Bir Avrupa Şampiyonası’nda kader maçını Sırplar’la oynamayı kimse istemez. O güne kadar oynadıkları oyun hiçbir ışık vermese de, basketbol kültürleri ve engin tecrübeleri, onların en keskin virajı bir biçimde almasına yardım eder. Bu lanetli kuralı, geçen yıl ev sahibi olmanın avantajı ve Sinan Erdem’i dolduran binlerin olağanüstü enerjisi ile kırmayı başarmıştık. Tam 365 gün sonra aynı mucizenin kıyısına kadar geldik, bu defa olmadı.
Aslında ilk dakikadaki 2-0 hariç, hiç öne geçemediğimiz, özellikle ilk yarıda rakibin ribauntlardaki üstünlüğüne boyun eğip, 14. dakikada 14 sayılık farkla kopmanın eşiğine geldiğimiz, son dakikasına da 5 sayı geride girdiğimiz bir maçta son topla çeyrek final fırsatını yakalamamız bile piyangoydu. Kimseyi suçlama hakkımız yok. Hakemlerin gayet iyi yönettiği bir maçta, kullandığımız 29 serbest atışta sadece 16 isabet bulabildik. “Sırplar gibi yüzde 81’le atalım” demiyorum ama bari yüzde 70’leri tutturabilseydik!..
Korkunç bir ilk yarıyı (3/8 serbest atış, 2/9 üçlük) sadece 8 sayı farkla geride kapattıktan sonra, üçüncü çeyrekte Enes-Ömer Aşık ikilisinin rakip çemberi zorlamasıyla önce ribauntlarda dengeyi sağladık, sonra skora ortak olduk. Sırplar strese girdikçe, savunmamız da oturmaya başladı; ilk yarıda sahada cirit atmasına izin verdiğimiz Teodosiç’in pas kanallarını tıkadık.
Hiç eşitliği yakalayamadık ama nefes kesen takibi son ana kadar sürdürdük. Son dakikada 5 sayıyla yenikken 20 saniyeye sıkıştırdığımız iki basket ve rakibi bunaltan baskımızda hakemlerden gelen hava atışı kararında hücum sırasının bizde olması, büyük bir şanstı. Tıpkı geçen sene olduğu gibi, yine 4 saniye kala son topu biz kullandık. Mola aldık, Orhun Ene ne çizdi bilemem ama faul yapmaktan bitkin düşen rakibe karşı mutlaka çembere gitmemizi söylemiştir. Ersan bunu yapmadı, şutu tercih etti ve turnuvaya noktayı koydu. Gerçi Sırplar faul yapsa, herkese ‘serbest’ olan, ama bizim için işkence anlamı taşıyan o iki atışı nasıl kullanacağımız da soru işaretiydi.
Dünya ikincisi unvanıyla gittiğimiz bir turnuvadan, Olimpiyat elemesi oynama hakkını bile alamadan dönmek çok acı… ‘Maddi-manevi’ berbat durumdayız. Genelde böylesi durumlarda koçlar kurban edilir. Orhun Ene, çıktığı ilk Avrupa Şampiyonası’nda bazı hatalar yaptı elbette… Ancak kaybettiği tüm maçları bir-iki topla rakibe armağan eden Devler’in, turnuva boyunca 178’de 115 serbest atış kullanmasını ve bu çizgiden toplam 63 sayıyı berhava etmesini de takdirlerinize bırakıyorum.





