Aziz Yıldırım… İlginç bir kişilik. Hemen hemen 25 yıldır boy gösterdiği F.Bahçe sahnesinin 1 numaralı ismi. Pek konuşmayı sevmiyor, camiasına genelde F.Bahçe TV, F.Bahçe dergisi ya da www.fenerbahce.org aracılığıyla ulaşıyor. Kimi zaman esiyor, gürlüyor. Kimi zaman, Şükrü Saracoğlu Stadı’nın hakem odası önünde bağırıp çağırırken görüyoruz. Kimi zaman, Basketbol Federasyonu Başkanı Turgay Demirel’i haşlıyor, “Amerika’larda gezeceğine işine sahip çıksın” diyerek. Bazen TFF Başkanı Mahmut Özgener, çoğu kez de MHK Başkanı Oğuz Sarvan alıyor ‘payına’ düşeni! Peki niçin Aziz Yıldırım böylesine öfkeli, kızgın, hırçın. Geçenlerde bir yurtdışı seyahatte bu soruyu kendisine sordum. Çok kısa ve net bir yanıt verdi: “Kızdırmazlarsa kızmam. Ama F.Bahçe’nin hakkını da kimseye yedirmem. F.Bahçe’nin hakkını arayınca sinirli, agresif olarak gösteriliyorum. Öyle miyim, değil miyim kararı ben veremem, siz verin. Şu Taurasi olayına isyan etmesem, haklıyken haksız duruma düşecektik. İyi ki de çıkışımı yaptım, F.Bahçe’nin hakkını yedirmedim. Yine böyle bir olay olsa aynı şeyi yaparım. Söz konusu F.Bahçe ise de kimseden çekinmem.” Gerçekten de Yıldırım konu F.Bahçe olmayınca bire bir sohbetler sırasında oldukça samimi. Hatta öyle ki masadaki konuklar yemeğe başlamadan çatalını kıpırdatmayacak kadar kibar ya da pasaport kontrolünde kendisine yer veren üyelerin önüne geçmeyecek kadar nazik… Maçlarda kendinden geçiyor. Her F.Bahçe hücumunda, ellerini sıkıp pozisyonu izliyor, rakip ataklarda, kolunu bağlıyor. Batıl inançları olmadığı halde, sanki sahadaki takımla hareket ediyor. Ve şeker hastalığı. Son 3-4 yıldır, ‘Şeker hastası, o yüzden birden parlıyor’ şeklindeki yakıştırmalar da sanıyorum Aziz Yıldırım’ı üzmüş. Ama çıkışlarının sebebi bu sözde hastalık değil. O konuda fazla konuşmuyor, “Şeker kontrol altında. Sorun değil” diyor. Ve yakın çevresi yukarıdaki Aziz Yıldırım portresini çok iyi biliyor. Kimler mi? Ali Koç, Murat Ülker, Semih Özsoy, Şekip Mosturoğlu, Murat Özaydınlı, genç iletişimci Mehmet Sümer… Ve yine bilindiği üzere Aziz Yıldırım’ın yakın çevresindeki kişilerin sayısı da çok değil. Çünkü orada konuşulanın orada kalmasına özen gösteren biri. Güvenip konuştuğu yakın çevresi, Aziz Yıldırım’ın; TFF, TBF, Hacettepe konusundaki çıkışlarını bakın nasıl yorumluyor: “Aziz Bey, ilginç bir kişilik. Örneğin kendi ticari hayatında biri onu zarara uğratsa üzerinde fazla durmaz ama iş F.Bahçe’nin 1 kuruşuna geldi mi, peşinde koşuyor. Ya da hakemler F.Bahçe’nin penaltılarını vermediklerinde, rakibin sertliğine göz yumduklarında kendisini frenleyemiyor, “Ne hakları var F.Bahçe’nin hakkını yemeye” diye başlıyor isyana. Adı da kavgacıya çıkıyor. Hakem odasını falan basmadı, evet o maçın devre arasında ortaya ettiği sözler var. Ama orada F.Bahçe’nin hakkını göz göre yiyorlardı, ona tepki gösterdi. Keza, İnönü Stadı’ndaki sehpaya çıkma olayında da kendi arkadaşlarının akıbetini merak edip, olayı görüp engellemek için masaya çıktı. Basketbol konusunu biliyorsunuz. İlk çıkışını yaptığında, herkes kızdı ama kimin haklı olduğu ortaya çıktı. Eğer, Aziz Yıldırım orada sussa, F.Bahçe’nin ciddi biçimde hakkı yenecekti. F.Bahçe’nin başkanı da F.Bahçe’nin hakkının yenmesine göz yumamaz, Aziz Bey de göz yummadı…” Ne dersiniz Aziz Yıldırım kavgacı mı, yoksa F.Bahçe için her şeyi göze alan biri mi?





