David Blatt 3 gün önce şunu demişti: 'Bu grup, en zor grup. Türkiye ve Yunanistan, gruptan çıkar da, sonraki 2 takımlık kontenjanı, kim yakalar?'
Evet, çok zorlansa da, Yunanistan kör-topal maç kazanıyor! Biz güzel oyunlarla kazanıyoruz. Hazırlık maçlarındaki kötü oyunlarımızı unutturacak cinsten oyunlarlar, her maç daha güzel işler yaparak, ilerliyoruz.
Ruslara karşı, ilk periyotta zorlanır görünsek de, belki onları tarttığımız içindi. İkinci periyotta, hem savunmamız, daha bir duvarlaştı, hem hücumlarımız, çok verimli idi. Ersan'ın, yüksek skor gücünü iyi kullandık. Ender, Kerem Tunçeri, Ömer Onan ve Sinan'dan, çok kritik dış şutlarla, kazandığımız sayılar, Rusları şaşkına çevirdi. Bu periyotta fark bile yaptık. Bu farkın nedeni savunmadaki başarımızdı. Düşünün, Ruslar bu iki periyotta, ikilik şutlarda, 3/16 ile 19 gibi çok kötü bir yüzde yakalamışlardı. 3/8 ile 38'lik üçlük yüzdeleri, bizi yakalamalarına yetmiyordu ve bu başarılı savunmamızın eseriydi. Bizim ikilik istatistiğimiz 5/14 ile 36, üçlüklerimiz de, 6/13 ile 46'tıydı. Bu bile devre sonunda 33-22 ile 11 fark ileri fırlamamıza yetti.
Son iki periyotun kahramanı, ilk iki periyotun kötüsü, 'Hido'dur. Çünkü Ruslar'a tam yakalanıyoruz, kritik sayılarıyla koparıyor. Bunu tam üç defa yapıyor. Düşünün Hido'nun maç istatistiğinde, 6/16 ile 38'lik çok kötü bir toplam şut yüzdesi var. Hiç önemli değil 'Hayat öpücüğü gibi basketleri de vardı.'
Son bir dakikaya 11 sayı önde girerken bile endişeleri dağılmamıştı. Ancak, şunu net olarak görebiliyoruz; bu milli takım, son dakikalarda ya da saniyelerde, oyun kaybedecek panikte bir milli takım değil. Dünkü Rusya maçından sonra, 'Dev Kardeşlerime, çok daha fazla güveniyorum.'



