şimdi” Kendrick Perkins takasından dolayı yerden yere vuruluyor. Bu sezon Celtics’te Shaq’ın en az 21 dakika sahada Garnett, Allen, Pierce ve Rajon Rondo ile kalabildiği 24 maçta Boston 20 maçı kazanmış. İşte Ainge’ın taktığı istatistik bu. 39 yaşında olup, ayak baş parmaklarından başlayarak hemen, hemen her yeri ağrıyan, her yeri şu veya bu zamanda sakatlanmış bir pivotun sezonun ilk yarısı oynayacağı basketbol ile sezonun ikinci yarısında oynayacağı basketbol arasındaki farkı göremiyor, hissedemiyor veya düşünemiyor. Cinlik yapmaya çalışıyor, ama çarpılıyor. Sezon bittiğinde serbest kalacak Perkins’ın çok para isteyeceğini düşünerek, Jeff Green’i de Pierce’in veliahtı olarak kazanırım diyor. Çarpılıyor. Nitekim Shaq sezonun ikinci yarısında yok olmaya başlıyor ve play-off’larda yok. Tecrübenin takıma hiç bir katkısı yok eğer maçı $ 2000’lık bir takım elbiseyi giymiş yedeklerin arkasında izliyorsa.
Bu işi en iyi bilenlerin başında Gregg Popovich geliyor. Mario Elie ve Jerome Kersey ile ilk şampiyonluğunda başlayarak, Steve Kerr, Steve Smith, Robert Horry ve Bruce Bowen gibi “tecrübesi” belki de fazla olan oyuncularla şampiyonluklar kazandı. Ancak o zamanlar Popvich yemeği masaya getirdiğinde, ana yemek, yardımcı yemekler, salata, soslar, tatlı ve meyvenin yeri belliydi. Yaşından dolayı yük taşıyamayacak oyunculara fazla yük bindirmedi. Tabii bu arada Tim Duncan adından bir piyango bileti çıktı. David Robinson bir numaralı süper yıldız pozisyonundaki hakimiyetini kaybetmeye başladığında halen pozisyonun en iyilerindendi, ama “eski” Amiral değildi. Tim Duncan yanına geldi bir numaralı süper yıldız pozisyonuna yumuşak bir geçiş yaptı ve Robinson yeni rolünü benimsedi ve San Antonio yoluna devam etti. Robinson artık ana yemek değildi, ama yardımcı yemek olarak gayet güzel karın doyuruyordu. Bu sezon da esasında Popovich her türlü önlemi aldı. Oyuncuların dakikalarını ayarladı, tecrübesi “fazla” olan hiç bir oyuncusu ortalama 30 dakikanın üzerinde süre almadı, ama ne oldu? Zaman kovalıyor, sen kaçıyorsun ama bir yerde seni yakalıyor. Tim Duncan’ı sezonun sonunda yakaladı. Manu Ginobili’yi play-off başlamak üzereyken. Ginobili’siz Spurs evindeki ilk play-off maçını kaybetti ve Memphis ile kovalamaca oynadılar ama yakalayamadan gittiler. O maçta Ginobili olsaydı böyle olmazdı diyebilirsiniz. Rajon Rondo’nun dirseği çıkmasaydı Boston o kadar kolay elenmezdi diyebilirsiniz. Pau Gasol’un aşk problemleri olmasaydı Lakers böyle olmazdı diyebilirsiniz.
Hatta Dallas’ı örnek olarak gösterebilirsiniz. Mavericks’de Jason Kidd 1973 doğumlu, Jason Terry, Brian Cardinal ile Peja Stojakovic 1977 doğumlu, Dirk Nowitzki ile Shawn Marion 1978 doğumlu. Nowitzki sezon boyunca maç başına ortalama 34.3, Terry ise 31.3 dakika süre aldı. Ancak Dallas’ın kadrosunda bu sezon oynadıkları maçlarda maç başına en az 11 dakika süre alan 14 değişik oyuncu var. Coach Rick Carlisle tıpkı Popovich gibi bu süre konusunda dikkatli ve temkinli davrandı. Onun şansı yanındaydı, Popovich’in değildi. Dallas rotasyonunda J.J Barea ve Tyson Chandler dışında 30 yaşının altında oyuncu yok. Ama Carlisle rotasyonu rahatlıkla 9 oyuncuya çıkarabiliyor ve bu oyunculardan 8 tanesi en az 17.5 dakika süre alıyor. Bu önlemlere rağmen tecrübeli oyuncular sakatlıklar yaşadı. Caron Butler gibi sakatlıklar erken geldiği için önlemler alınabildi. Diğer oyuncular ise play-off’a çok sağlıklı girdi ve halen genelde sağlıklı gidiyorlar. İşte burada iki coach, iki takım, ikisi de elindeki kadronun farkında ve ona göre önlemler alıyor, ama birisinin şansı yardım ediyor, diğerinin etmiyor. Yaşlı oyuncuların takımdaki sayısı arttıkça, bu oyuncuların takım içindeki sorumlulukları ve süreleri daha fazla oldukça sakatlanma şansları da o kadar artıyor. Bu kadar basit.
“No Country For Older Men” belki de play-off’larla sınırlı kalmayacak. Lokavt nasıl bir sonuç verecek şu anda bir şey söylemek zor, ama eğer bir şekilde “hard cap” uygulanacaksa (ki sanmıyorum ama yine de gündeme getirmek gerek) bu da takımların bütçelerini süper yıldızlar (Hem ana yemek, hem yardımcı yemek, belki de salata) ve genç, yetenekli ama ucuz oyuncular oluşturacak. Çünkü yumuşak cap (soft cap) kalkarsa mid-level, bi-annual ve Bird exception gibi “özel” durumlar kalkacak bu da bir yaştan sonra oyuncular iyi para kazanmak için Avrupa’nın yolunu tutacak demektir. İki buçuk süper yıldızın sert cap’in büyük bölümünü doldurduğu bir ligde tecrübeliler başka ne yapabilir ki? O sözünü ettiğimiz Mavericks’in $ 33 milyon salary cap’i aştığını biliyor muydunuz? Sert bir cap ile o geniş kadrosunda kaç tane tecrübeli oyuncusunu elinde tutabilir ki? Dallas dışında hangi takımlar finale kalırsa kalsın, bu sezon NBA Play-Off’ları Coen biraderlerden esinlenmiş olacak ve belki de geleceğin bir provası yapılıyor?





